Göğsümdeki Temmuz Yanığı
Asfaltın kılcal damarlarından sızıyor kirli, ağır Haziran dumanı, Kuşlar gökyüzünün tavanına yapışmış birer gölge gibi, hareketsiz. Temmuz, çiğ ışığıyla sokakları ameliyathane masasına çevirirken, Neon kalabalığın içinde, yüzüne bakmayı unuttum. Herkes dışarıda yazın sarhoş edici korosuna katılmış, şarkılar söylüyor, Güneş, kendi çürümesini gizlemek isteyenlerin üstüne parlak örtü seriyor. Oysa odamda, loş ve darmadağın koridorda, Zamanın dişleri arasında un ufak olmuş bir yabancıyım artık. İçindeki çocuksu sahneleri yeşertmek için yeni yazlar arıyorsun, Gözlerinde hâlâ eski, korunaklı bahçelerin illüzyonu var. Bense avuçlarımda jilet kesikleriyle kentin en hırçın sokağında duruyorum; Bilirsin, dünyamda çiçekler saksılarda değil, hafızanın enkazında kurur. Sana yalandan gökyüzü inşa edip, seni sahte maviliğe hapsedecek değilim. Kavurucu günlerin ortasında, tenimiz birbirine her değdiğinde, Kıvılcım yerine pişmanlığın dilsiz küllerini döküyorum yatağa. Herkes dışarıdaki parıltılı nisanlardan, gamsız ağustoslardan bahsetsin varsın, Takvimlerin yalanına inanacak kadar saf değil yaralı dilim. Aynı yangından sağ çıkıp, küllerini kıskandım; Şimdi ağır, nefes aldırmayan temmuz sıcağında bile, İçimdeki gizli dehlizlerde keskin buz tabakası büyütüyorum. Güneş dışarıda dünyayı yıkarken, içimdeki büyük nehir kurudu, Yatakları çatladı sadakatin, kelimelerim kurak toprakta can çekişiyor. Sana süslü yalanlar, yaldızlı teselliler, ucuza mal edilmiş umutlar borçlu değilim. Kendi karanlığımdan damıttığım dürüstlüktür göğsümde taşıdığım hırs; Sözü dolandırmadan, kanayan yaranın tam ortasına basarım parmağımı. Dışarıda güller pervasızca açabilir, sokaklar renklerin istilasına uğrayabilir, Ama aramızdaki kırılma noktası, derin uçurum kapanmayacak. Maskelerin sıcaktan eriyip yüzümüzden
Şiir
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
ÖLÜRÜM TÜRKİYE’M SELİMGÜRBÜZER Uzun yıllardır hem Bayburt Postası, hem En Politik adlı internet sitesinde yayınlanan yazıları 2023 yılı içerisinde Ölürüm Türkiye’m adlı üçüncü eserimi Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılık’tan okuyucu ile buluşturmanın heyecanını yaşamak apayrı bir duygu seli olsa gerektir. Yayınlanan bu eserim 612 sayfa hacimli, 10 bölüm altında 100’e yakın makaleden oluşuyor: -Hayat öykümden Ölürüm Türkiye’m Sevda kareleri, -Ölürüm Türkiye’m Sevdama ruh katan Şahsiyetler, -Türkiye’m Sevdasını Tehdit Eden İç ve Dış Mihraklar, -Fitne Katilden Beterdir, -Hepimiz Aynı Kilimin Desenleriyiz, -Türkiye’m Sevdasından Yeni Türkiye Yüzyılına Doğru, -Kimlik Bunalımı, -Kültür Buhranı ve Medeniyet Ruhu, -Rol Model Arayışları, -Sivil Toplum-Sivil Katılım-Sivil İnisiyatif vs. adlı bölümlerden oluşan kitapta, ayrıca Lise çağlarımda matbaasında çalıştığım Bayburt Postası Gazetesinin kurucusu Osman Okutmuş’u da “Kop Tipisi Işığı: Osman Okutmuş” başlıklı yazısı ile yâd etmiş oldum. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Ölürüm Türkiye’m ölümüne bir sevdadır. Çocukluğumuzdan gençliğe, gençliğimizden ihtiyarlığımıza ve ölene dek heyecanı hiç dinmeyecek sevda yüklü bir tutkudur bu. Hatta sevda yüklü bu tutku seli öyle derinlemesine ruh iklimimize işlemiş ki, geriye dönüp şöyle baktığımda hayat hikâyemin hemen her karesinde bunu görebiliyorum. Nitekim kaleme aldığım eser incelendiğinde Dede Korkut hikâyeleriyle doğup büyüdüğüm Bayburt’tan tutun da Dadaşlar diyarı Erzurum’da üniversite yıllarıma uzanan öğrencilik anılarımda, mezuniyet sonrası meslek hayatına başladığım Aziz İstanbul’un manevi ikliminde ve kuvayı milliye ruhunun merkezi Ankara’da meslek hayatımın devamında bir kısım
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Temmuz ayında çok az kurgu okumayı düşünüyorum. Daha cok kurgu dışı ve sanat kitaplari okuyacagim. Şu kadar okudum bu kadar okudum gibi sayılarla işim yok benim.
Denizle tuz gibi karıştı aklım Bir sana tutkunum, bir sana düşman. Kalbim avucunda yok gizli saklım, Bir sana tutkunum, bir sana düşman. Dalgalara yenik düştük yüreğim, Yelkenler perişan yerde direğim Gel gitlere boyun eğdi yüreğim Bir sana tutkunum, bir sana düşman. Bir sevda zedeyim köhne kayıkta Gönül anaforda can kayalıkta. Temmuz güneşisin sen aralıkta Bir sana tutkunum, bir sana düşman. Yıldız Kenter
yanılmıyorsam alıntıladığım ileti görselinde yer alan bu fotoğraf Mustafa Kemal'in zamanında, temmuz-eylül 1919 arasında, yaklaşık iki ay ikamet ettiği erzurumdaki evin müzeye çevrilmesi sonrasından.. Mustafa Kemal, şimdilerde ileti görselinde kendisinin fotoğrafının yer aldığı bu evde bizzat ikamet ettiği zamanlarda, 8 temmuz günü vahdettin adına ali fuat -türkgeldi- beyden bir telgraf alır.. kendisine gelen telgrafta vahdettin, onun anadoludaki çalışmalarının ingilizler tarafından yanlış anlaşıldığını ve ingilizlerin istanbul hükümetine kendisinin faaliyetleri yüzünden büyük baskılar yaptıklarını ifade eder.. vahdettin, ingilizlerin Mustafa Kemal'e karşı onur kırıcı bir harekette bulunmayacaklarına dair kendisine kesin söz verdiklerini belirtir ve, 'istanbula dönmeniz için tereddüt edilecek bir neden kalmamıştır.' diyerek de Mustafa Kemal'in bir an önce istanbula dönmesini ister.. Mustafa Kemal, vahdettinin bu son önerisine cevap vermeden önce, vahdettinin onayladığı bir karar ile ordu müfettişliği görevinden azledilmiştir oysa.. 8 temmuzu 1919u, 9 temmuza bağlayan gece ali fuat -türkgeldi- Mustafa Kemal'i makine başına çağırır. Mustafa Kemal de, rauf -orbay- bey, bitlis valisi mazhar müfit -kansu- bey ve erzurum müdafaai hukuk cemiyetinden bazı üyelerle birlikte postaneye gider.. ali fuat -türkgeldi-, Mustafa Kemal'e o sabah gönderilen şifre telgrafı alıp almadığını sorar.. Mustafa Kemal, şifrenin çözülmekte olduğunu bildirir ali fuat -türkgeldi- beye.. ali fuat -türkgeldi- bey, Mustafa Kemal'e şartlar gereği yüksek görevlerine son verildiğini açıklar ve istanbula dönmesinin vahdettinin emri olduğunu hatırlatır.. Mustafa Kemal ise olacak olanların çoktan farkındadır.. Mustafa Kemal, havza ve amasya sonrası aklında olanları artık söyleme zamanının geldiğini
Mustafa Kemal Atatürk

Zeynep

@Zeyarles
·
Hatıraların ardında
Zaman geçer, fotoğraflar sararır; fakat bazı bakışlar bir milletin hafızasında daima canlı kalır.
Mustafa Kemal Atatürk
hayırlısıyla bi cumaya ulaşsaydık ( 3 temmuz olan)