Hz. Aişe'nin (r.a) Hz. Peygamber'den (sav) rivayet ettiği bir kudsi hadiste Allah (c.c.) şöyle demektedir: "Kulum bana farzları eda etmek gibi şeylerle yaklaşır. Kulum nafilelerle bana yaklaşmaya devam eder ve en sonunda ben onu severim. Kulum bana karşı samimi olmak gibi nafilelerle bana daha da yakınlaşır ve ben onu severim. Ben onu sevdiğimde ise duyan kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı, konuşan eli, akleden kalbi olurum.” Allah'la akleden, Allah’la konuşan, Allah'la duyan, Allah'la gören, Allah’la tutan ve Allah'la yürüyen bir kul hakkındaki zannımız nedir! O kulun çalışması, gayretleri nasıl dünyaya yönelik olsun! Birisi "Bu nasıl olur?” diye sordu. Şöyle cevap verdi: Bu, Allah’ın işlerini kolaylaştırdığı, onun yönetimini, korumasını, gözetimini üzerine alıp kullandığı bir kuldur. Allah bu kula yönelik tasarrufu altında ondaki şehvetleri öldürür, zorlukları kendisine kolaylaştırır. Kendisine nurundan bol bol verir. Ona sebepler noktasında yardım eder. Ona ilham eder ve onu anlayışlı kılar. Onu akıl sahiplerinden yapar. O da konuştuğu zaman bir hikmetle konuşur, sustuğu zaman bir düşünce ile susar hale gelir. Baktığında ibret nazarı ile bakar, yürüdüğünde heybetle yürür. Güç kullandığında galip gelir. Kalbi düşünceden kurtarılmış, işlerde tedbir elinden alınmıştır. Bunların hepsi Kitap ve sünnette gerçekliği kabul edilen şeylerdendir.