Yüreğimi sürprizlere kapat da git... İronik ve depresif hallere alışamadı bedenim. Yavru bir kuşun telaşında çarpıyor yüreğim. Yürek dediğin sadece kalpten ibaret değildir. Göğüs kafesindir, soluk borundur, gözlerin ve kulaklarındır. Yüreğin seni taşıyan ayakların, düşmeni engelleyen kollarındır. Bedenine söz geçirebilecek kararlılığındır. Delikanlı adımların, ten kokun, ilk yumruğun ve kavgan, ilk yediğin dayağın, ergenlik sivilcelerin, elinin tersine gelen yeni sertleşmiş sakalın, gözlerindeki parıltılı gülüşün, insan sevgin, yaşama olan inancındır. Çoğu zaman kaybolmayan umutlarındır yüreğin. Cilalı sözlerindir bir yerlerden ezberleyip, ısıtıp ısıtıp sunduğun. Babanın her duyuşunda mest olduğu, annenin yarım ağız gülümsediği iri cümlelerindir. Sevme biçimlerinin çeşitliliğidir onu zengin kılan. Ne kadar emek verdiysen sevmelerinin çokluğuna, seni bırakmayan rehberin ve sadık yoldaşındır yüreğin...
Hızlandırılmış edimin huzursuzluğu uykuya kadar sızar. Geceleyin, uykusuzluğun süremi olarak devam ettirir kendini. ‘Uykusuz gece: İşte en kısa formülü, içi boş zamanın geçişini unutmaya çalışır ve tan ağartısını boşuna beklerken hiç sonu gelmeyecekmiş gibi uzayan azap dolu saatlerin. Ama uykusuz gecelerin asıl korkunç olanlarında, zaman sanki büzüşüp ufalmıştır ve avuçlarımızın arasından verimsizce kayıp gidiyordur. … Ama saatlerin bu büzüşmesinin açığa çıkardığı şey, vaadini yerine getirmiş zamanın tersidir.’ Adorno’nun ‘telaşlı uykusuz gece’ ifadesi bir paradoks teşkil etmez çünkü telaş ve içi boş sürem aynı kaynaktan çıkar.
Günün telaşı içi boş bir form olarak geceye hükmeder.
İçi boş bir zamanın geçişine maruz kalınca uyumak imkânsız olur.
İnsanın asıl gıdası Allah'ın nurudur.Ona aşırı ten gıdası vermek lâyık değildir.İnsanın asıl gıdası,ilâhi aşk ve akıldır.İnsan asıl ruhanî gıdasını unuttuğu ve ten gıdasına düştüğü için huzursuzdur.Doymak bilmez.İhtirasından yüzü sararmış,ayakları titremekte,kalbi telaşla çarpmaktadır.Nerede yeryüzü gıdası,nerede sonsuzluğun gıdası?