“Aşktan yana söz duyunca,
Ben hep seni düşünürüm.
Uçsuz hayaller boyunca,
Ben hep seni düşünürüm…”
Bir Yunus okur gibi Anadolu’nun suyunu içiyor insan her şiirde. Saf ve duru satırlar, samimi mısralar. Yaralanmış gönüller dertli dimağlar. Karakoçu anlatmaya benim kelimelerim yetmiyor. Kitaptaki bir şiirinde şöyle diyor: “Umudum her zaman bâkidir amma, / Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.” Anlatacak çok şeyi var da işte ömür dediğin bir anta tükeniyor. Bir Mihriban oluyor akıyor ruhuma şiirleri. Tavsiyem bu şiiri okuyun. Aşağıya da bir kaç mısra koyayım o tadı biraz olsun siz de alın.
Mızrabım telime değdiği zaman
Tel yanmazsa ben yanarım sultanım.
Ayrı bir konudur kirpiği, kaşı;
Yaralar bağrımı ezer saçları.
Sevgi bir kitaptır gönül masanda;
Okusan da olur, okumasan da...
Kapanır sayfalar ela gözlü yâr.
Yâr, deyince kalem elden düşüyor;
Gözlerim görmüyor, aklım şaşıyor.
Lâmbamda titreyen alev üşüyor...
Aşk kağıda yazılmıyor Mihriban.
Sılada sılasız kaldım
Suyum garip aşım garip
Ben kendime gurbet oldum