(…) ateistler de "olayların doğal akışı"na inanmazlar. Onlar bu "nesnel unsurlara" pek de bir şey emanet etmez, bilinçli hareketlerle insanları ve olayların akışını yönetmeye çalışırlar.
(…) çoğu defa ahlâki zaafları olan sıradan fanilerden hatasız, üstün bir bilgeliğe sahip,
"diğer insanlardan çok üstün" tanrı-liderler yaratırlar; sonra da cephedeki zaferlerden, dil bilimin devrimsel gelişimine kadar her şeyi bu tanrı-liderlerin üstün bilgeliğine borçlu olduklarını düşünürler.
Okuduğum en kötü tarih kitabı. Full goygoy. Yarısında dayanamayıp bıraktım, zaman kaybı. Ayrıca ismi “dünya tarihi” ama avrupa tarihi gibi yazılmış, propaganda yemek isteyene afiyet olsun.
Toplum psikolojisi, toplum bilimi… Bu konudaki kitaplar her zaman ilgimi çekmiştir ve büyük bir açlıkla okumuşumdur. İnsan dediğin şey garip bir mefhum.
Bazen AVM’lerde durup insanları seyrederim uzunca bir süre ya da şehir içi otobüs yolculuklarında…
Bu karınca sürüsü nereye gitmektedir, bu yürüyen amcanın ne derdi vardır, şu genç çocuk hayatta neler yaşayacak neler başaracaktır, şuradaki adamın eline güç ve para verilse neye dönüşecektir…
Güç, para, doğa, inanış, emek, hayal kırıklığı, mutluluk, acı, aile, sermaye, çöküş, doğuş, ölüm. İnsanın hayatında büyük etkileri olan küçük kelimeler dizisi.
İnsan ne kadar araştırsan da “işte budur” diyemeyeceğin, tarihin her evresinde benzer ama her zaman farklı davranışlarda bulunan. Aynı acıları, aynı mutlulukları bambaşka ortamlarda yaşayan, hayattan çok şey bekleyen ama hiçbir şey alamadan giden toprak yığını.