Sonuç: Kurumsal hafızaya giren roman
Şans ve Dans örneği, bağımsız bir yazarın kendi imkânlarıyla kurumsal bilgi alanına nasıl girmeye çalıştığını gösterir. Burada mesele yalnızca bir romanın kütüphanelere gönderilmesi değildir. Mesele, bir edebî eserin bibliyografik kimliğinin kurulması, katalog sistemlerine taşınması ve kurumsal hafızada yer edinmesidir. Bağımsız yazar kendi yayınevi gücünü yaratamayabilir. Medya düzenini değiştiremeyebilir. Edebiyat çevrelerinin kapılarını hemen açamayabilir. Ama sabırla, doğru bilgiyle, doğru dille ve doğru kurumlarla temas kurarak eserini kurumsal hafızaya yaklaştırabilir. Bu yüzden Şans ve Dans süreci yalnızca bir kitabın yolculuğu değildir. Aynı zamanda bağımsız yazarın görünmezlikten çıkma, bibliyografik olarak tanınma ve edebî varlığını kurumsal düzlemde inşa etme denemesidir. Bir kitabın ilk hayatı yazıldığı anda başlar. İkinci hayatı yayımlandığında açılır. Üçüncü hayatı ise kataloglarda, raflarda ve kütüphane belleğinde başlar. Şans ve Dans bugün tam da bu üçüncü hayatın eşiğinde ilerlemektedir.
Kuranı Anlıyorum Dersleri
İsmail Yaşar Hoca “Kırık (kelime) Manalı Meâl ve Tefsir" dersleri Youtube Kanalı. Derslerin Muhtevası: ▪︎Her ders Kur'ân-ı kerimden bir sayfadır. ▪︎Önce ders sayfasının konusunu anlatılır. ▪︎Sayfadan seçilen ve Kur'an-ı Kerim'de sıkça tekrarlanan 5 kelimenin tahlili yapılır. ▪︎Sayfanın kıraati yapılır. ▪︎Bazı sarf ve nahiv kurallarına temas edilir. ▪︎Daha sonra âyet-i kerimeler kelime kelime manalandırılıp gereken izahat yapılır. Sizden istirhamımız, dersleri takip etmeniz ve bu hayırlı hizmetin daha fazla kişiye ulaşması için paylaşmanızdır. Gayret bizden, tevfik Allah'tandır. youtube.com/@Kurani_Anliyor...
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hayır ben temas bağımlısı değilim, Hayır ben temastan nefrette etmiyorum, Evet ben kişiye ve kişinin bendeki yerine göre muamale yapıyorum.
Siz Hangi Tür Babasınız...
👨‍👦Kral Baba, Kaya Baba, Yok Baba, Koşullu Seven Baba, Korkuluk Baba… Siz hangi tür babasınız? Babalar kızlarına kendileriyle, erkeklerle ve dünyayla kuracakları ilişkiyi şekillendiren nasıl bir psikolojik bir miras aktarır? Bir kız çocuğunun kendisiyle ilgili kurduğu hikâyenin önemli karakterlerinden biri babasıdır. Kız çocukları babalarında yalnızca kendilerini koruyan, ihtiyaçlarını karşılayan ya da kuralları koyan kişiyi görmezler. Erkeklerin nasıl sevdiklerini, gücü nasıl kullandıklarını, öfkelerini nasıl ifade ettiklerini, kadınlara nasıl davrandıklarını ve ilişkilerde nasıl yer aldıklarını da büyük ölçüde babalarını gözlemleyerek öğrenirler. Bu nedenle baba-kız ilişkisi yalnızca aile içindeki duygusal bağlardan biri değildir; bir kız çocuğunun kendisiyle, erkeklerle ve dünyayla kuracağı ilişkinin şekillenmesinde önemli rol oynayan psikolojik bir gelişim alanıdır. Bir baba kızına yalnızca soyadını, yaşam koşullarını ya da maddi imkânlarını bırakmaz. Aynı zamanda görünmez bir miras da aktarır. Kızının hata yaptığında kendisini ne kadar affedebileceğini, ne kadar değerli hissedeceğini, ilişkilerde nasıl bir sevgi bekleyeceğini, otorite karşısında nasıl davranacağını ve hayatta ne kadar yer kaplayabileceğini etkileyen birçok mesaj bu ilişkinin içinde şekillenir. Bazen bu mesajlar açıkça söylenir; bazen de yıllar boyunca tekrar eden küçük davranışların, bakışların, sessizliklerin ve duygusal tepkilerin içinde aktarılır. Bu nedenle baba-kız ilişkisi yalnızca çocukluk yıllarına ait bir hikâye değildir. Babalar kızlarının iç dünyasında çoğu zaman onlar büyüdükten sonra da yaşamaya devam ederler. Bir kadının kendisine söylediği cesaret verici cümlelerde de yetersizlik hissettiği anlarda zihninde yükselen eleştirel seste de bazen babasının izleri bulunabilir. Bu
Makale|Yazı
Dudakların tenime temas ederken içimde korlanarak yanan ateşin seni yakmasından korktum. Nefesimi tuttum, gözlerimi kapattım ve arafta yaşadığımı hissettim. İçimde cehennemi yaşatarak cennetime dokundum ve günahlarımın arafta yok olmasını diledim.
Alıntı
"İlahi Arayış" Taslak
Kendi kaleme aldığım "İlahi Arayış" kitabının taslağıdır. Yorum ve görüşleriniz değerlidir. SUNUŞ Hiçbir şeyin olmadığı, zamanın ve mekânın henüz adının bile konmadığı mutlak ve pürüzsüz bir durağanlığın ortasında saf bir bilinç uyanır. Bu bilinç ne biyolojik bir bedene sahiptir ne de sığınabileceği somut bir dayanağa... O, mutlak hiçliğin ortasında tek başınadır. Fakat dışarıdaki bu pürüzsüz suskunluğa tezat olarak, içeride durmadan üreyen, kelimesiz bir düşünce akışı, durdurulamaz bir gürültü vardır. Kendine ilk soruyu yönelttiği an bir 'eylem' olduğunu fark eden bu ilahi irade, rasyonel bir tatminsizlikle sorgu zincirinin en ağır halkasıyla karşı karşıya gelir: 'Ben kimim ve nereden geldim?' Bir tanığı, bir aynası olmayan mutlak teklik içinde bu soru cevapsız kalmaya mahkûmdur. Algısını içindeki bu kördüğümden çekip dışarıya, onu saran boşluğa yönelttiğinde ise o en ağır kozmik paradoksa çarpar: Gözünü nereye çevirse bulduğu tek şey kendisidir. O, bu sonsuzluğun ta kendisidir, yani 'Her Şey'dir; ama aynı zamanda tutunacak tek bir biçimi, sınırı ve ağırlığı olmadığı için 'Hiçbir Şey'dir. Her şeye gücü yeten ilahi bir gücün, kendi kökeninin bilinmezliği karşısında felç oluşunun hikayesidir bu. Bu mutlak yalnızlığın ve cevapsızlığın ağırlığı altında ezilen bilinç, sonunda bu durağanlığı bozmaya karar verir. Sorunun cevabı bu boşlukta gizli değildir; o halde bu sorunun peşinden gidecek olanları, kendini onlarda çoğaltacağı evrenin mimarisini var etmelidir. Kendi bilincinden koparacağı o ilk parça, kime can verecektir?" "İLAHİ ARAYIŞ" UYANIŞ BÖLÜM 1: UYANIŞ "Var mıydı, yoksa sadece öyle mi hissediyordu?" Her şey aniden beliren bir fark etme hissiyle başladı. Hiçbir şeyin olmadığı o yerde, varlığa dair belirsiz bir
Felsefe