Bir gece kar yağarken, bir gece kar yağmazken, yağmurlu bir sabah vakti, kederli bir akşam üzeri, ve daha nice günler, geceler, yürürdünüz; ona ezberindeki şiirleri okurdun, başını omzuna yaslardı, denizi dinlerdiniz. Gecelerden sabahlara, konuşurdunuz. Ruhlarınızın birbirine aktığını, içinizde bir tek sözcük, bir tek düşünce, bir tek kan damlası, bir tek hücre çekirdeği kalmamasına, her şeyinizle birbirinize aktığınızı düşünürdünüz. Babasının kaymakamlığı sırasında ilçelerden ilçelere sürüklenişlerini anlatırdı sana. Kitapçılarda geçirdiğin gençliğini, kitaplarda bulduğun mutsuzluğunu anlatırdın ona. Konuşur, konuşur, konuşurdunuz. "Bir gün benden bıkacaksın, bir gün benden usanacaksın, bir gün beni beklemez, bir gün beni özlemez olacaksın," derdi sana. "Her aşk gibi bizimki de bitecek, her aşk gibi bizimki de tavsayacak," derdi. "Öylesine sıkılacağız ki, üçüncü bir kişiyi çağıracağız yanımıza, onun yanımızda olması iç sıkıntımızı azaltacak. Bir gün her şey o kadar bayacak ki bizi..."