Üç şeyle uğraşırsan bu üç meşguliyet seni diğer işlerden alıkoyar. Onlar:
1- Rabbini murakabe etmen,
2- Nefsini muhasebe etmen,
3- Günahlarını müzâkere etmendir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şunu bil ki kim nefsine özen göstermeyi bir kenara bırakır da tecrübeyi kavramak ile rızıklandırılırsa o kişi hayrı ve şerri anlama mertebesine ulaşır, nerede ve nasıl hareket edeceğini, nasıl tabir kullanacağını ve nasıl nitelemelerde bulunacağını bilir; idrake ulaşır, anlar ve hikmetle konuşur. Bu kişi bir öğüt dinlediğinde anlayışı, marifeti ve tavsif gücü artar, kıvrak zekâsı fazlalaşır ve ihtiyacı olan şeyler için (ilim gibi) mutlu olur.
Mâlik b. Dinar’dan şöyle rivayet edilmiştir: “Bazı kitaplarda şöyle okudum: Diri olmak ve ilme’l-yakîne ulaşmak seni sevindiriyorsa her zaman dünyanın şehvetlerini alt etmeye çalış. Kim dünya şehvetlerini alt ederse şeytan onun gölgesinden ayrılır.”
Zaten Suyûtî ve Abdülvahhâb Şa’rânî’nin belirttiğine göre, şeriatın hakikat ve hikmetleri ancak tasavvuf ilmiyle tam anlaşılabilir. Tasavvuf ilminin ihlâs ve tahkik ruhuna sahip olmadan hakikatle hurafeyi, doğruyla yanlışı birbirinden ayırmak hayli güçtür. Durum bu olunca bir takım yanlışları doğru kabul etme tehlikesi baş gösterir. İşte Zihni Efendi’nin ilmî ufuklarının bu tasavvuf sahillerine kadar ulaştığına eserleri şahittir.