"Geçmiş hiç de soyut değildir, çok küçük, somut şeylerden oluşur."
Geçen sene babamın otuz beş yılı devirmiş esnaflığı, hastalığı sebebiyle sona erince dükkanını kapatmak zorunda kaldık. O süreçte dükkandaki kasayı da boşaltırken içinden çocukluğumun boya kalemleri çıktı. Üzerinde kanoya binmiş bir Kızılderili fotoğrafı ve arkasında rengarenk gökkuşağı ile 12'li kuru boya takımı. Babamın fazladan alıp kasaya attığı, biz istedikçe de getirip bize verdiği o boya kutularının sonuncusu yıllarca kasada beklemişti. -Biz büyüyüp de artık onlara ihtiyaç duymadığımız zamanlar geldikten sonra.- Onu görünce, nesnelerin gerçekten ruhu var diye düşündüm. Geçmişten gelen bir eşya bir insanı hem bu kadar mutlu edip hem geçmişe özlemini körükleyip hüzünlendirebilir miydi? Geçmişe gidemiyoruz ama geçmişi bugüne getiren nesneler varmış gerçekten.
Gospodinov'un Zaman Sığınağı kitabında geçmişi bugüne getirme fikrini okuyunca aklıma direkt o boya kutusu geldi. Kitapla kurduğum bağ böyle tanıdık güçlü bir yerden kuruldu. Bu da hiç sıkılmadan severek okumamı sağladı.
Çocukluğunuzdaki oturma odanızı, ilkokuldaki sınıfınızı ya da yaşadığınız sokağı çocukluk zamanlarında nasılsa yine öyle görmek, her şeyi eskiden olduğu gibi, tüm o eşyaları, kokuları, sesleri eskisi gibi yerli yerinde bulma fikri herkeste bir heyecan uyandırır bence. Yazar, alzheimer hastaları için "geçmiş odaları" kurma fikriyle başlayıp zamanla odalardan binalarda geçmiş on yılları kurma projesiyle geçmiş hayalini gerçeğe dönüştürmeye devam ediyor. Daha sonra bu proje şehirleri ve ülkeleri de içine alan bir hal alıyor.
Kitabin kahramanı, hasta olmayan insanlar için de bunu yapabileceklerini düşünüyor. Çünkü sağlıklı insanların da bunu isteyeceğini söylüyor. Öyle de oluyor zaten. Günümüzde insanlar hiçbir şeyin yolunda