Gece, zulmânî hicâbın teayyününe işaret olduğu gibi; güneş de nûrânî hicâbın taayyününe işarettir. Dâbbetü'l-arz, süflî ve hayvânî tabiatın sûretine; Deccal, nefsânî taayyünün misâline işarettir. Kıyâmet yaklaştığı sırada, zulmânî hicâbın galebesi ile durum değişir. Âlem, gece gibi iyice zulmânî (karanlık) olur. Tabii süflî hâllerin zuhûru ile de insanlar, hayvanlar gibi olur. Keza nefsânî gâilelerin hücumu ile bu zamanın şeriat ve hakîkat nûrundan uzak olması dolayısıyla, bedenlerin ruhlardan ayrılmasından sonra başkalaşması gibi, her şey bilinen şekillerinden başka hâle gelir. "Küçük fenâ” sayılan tabii ölümün vukuu sırasında tevbenin kabul olmaması gibi, o vakitte tevbe kabul olmaz.
Bu ümmetin ömrü, çoğunlukla 60 ile 70 arasındadır. Onun için bu hususa işareten tevbe bâbı senesiz olarak meydana çıktı. Bu bâb, güneşin batıdan doğma sırasına, yani rûhun cesedden ayrılma zamanına tâlik edilmiştir, kabul ve ikbal zamanı son buldu.
[Sayfa kenarındaki ilave]: Bu makamın tahkiki: Güneşin doğudan doğması, Hz. Muhammed'in şeriatinin zâhiri ve bâtını ile bekâsına işarettir. O, idare edici ilâhî rûhun sûretidir. Güneşin batıdan doğması, şeriatin hükmünün son bulmasına işarettir. Bu ise, bedenleri idare eden hayvânî rûhun sûretidir, özelliği beden mağribinden doğmaktır. Velhâsıl, hayvânî ruh beden mağribinden (batı tarafından) doğduğu vakit, kuvveleri ve uzuvları hükmü altına alır ve insanlar, hayvanlar gibi olur. Güneşin batıdan doğmasında da buna işaret vardır. O sırada hâl tersine döner, işler değişir, zâhirden bâtına intikal eder. Mushaflar kalkar, kalplerden ilim yok olur. Geride sadece cehalet ve hayvânî sıfatlar kalır. Allah bizi bundan korusun.