irem

Puan vermedi·203 syf.··
2021 7. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2021 18:10
Grigory Petrov, uzun yıllar İsveç ve Rusya hakimiyeti altında kalmış Finlandiya’nın tarihsel süreç içinde yükseliş öyküsünü,Slav halkına örnek olması açısından kaleme almıştır.Bu kitap hakkında iki taraflı bir inceleme yapmak istiyorum. Öncelikle kitabı İndigo yayınevinden satın aldım ve okuyucuyu bilgilendirmek adına ek bilgiler koydukları için kendilerine teşekkür etmek istiyorum.Açıkçası koydukları bazı notlar kitap konusunda algımı değiştirdi çünkü Petrov’un yer vermiş olduğu ifadelerden bazılarının kurgu olma ihtimalinin yüksek olduğunu düşündürdü.Açıkçası Finlandiya tarihi ile ilgili donanımlı bir bilgim yok ama İsveç-Rus savaşında İsveç’in yenilgisinin ardından Rusya’nın Finlandiya halkına Rus topraklarına katılmayı isteyip istemeyeceklerini sorması benim açımdan da inandırıcı değildi,yayınevinin vermiş olduğu notta da bu bilginin doğru olmadığına dair ibare gördüm bu da benim için güvenilirliği azaltan bir durumdu.Ve bu tarz doğruluğu sorgulanan bilgilerden birden fazla gördüğüm için yazarın verdiği her bilginin güvenilirliğini sorgulamam benim için hoş bir durum değildi. Öte yandan yer yer kurgu dahi olsa aileye,eğitime ve topluma ait bakış açıları genel olarak benim hoşuma gitti.Özellikle de ebeveynlerin çocuklarını bir eşya olarak değil,bir birey olarak görmeleri gerektiği,onların isteklerine kulak vermeleri,onları ihmal etmemeleri,kendilerinin yapmadığı erdemli davranışları çocuklarından beklemelerinin ne kadar saçma olduğunun belirtilmesi aslında çocukluktan başlayarak eğitimin aşılanmasıyla toplumun da değişebileceğini, gelişebileceğini gösteren bir ifadeydi. Finlandiya’nın eğitim sisteminin çok gelişmiş olduğu yadsınamaz bir gerçek ve aydınların halkın eğitimine vermiş oldukları önem onların bugünlere nasıl bu kadar donanımlı geldiğini gösteriyor. Son
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Olympia Yayınları · 2020124,7bin okunma
Reklam
8/10
·222 syf.··
2019 36. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2019 01:21
Cesare Beccaria,suçlulara verilen cezaların insancıllaştırılmasına çok önemli katkılarda bulunmuş bir yazardır.Hümanizmin de etkisiyle 18.yüzyılda hüküm süren cezalarda keyfiyeti sert bir biçimde eleştirmiş ve kanunilik ilkesini savunmuştur bu ilkeye göre:”Hiç kimse kanunda yer almayan bir eylemden dolayı suçlu sayılamaz.”Ayrıca verilecek olan cezaların da üst ve alt sınırlarının belirlenmesi toplumsal adalet açısından önemli bir yer teşkil etmekte,insanların akıbetlerini öğrenebilme hakkına sahip olabilmesini sağlamaktadır.Beccaria,ölçülülük ilkesi uyarınca suçun verdiği zarara oranla faile ceza verilmesi gerektiğini savunmaktadır.Ayrıca dönemin insanlık dışı uygulamalarına ve bu uygulamaların çözüm getirmediğine de değinerek idam cezasını ve işkence yöntemlerini eleştirmiştir.Ona göre cezalar kişiyi toplumdan soyutlayıcı değil kişiyi ıslah edici nitelikte olmalıdır. Bu ilkeler günümüzde bir kanun oluşturulurken mutlaka göz önünde bulundurulması gereken ilkelerdir.Beccaria Klasik Okul döneminde modern ceza hukukunun gelişimine katkıda bulunmuş,en önemli isimlerdendir.18.yüzyılda yazdığı bu eserinin modern ceza hukukunun temel prensiplerine yakınlığı kendisinin bu alanda ne kadar değerli olduğunu bana gösterdi.
Suçlar ve Cezalar HakkındaCesare Beccaria · İmge Kitabevi · 2004793 okunma
Puan vermedi·115 syf.··
2021 1. kitabı
Yazar,Mitlerin Kısa Tarihi adlı eserinde mitlerin,insan olmanın getirdiği anlam ve maneviyat arayışı içinde ilk çağdan başlayan tarihsel sürecinde;değişen zaman,kişi ve toplumların mitler üzerinde ne gibi etkiler meydana getirdiğini irdelemiştir.Kitapta mitolojik hikayelerle dönemlerin özetlenmesi bana kitabın içeriğinin zengin olduğunu düşündürdü.Yazar,mitolojinin insanlık tarihi kadar eski yolculuğunu okuyuculara aktararak gelişen ve değişen zamanlara göre mitolojinin aldığı şekilleri örnekler üzerinden bizlere göstermek istemiştir.Kitapta,modern çağdaki maddi gelişimlerin,manevi gelişimi beraberinde getirmediğinden,mitlerin yok oluşuyla birlikte insanların manevi arayışlarına çare olacak bir merhemin var olmayışının onları umutsuz bir duruma sürüklediğinden bahsedilmiştir.Kitapta en çok beğendiğim bölümlerden biri de bu oldu çünkü kronolojik bir şekilde insanın anlam arayışının ne gibi meyveler verdiğini tek tek irdelerken modern çağda anlam arayışının geri plana itildiğini fark ettim.21.yy insanları,eski çağlardaki insanlar için ulaşılamaz bir hayal olarak görünen pek çok imkandan bir tıkla yararlanabilirken hala kendisine mutluyum diyememektedir.Merhamet ve kahramanlık üzerine kurulu öyküler olmadığından bizleri yüreklendirecek kaynaklardan yoksun kaldık.Yazara göre de mitlerin insancıl ve evrensel bir şekilde yeniden ortaya çıkması veya sanatçıların sanat yoluyla insanların manevi açlığını doyurması gerekmektedir. Yayınevinin çevirdiği kitapta birtakım yazım hataları söz konusu olsa da yazarın dilini açık ve anlaşılır bulduğumu söyleyebilirim. Kitabın içeriği ise mitolojiye ilgi duyuyorsanız ve mitolojinin tarihsel akışını merak ediyorsanız gayet doyurucuydu,sayfa sayısının azlığı kitabın verimsiz olduğunu düşündürmesin.Bu kitaptan sonra ben de farklı toplumların
Mitlerin Kısa TarihiKaren Armstrong · Alfa Yayıncılık · 2014594 okunma
Puan vermedi·179 syf.··
2020 29. kitabı
Suça yönelen kadın sayısı daima suça yönelen erkek sayısından daha az olmuştur.Bunun sebebi üzerinde düşünüldüğünde tarih boyunca kadınların toplumdaki konumu ve kadına atfedilen roller üzerinde durulması gerekir.Kadınlar toplumsal hayatta daha aktif rol oynadıkça suç işlemeleri de suçtan zarar görme riskleri de daha fazla olmuştur.Suçluluğu sadece erkeklere atfeden araştırmacılar kadınların da bir suçta fail olarak yer alabileceğini fark edince kadınları suça iten nedenler üzerinde durmuşlardır.Öncelikle kadınlar ve erkeklerin birtakım biyolojik farklılıkları üzerinde durularak bu farklılıkların suçun işlenme şeklinde ne gibi etkiler meydana getirdiği araştırılmıştır.Menstrüasyon ve menapoz döneminin kadının suç işlemesinde bir bağlantısı olup olmadığı da biyolojik yönden araştırma yapanlar açısından araştırılan konulardandır.Daha sonra ise biyolojik cinsiyet kavramının yanında toplumsal (sosyolojik)cinsiyet kavramının da var olduğu,kadının erkeğe nazaran toplumda ikinci plana itildiği,toplumun kadınlardan erkeklere göre daha ahlaklı davranmalarını beklediği bu algılayış biçiminin kadınların suç işlemesi üzerinde etkileri araştırılmıştır.Erkek herhangi bir suç işlediğinde sadece işlediği suç nedeniyle yargılanırken,kadın aynı zamanda “anne”olacak bir kişinin yani merhametli,narin olması gereken bir kişinin nasıl suç işleyebileceği özetle cinsiyeti sebebiyle de yargılanmaktadır. Bu kitapta yazar,kadınları suça iten psikolojik,sosyolojik,biyolojik,ekonomik nedenler üzerinde durmuştur.İstatistikler ve kadın suçluluğu üzerine ortaya atılan görüşler ışığında edindiği izlenimleri bizlere aktarmıştır.Toplumun kadın üzerindeki algısı,feminist düşüncenin gelişimi ve farklı dallara ayrılması,kadının mevcut hayat standartlarının düşük veya yüksek olup olmamasının onun suçla olan
Hukuk
Kriminolojide Kadın Suçluluğunu Açıklayan YaklaşımlarIrmak Koruculu · On İki Levha · 20195 okunma
8/10
·112 syf.··
2020 28. kitabı
Bir Yaz Gecesi Rüyası Shakespeare’nin en bilindik eserlerindendir.Konusunu biraz anlatmak gerekirse eser iki erkeğin aynı kıza aşık olması ve birbirleri ile rekabet etmesiyle başlar.Kız ise bu erkeklerden Lysander’i sevmektedir.Hermia’nın babası Egeus ise Hermia’nın Demetrius’la evlenmesinden yanadır.Hatta kitaptaki şu alıntılardan dönemin bakış açısına göre kadının evleneceği kişiyi kendisinin seçemeyeceğini babasının seçtiği kişiyle evlenmek zorunda olduğunu anlarız. EGEUS: Eğer kızım sizin huzurunuzda da Kabul etmezse Demetrius’la evlenmeyi, O zaman boyun eğer kadim Atina yasasına... Kız benim olduğuna göre, Onu kime istersem vermek hakkım, Ya bu delikanlıyla evlenir Ya da yasalarımızda belirtildiği gibi, Ölümle birleşir. THESEUS: Senin için Tanrı neyse baban da odur. Onun yoğurduğu hamurdan bir şekilsin İster bezer,ister bozar. Hermia’nın ise bu duruma tepkisi: Ben de ruhumun kabul etmediği bir erkeğin Boyunduruğuna girmektense, Bakiremizin ayrıcalığı içinde Öylece büyür,yaşar ve ölürüm,yüce lordum. dizelerinde kendini gösterir. Ayrıca “İnsan başkasının gözüyle seçer mi insan sevdiğini!”sözleriyle Demetrius’la evlenmek istemediğini açıkça belli eder. Shakespeare bu durumdan sonra çoğu eserlerinde de yaptığı gibi olayları iyice karmaşıklaştırır ve okuyucuyu gitgide meraka sürükler.Doğaüstü varlıklar da oyunda yer alır.Ayrıca ana karakterler dışında tiyatro gösterisi yapmak isteyen zanaatkarlardan Bottom bu maceradan nasibini alır ve ortaya komik sahneler çıkar. Kitabı okurken keyif aldığımı söyleyebilirim.Bir solukta okunup keyif alınabilecek bir kitap arıyorsanız bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.
Bir Yaz Gecesi RüyasıWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202522,9bin okunma
Reklam