Yaşımdan yorgun, yaşımdan telaşlıyım bugünlerde! Kaç yaşındayım sahi saymadım, bilmiyorum! Belki kırklarımdayım belki otuzlarımda! Belki de doksan sene...
1000Kitap
Ahlaksızlık
Valide pazardan tereyağı niyetine aldığı o paketin arkasındaki karınca duası gibi yazılmış %15 süt yağı ilaveli margarin ibaresini fark etmesem, evdekiler safi zehri şifa niyetine tüketeceklerdi; üstelik bu utanmazlar hileleri anlaşılmasın diye margarini neredeyse tereyağı fiyatına satacak kadar arlanmazlaşmışlar! İşimi gücümü asabiyetle bırakıp, o trafik ve park sorunuyla boğulan keşmekeş pazar yerine adeta bir adalet arayıcısı gibi daldım; sırf o üç kağıtçıdan hesap sormak, hakkı haykırmak için arabayı uzun uğraşlarla park edip vardığımda, annemin tezgah başında diğer müşteriler duymasın diye nahifçe ve sessizce derdini anlatmaya çalıştığını gördüm. Karşısındaki pişkin delikanlı ise yaptığı hırsızlığın ve arsızlığın farkında bile olmadan, elimde kalacak bir teres gibi üste çıkmaya çalışıyor, yüzü bile kızarmadan bunun tereyağı olduğunu iddia ediyordu. Çocuğun babası olan yaşlı esnaf ise kurnazca bir müşteriler gitsin, şurada sessizce konuşalım telaşıyla suçunu ikrar ederken, bir yandan validenin sessiz olalım ikazları, diğer yandan benim pazar yerinde zabıta arayışım tam bir trajediye dönüştü; hırsıza insanlık dersi vermeye çalışırken kendimi suçlu gibi savunmak zorunda kalmam ise bu asrın en büyük şahsiyet kırılmasıydı. Annemin de babamın da o masumane fıtratlarıyla şikayet etme, bırak telkinlerine karşı içimden Bu zalimlere merhamet, sizin gibi masumlara ihanettir diye haykırmak geldi; zira o arsız çocuk arkamızdan "Ben bunu başkasına tereyağı diye satacağım" diyecek kadar haramı gözüne koymuşken, benim suskunluğum bir başka mazlumun canını yakacaktı. En acısı da, park yerinden o çileyle çıkarken sıkışık trafiği açmaya çalışan memurun trafik polisi değil, demin pazar yerinde köşe bucak aradığım zabıtanın ta kendisi olduğunu görmek oldu; asıl vazifesini bırakıp
Duygu ve Düşünce
Reklam
Karlar Ülkesi
Sonunu düşünmezsin ve bazen sadece seversin. Sıcak şöminenin başında erimeye başladığını fark eden Anna telaşla; -"Olaf! Eriyorsun!" - Olaf: "Bazı insanlar uğruna erimeye değer..."
Sevildiğiniz kadar anlaşılırsınız.Sevildiğiniz kadar telaşınızı görürler.Hüznünüzü önemser,kaygılarınızı cevaplarlar.
Duygu ve Düşünce
Eski usül sev beni... Alışamadım yeni sevmelere. Bir anda alevlenip, sönmelere. Aşk uğruna her şeyi mübah görmelere. Sen eski usül sev beni. Elimden önce yüreğime dokun. Uykularıma, şiirlerime dokun. Ne bileyim? "Fikrinin ince gülü" et mesela, Eski usül sev beni. Telaşın dinsin biraz... Bir mesajda değil, bir sessizlikte özle beni. Herkes gibi geçip gitme hayatımdan, Bir şiir gibi kal içimde. Elimi tutarken acele etme, Kalbime dokun önce. Ve bir gün sorarlarsa aşkı, Onun gülüşünde saklıydı de...
Nedir bu telaş, nedir bu durmak bilmeyen hengâme. Bir çiçeğe bakmak için bile yavaşlayamıyor, yavaşlayamadığımız hayatlarda ölüyoruz.
Reklam
Reklam