Esra

Benim gördüğüm dünyayı mı görüyor insanlar da? Benim renklerim her insanın renkleri mi? Ben bir ağrı duyduğum zaman onlar da böyle mi duyar? Duyuşum gibi mi duyuşları?
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yaşamak istediğim her şeyi yaşayabilir miyim? Tatmak istediğim her şeyi tadabilir miyim? Yaşayabileceklerimin sınırı nerede? Tadabileceklerimin sonu? Doyulan bir şey midir yaşam? Hayatı d u y a n la r tadamaz derler, doğru mudur? Cenab haklı mı? Ölümden ziyade mezardan mı korkuyoruz? Ben bir başkası olabilir miydim? Dönüşmek mümkün mü? Yaşanmış, yok edilebilir mi?
Alıntı
Bir gece kar yağarken, bir gece kar yağmazken, yağmurlu bir sabah vakti, kederli bir akşam üzeri, ve daha nice günler, geceler, yürürdünüz; ona ezberindeki şiirleri okurdun, başını omzuna yaslardı, denizi dinlerdiniz. Gecelerden sabahlara, konuşurdunuz. Ruhlarınızın birbirine aktığını, içinizde bir tek sözcük, bir tek düşünce, bir tek kan damlası, bir tek hücre çekirdeği kalmamasına, her şeyinizle birbirinize aktığınızı düşünürdünüz. Babasının kaymakamlığı sırasında ilçelerden ilçelere sürüklenişlerini anlatırdı sana. Kitapçılarda geçirdiğin gençliğini, kitaplarda bulduğun mutsuzluğunu anlatırdın ona. Konuşur, konuşur, konuşurdunuz. "Bir gün benden bıkacaksın, bir gün benden usanacaksın, bir gün beni beklemez, bir gün beni özlemez olacaksın," derdi sana. "Her aşk gibi bizimki de bitecek, her aşk gibi bizimki de tavsayacak," derdi. "Öylesine sıkılacağız ki, üçüncü bir kişiyi çağıracağız yanımıza, onun yanımızda olması iç sıkıntımızı azaltacak. Bir gün her şey o kadar bayacak ki bizi..."
Alıntı
İnsan kırk beş senelik emeğini elinin tersiyle silip atar mı? Pekâlâ atar. Nasıl atar? Nasıl kıyar onca seneye? Onca gençliğe? Onca beklentiye? Bunca dizeye, onca cümleye nasıl kıyar insan? Kıyamaz. Bırakamaz! Bırakabilir! Kırk beş senedir aradığı cümleyi bulamamışsa bırakabilir. Kırk beş senedir bir noktayı da göğsünü gere gere koyamadıysa bırakabilir.
Alıntı
Kitaplar bizi kirletiyor, demişti Serhat'a. Bizler gururlu, kibirli, kendimizde bir "renk" gören kişileriz. Kendimizi çevremizdeki insanlardan üstün görüyoruz. Elimizden ve dilimizden Mevlana düşmüyor. Kitaplıklarımızın en hatırlı yerlerinde Mesnevi var. Ama biz hâlâ kitaplarımızı insanları aşağılamak için kullanıyoruz. Belki de vazgeçmeliyiz kitaplardan, belki de Hz. Ömer'in yamalı elbise giymesi gibi, gururumuzu kıracak işler yapmalıyız, demişti.
Alıntı