O saniye ona nasıl baktığımı, her zamanki gibi, içgüdüsüyle ve tam tamına hissettiğini biliyordum. Ellerimizin birbirine dokunmasıyla bir darbeye dönen gerilimi içinde duymuş olmalıydı. Sırrımı çözmüştü muhakkak; ona bağlandığımı, bu dünyada ondan başkasına bağlı olmadığımı.
Kuvvetle özlemini duyup hayal gücümle aşırı bir şekilde güzelleştirdiğim şeylerle her karşılaşmamda elimden başka bir şey gelmediğinden kaçıp gitmeyi alışkanlık edindim.
Yalnız kalmak, terk edilmek, unutulmak… Bunların hangisinden daha çok korkuyorum?
Belki de unutulmak en kötüsü.
Yalnız kaldığımda bir yerlerde birinin beni düşündüğünü hayal ederim hep.
Terk edildiğimde özlendiğimi, o kişinin yaptığından pişman olduğunu hayal edebilirim.
Unutulduğumda ise hayal edecek hiçbir şey bulamam.