Dar sokaklarda,çarpık çurpuk kaldırımlar ve basamaklar üzerinden yürürken,pencerelerin iyi çekilmemiş perdeleri arasından televizyonlarını kapatıp yatmaya hazırlanan aileleri,uyumadan önce karşılıklı son bir sigara içen yoksul ve yaşlı karı-kocaları görüyor ve bahar akşamında soluk sokak lambalarının ışığında,bu sessiz ve ücra mahallelerde yaşayan insanların mutlu olduğuna inanıyordum.
Bunları yazarken,hikayeme ilgi gösteren meraklıları daha fazla üzmemem gerektiğini hissediyorum: Kahramanları kederli diye,bir roman da kederli olmak zorunda değildir.
Bir de söylemek istedim,dedi,İrlanda, derler ki, Yahudilere hiç zulmetmemiş olan biricik ülke olma şerefine sahiptir. Bunu biliyor muydun? Hayır. Nedenmiş, biliyor musun?
Neden, efendim? Diye sordu Stephen, gülümsemeye başlayarak.
Zira, onları hiç içeri sokmamış da,dedi Mr. Deasy ciddiyetle,ondan.