Puan vermedi·720 syf.··
2026 13. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 04:32
Biyolojinin Prangalarından Kurtulmak: Tekilliğe yolculuk ​Ray Kurzweil 2005 yılında yayınlanan bu kitabinda o güne kadar yapılan araştırmalardan yola çıkarak, üstel büyüme ve matematiksel denklemleri de göz önüne alarak hangi hızla hangi noktaya gidecegizi düşünmüş, zihninizdeki "gelecek" algısını yeniden inşa etmek için bu kitabı yazmış. Aslında niyetim Kurzweil’in son çıkan 5.0 kitabını almıştım önce. Ama once 2.0 da neler düşünmüş, neler hayal etmiş bunu gormek istedim ve bu kitaba başladım once. İşte bu yüzden "İnsanlık 2.0", benim için bir hazırlık evresi, bir zihinsel antrenman oldu. Yeni okumaya baslayacaklar için kitabın 720 sf olması gözünüzü korkutmasın her sayfanın yarısı kaynakcaya ayrilmis neredeyse. Hatta bazı sayfalar bir paragraf gibi kalmış. 300 sf okuyor gibi olacaksınız:) Kitaba gelirsek; ​Kurzweil, kitabın merkezine "Tekillik" kavramını koymuş. Onun dünyasında tekillik, insan zekası ile teknolojinin öyle bir noktada birleşmesi ki artık biyolojik sınırlarımızın (ölüm, hastalık, kısıtlı öğrenme hızı) birer "yazılım hatası" gibi görülüp aşılması demek. ​Varoluşun 6 Evresi: Nereden Geldik, Nereye Gidiyoruz? ​Yazar, evrenin ve teknolojinin gelişimini 6 temel evreye ayırarak incelemiş. 1-​Fizik ve Kimya: Bilginin atomik yapılarda saklandığı başlangıç evresi. 2-​Biyoloji ve DNA: Bilginin artık kendi kendini kopyalayabilen DNA moleküllerinde depolandığı dönem. 3-​Beyinler: Evrimin, bilgiyi algılayan ve işleyen sinir sistemlerini (beyinleri) ortaya çıkardığı aşama. 4-​Teknoloji: İnsanın kendi zekasını kullanarak donanım ve yazılım araçlarını geliştirdiği süreç. 5-​Teknoloji ile Birleşen İnsan Zekası: İşte burası kırılma noktası. Tekilliğin başladığı, biyolojik zekamızın teknolojik araçlarla doğrudan entegre olduğu evre. Nano teknoloji, biyo
İnsanlık 2.0Ray Kurzweil · Alfa Yayınları · 2016283 okunma
Sessizliğin Paradoksu: Anlaşılmayanın Yükü
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
“Bir şey dediğimde, yine de hiçbir şey demiyorsam bu hep ironidir.” (s. 150) Kierkegaard’dan okuduğum ikinci kitaptı. Açıkçası metne uyum sağlamam kolay olmadı, sık sık geri dönüşler yapıp bazı yerlerde durup yeniden okumam ve yer yer metin üzerine düşünerek araştırarak ilerlemem gerekti. Bu yüzden, bu kadar emek verdiğim bir okumayı bir incelemeyle taçlandırmak istedim. “İbrahim şöyle diyecek olsaydı: Hiçbir şey bilmiyorum, yalan söylemiş olurdu. Bir Şey diyemez çünkü bildiğini söyleyemez.” (s. 150) Bu kitapta İbrahim’in neden konuşamadığı, trajik kahraman ile İbrahim arasındaki fark ve etiğin açıklayamadığı o paradoksal tekillik olmak üzere üç farklı tema baskındı. Kitap ana eksende İbrahim’in neden konuşamadığı sorusuna odaklanıyor. Kierkegaard bu susma eylemini basit ve zarif bir suskunluk ya da şiirsel bir kapalılıktan öte bir imkânsızlık olarak sunuyor. İbrahim’in neden açıklanamaz bir figür olduğunu göstermeye çalışıyor. Metinde bu düşüncesini yer yer bazen keskin ifadelerle dile getiriyor: “İbrahim susar çünkü konuşmaktan acizdir.” (s. 84). Hatta başka bir yerde: “Çok şey der de bir tek şey bile diyemez.” (s. 144) diyerek İbrahim’in sessizliğini, psikolojik bir susma değil de söylenebilir olanın sınırına gelmiş bir dilsizlik olarak nitelendiriyor. Estetik birey (kahraman figür); bazen birini korumak, incitmemek ya da bir aşkı kollamak için susabilir. Ama İbrahim’in sessizliği bu türden bir gizlilik değil ortak dile çevrilemeyen bir paradoksun sonucu. Bu yüzden trajik kahraman ağlayabilir, anlatabilir, teselli bulabilir ama İbrahim konuşsa bile yine de asıl söylemesi gereken şeyi söyleyemez. Kitabın trajik kahraman ile İbrahim ayrımına odaklandığı kısımlar en etkileyici teması. Kierkegaard’ın İbrahim’i trajik kahraman yerine etiğin sınırlarını aşan
Felsefe
Korku ve TitremeSoren Kierkegaard · Pinhan Yayıncılık · 20152,257 okunma
Reklam
Tek Meyve Portakal Değildir. Peki, nedir bu "portakal"?
Puan vermedi·192 syf.·
2026 9. kitabı
Tek meyve portakal değildir. İyi de, nedir bu "portakal"? Jeanette Winterson, kitap için "Bu bir biyografi ve biyografi değil," diyor. Evet, bu bir biyografi. Jeanette'in hayatını görüyoruz. Evet, bu bir biyografi değil. Çünkü kendi hayatımızı da görüyoruz. Belki de, kendimize ait sandığımız tek bir hayat yok. Hepsi, birbirinin kopyası. Bu yüzden bu kadar tanıdığız. Ve bir o kadar da yabancısıyız birbirimizin. Başlığa, "Tek Meyve Portakal Değildir, Peki ya nedir bu "portakal"?" yazdım. Sahiden, bu portakal da ne? Kitabı elime aldığımda, yazarın okuduğum bir önceki kitabında kullandığı 'vişne' aklıma geldi. Bu da öyle bir şey olmalı dedim. Yanıldım. Esasen Jeanette bize, bu sözle birkaç şeyden bahsediyor. Gelin bunlara bakalım. İlki, bir toplumsal eleştiri. Tek tip düşünce ve tek doğru dayatması. Kitapta bunu, toplumu ve toplumun içine yerleşmiş din ideolojisinin savunduğu doğru/yanlış kesinliğini görüyoruz. Katı bir günah dayatması var. Toplumun uygun bulmadığı şeyleri ancak bir günahkar yapar. Günahkarları şeytan kollar. İblisler her yerdedir. Bunun üzerine biraz düşünelim. Tanıdık geldi mi? Kırmızı bir kanepe hayal edip uzanalım hadi ve çocukluğumuza dönelim. Hepimiz, bununla büyüdük. Ebeveynlerimizin gözüne girmek için bildiğimiz tek şeyin doğru olduğuna, o şeyin de ailelerimiz ne derse o olduğuna inandık. Ailemiz, yerini küçük kalabalıklara bıraktı. Bu defa da sorgulamadan ona inandık. Belki de düşünmemek, en güvenli yoldu. Portakal, aynı zamanda bireysel psikolojiyi de vurguluyor. Bir şeye bu kadar bağımlı olmak, takmak, onsuz yarım ve eksik kalmak. Kitapta bunu en iyi yansıtan kişi, Jeanette'in annesi. Kocası ile sevişip çocuk yapmak yerine evlatlık edinecek, cebinde sadece İncil taşıyacak, eşrafı hayatı salt din ile örülü, evine bir günahkar sokunca havası
Tek Meyve Portakal DeğildirJeanette Winterson · Kafka Kitap · 2023825 okunma
Bleda Gençay Sönmez'in "Uzaylı" Değerlendirmesi
10/10
·336 syf.·
2025 15. kitabı
Türk Bilimkurgusunun Kozmik Kimliği Bağlamında Polat Onat’ın “Uzaylı” Öyküleri Türk bilimkurgu edebiyatı, genellikle küresel örneklerin gölgesinde kalsa da, son yıllarda yükselen özgün seslerle kimliğini buluyor. Bu seslerden biri de, alışılagelmişin dışındaki anlatımı ve ezoterik/mizahi yaklaşımlarıyla Polat Onat. Onat, uzaylı temasını ele alış biçimiyle, bize evrenin sırlarını değil, çoğu zaman kendi kültürümüzün absürt yanlarını gösteren kozmik aynalar sunuyor. Onat bilimkurgu alanında tecrübeli bir kalem. İlk distopik romanı “Kıyamete Son 99 Gün” 2016 yılında yayımlandı. Sonrasında 2019’da “Işıktaki Zehir” ve 2024’te “İnternetin Silindiği Gün” romanlarıyla edebiyat çevrelerinde dikkat çekti. Onat’ın bilimkurgu edebiyatına özgün katkıları roman türüyle sınırlı kalmadı. Yazdığı öyküleri, türün meraklılarını heyecanlandıran içerikte edebi lezzetlerle hayal gücü uçarılıklarını birleştiren tarzıyla vücuda getirdi. Bunun son örneği “Uzaylı” da Cumhuriyet Kitapları Yayınları etiketiyle raflarda yerini aldı. Polat Onat, bu kitabındaki öykülerin bir kısmında uzaylı temasını psikolojik gerilim ve varoluşsal sorgulama ekseninde ele alıyor. Onun metinlerinde uzaylı, çoğu zaman açıkça görünen bir varlık olmaktan çok, insan zihninde yankı uyandıran, belirsiz ve rahatsız edici bir “öteki” mahiyetindedir. Bu yaklaşım, Türk bilimkurgusunda uzaylıyı, korku ile felsefe arasında konumlandırması bakımından dikkat çekicidir. Polat Onat, önerilen standart yaklaşımları aşarak uzaylıları, metafizik bir bilinmezliği ve insanlığın evrendeki tekillik saplantısını sorgulayan figürler statüsünde ele alma cesaretini gösteriyor. "Uzaylı" başlıklı öykü kitabında yazar, okuyucuyu sadece fiziksel formdaki uzaylı beklentisinden kurtarmayı amaçlıyor. Ona göre, dünyamız dışındaki yaşam, hayal
UzaylıPolat Onat · Cumhuriyet Kitapları · 202513 okunma
9/10
·742 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2026 00:00
Kolombiya göçmeni avukatımız Casi New York’ta kendi halinde çalışmaktadır. ABD adalet listeminin bir parçası olarak müdafi rölündedir. Bir gün bir karar verir tüm hayatı değişir. Kitap 3 büyük bölümden oluşuyor. Mahkeme ve yargılama süreçleri , idam cezası ,göçmenlik , Güney Amerikalı boksörler, fizik ve felsefi bir çok konuya uzunca değiniyor. 736 sayfa olmasına rağmen sıkılmadan okuduğum farklı bir eser oldu kendileri.
Çıplak TekillikSergio De La Pava · Yedi Yayınları · 20198 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 1. kitabı
Baran Saldanlı, 1988 doğumlu bir mühendis. Sonsuzluğun Eşiği onun ikinci kitabı. İlk kitabı “Varım! Ama Neden?”, daha çok akla hitap eden bir sorgulama alanı açıyor. İlk kitabında daha çok Kuantum mekaniği, görelilik teorisi, sicim teorisi, astronomi gibi bilimsel disiplinleri; Allah’ın varlığı, kutsal kitapların kaynağı ve ilahi düzenle ilişkilendirerek ele alıyor. Sonsuzluğun Eşiği ise ilk kitapta kurulan zeminden yola çıkarak yeni bir farkındalık alanına davet ediyor okuru. Bu yüzden bir “devam kitabı” olmasa da, "Varım! Ama Neden?" okunduktan sonra 'Sonsuzluğun Eşiği'nin çok daha derin anlaşılacağını söyleyebilirim. Yazar, ilk kitabında aklı uyandırmayı, bu kitabında ise gönlü huzura erdirmeyi hedeflediğini söylüyor. Kitabın ilk 50 sayfasında; – evrenin başlangıcı ve sonsuzluğu – boşluk ve hiçlik arasındaki fark – paralel evrenler – kara delikler, tekillik – kuantum deneyleri (çift yarık, Schrödinger’in kedisi) vb. tüm bu kavramların Kur’an’daki karşılıkları işlenerek ilk kitabın kısmen bir özeti yapılıyor. 50. sayfadan sonra ise kitap yön değiştiriyor ve artık manevi bir yolculuk başlıyor; Hak, ruh, nefis ve akıl Kulluk bilinci Cennet ve cehennem anlayışı Külli akıl, ilahi akış Ölümden sonra inancın işleyişi vb. Tüm bu başlıklar, yine bilimsel temellere dayandırılarak ve ayetlerle desteklenerek ele alınıyor. Allah’ın zatının doğrudan idrak edilemeyeceğini; fakat O’nun sıfatlarının yansımalarıyla bilinebileceğini söylüyor. Bu noktada çok çarpıcı bir soru geliyor: “Biz Allah mıyız?” Burada rablik mertebesiyle kulluk mertebesi arasındaki fark net bir şekilde inceleniyor. İlerleyen sayfalarda yaratımın katmanları anlatılıyor. Sicim teorisindeki 10 + 1 boyut meselesi, metafizik bir okumayla ele alınıyor. Özetle; Allah’ı daha iyi tanımak, ilahi sistemi kavramak
Sonsuzluğun EşiğiBaran Saldanlı · Destek Yayınları · 2025119 okunma
Reklam
Reklam