Esra

İnsanoğlu, esir ettiği maddenin esiri olarak gözleri dumanlanalı beri dünyaya gelişinin sebep ve mânâsını görmekten aciz kaldığından bütün gücünü maddenin kendisine temin edeceği refaha bağlamakta buluyor. Böylece de ihmal ettiği derunî bünyesini tahrip etmekle, kendi kendini yıktığından habersiz bir ruhî buhranın gayyasına yuvarlanıp kalıyor.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Sebebini anlamıyorum ama seziyorum. Sezmek anlamaktan çok kötü. Anlamak bir, sezmek bindir, anlamak bir müddet içinizde yürür, anladığınızda bir amorf da olsa şekil alırsınız. Sezmek şekilsiz ve hep sancılıdır, her gün yeni bir sancı doğurur. Babam belki anladığı ile ıstıraplı idi, ben ise sezdiklerimle şekilsiz ve kalitesiz, tanımsız ve arkadaşsız bir ıstıraptayım.
Alıntı
Demek ki yaşamak birinde bir şeye, kas seğirmesi olsun bir şeye sebep olmakmış.
Alıntı
Israr eden genellikle ya tutamadığının ya da zaten kopmuş olanın arkasından bağıran mahalle delisine benziyordu. Israrla elde edilecek şeyin hiç ısrara gerek bırakmadığını gördüm.
Alıntı
Kendi parfümümü koklar gibi kendimi kokluyor, etrafa ne yaydığımı da fark ediyordum.
Alıntı