Belki de çocukluğumdan beri bildiğim ancak bir türlü okuma sırası gelemeyen bir klasikti Çalıkuşu. Meğer ne kadar geç kalmışım, unuttukça tekrar tekrar okunası bir eser.
Atamızın da tavsiye ettiğini söylemeden geçmeyelim.
Feride, babası Musul’da görev yapan bir subay kızıdır. Annesi, Musul’un havasına alışamaz ve orada hastalanarak vefat eder. Babası, Feride’yi İstanbul’a babannesinin yanına getirir ve bir Fransız mektebine yazdırırlar. Art arda babasının ve babannesinin ölümlerinden sonra da teyzelerinin yanında kalmaya başlar. Zaten yatılı okulda olduğu için ancak tatillerde teyzelerine gitmektedir.
Feride, capcanlı, deli dolu, cıvıl cıvıl, neşeli, hareketli, biraz da yaramaz , bunun yanında sevgi dolu bir çocuktur. Büyüdükçe de hiç değişmez. Girdiği ortama can getirir. Teyzesinin oğlu Kamran ile birbirlerine aşıktırlar ama tabiatı gereği Feride bunu kendine hiç itiraf edemez. Tekirdağ’da yaşayan bir diğer teyzesine yaz tatili ziyaretine gider. Kendi yaşına yakın teyze kızı Müjgan ile aynı zamanda çok iyi arkadaştırlar. Kamran da onlara sürpriz yapar, Tekirdağ'a gelir, birlikte eğlenceli günler geçirirler. Müjgan , ikisinin aşklarını anlar ancak Feride asla kabul etmemektedir. Kamran durumu kabullenir ve Feride’ye artık daha farklı davranmaya başlar. Feride de okula döndüğünde arkadaşlarına nişanlı olduğunu söylemek için ( kendi içinde bulduğu bahane bu olmasına karşın aslında nişanı kabulu aşkından dolayıdır ) Kamran ile nişanlanırlar. Ancak bu nişan Feride’yi biraz allak bullak eder ve hep Kamran’dan kaçmaya başlar. Bu arada Kamran’a Madrid’te bir görev teklifi gelir, Feride’nin ısrarıyla kabul eder ve 5 yıl orada kalır. Dönüşte tam evlenecekleri sırada, Feride ‘ye kötü haber gelir, Kamran’ın orada bir sevgilisi olmuştur. Feride yıkılır, hemen eşyalarını toplar ,