Funda'dan...
Yeni doğan bir bebek baştan başlayabilir... Ama biz; Simple Past Tense...
Belirsizliklerden nefret ettikçe o belirsizliğin ta kendisi oldu. Onu matematikte anlatsam 1 = 0. Onu tarihte anlatsam kazananı belli olmayan bir savaş. Onu Türkçede anlatsam yüklemsiz bir cümle. Onu fizikte anlatsam hangi sıvıyla ölçüldüğü belli olmayan açık hava basıncı. Onu İngilizcede anlatsam simple present tense; normalde her zaman yaptığım ama yarın yapıp yapmayacağım belli olmayan şey. Onu felsefede anlatsam bir şeylerin olmadığını kanıtlamak zorunda kaldığım bir problem. Onu biyolojide anlatsam çekirdeği olmayan bir hücre. Onu kimyada anlatsam periyodik tabloda özelliği belli olmayan bir element. Onu hukukta anlatsam anayasada yazmayan bir kanun. Onu tıpta anlatsam teşhisi belli olmayan bir hastalık. Onu istatistikte anlatsam anlamlılık değeri çıkmayan bir sonuç. Onu bilgisayarda anlatsam tanımlanmamış bir değişken. Onu mantıkta anlatsam öncülü doğru ama sonucu belirsiz bir çıkarım. Onu edebiyatta anlatsam güvenilmez bir anlatıcı. Onu psikolojide anlatsam tanı kriterlerine uymayan bir ruh hâli. Onu sosyolojide anlatsam ait olduğu yer belli olmayan bir birey. Onu ekonomide anlatsam ne zaman düşüp ne zaman yükseleceği bilinmeyen bir grafik. Onu zamanda anlatsam başlangıcı ve bitişi belli olmayan bir an. Onu iletişimde anlatsam gönderilmiş mi gönderilmemiş mi belli olmayan bir mesaj. Onu hayatta anlatsam ne kalmış ne gitmiş biri gibi. Onu coğrafyada anlatsam pusulası kuzeyi göstermeyen bir harita. Onu astronomide anlatsam kütlesi var mı yok mu bilinmeyen karanlık madde. Onu şiirde anlatsam kafiyesi yarım kalan bir mısra. Onu müzikte anlatsam tonalitesi olmayan bir beste; ne majör ne minör, sadece gergin. Onu resimde anlatsam perspektifi olmayan bir tablo; bakıyorsun ama içine giremiyorsun. Onu tiyatroda anlatsam perdesi hiç açılmayan bir oyun. Onu sinemada
Reklam
The Cardsharps (I Bari) ~ by Caravaggio
Under a cloak of naive innocence, a young patrician plays a losing game against a tense pair of back-alley sharks, completely blind to the whispered signals, the card slipped from a belt, and the sudden, hidden threat of steel.
Hayata Dair
Üniversite okurken içinde bulunduğum en rahatsız edici durum idi. Aslında yabancı dil öğrenmek bir yetenektir. Herhangi bir dili A1-A2 seviyesinde 2 haftada öğrenirsin ama pre-intermediate seviyesinden sonra kelime-gramer-anlama-yanitlama örüntüsünü kurman gerek. Bizim insanımızda böyle bir kabiliyet yok çünkü eğitim hayatı boyunca anadilimiz Türkçe de genç nesile öğretilemiyor. Cümleyi ögelerine ayıramayan, sıfat fiil,bağ fiil ,isim fiil bilmeyen, okuduğunu anlamayan bir sürü genç var çünkü artık Prusya modeli öğretim ,50 sene önceki ders anlatma metodları artık işlemiyor. Sistem hata veriyor. Sistemle beraber bireyler de yetersiz. Kaliteli kitaplar okumadıkları için , daha kompleks içerikli videolar, yayınlar izlemeyi tercih etmedikleri için tense farklarını anlayamıyorlar; "going to","will","am +Ving",will be +Ving" farklarını idrak edemiyorlar. Başka bir dil öğrenmenin en büyük şartı anadilini çok iyi bilmektir. Kısacası sistem de sorun bireyler de sorun. Lakin daha iyi bir gelecek ancak bireylerin talepleri ile mümkün olur.

Can Gök

@CanGok3593
·
İngilizce Bilmiyorlar
2006 sonrasında kadroya girme ve unvan alma kriterleri düşü­rülürken, liyakatteki düşüşün en net gözlenebildiği alanlardan bi­risi yabancı dil oldu.
O ve Belirsizlik
--- Belirsizliklerden nefret ettikçe, o belirsizliğin ta kendisi oldu. Onu matematikte anlatsam 1 = 0. Onu tarihte anlatsam kazananı belli olmayan bir savaş. Onu Türkçede anlatsam yüklemsiz bir cümle. Onu fizikte anlatsam hangi sıvıyla ölçüldüğü belli olmayan açık hava basıncı. Onu İngilizcede anlatsam simple present tense; normalde her zaman yaptığım ama yarın yapıp yapmayacağım belli olmayan şey. Onu felsefede anlatsam bir şeylerin olmadığını kanıtlamak zorunda kaldığım bir problem. Onu biyolojide anlatsam çekirdeği olmayan bir hücre. Onu kimyada anlatsam periyodik tabloda özelliği belli olmayan bir element. Onu hukukta anlatsam anayasada yazmayan bir kanun. Onu tıpta anlatsam teşhisi belli olmayan bir hastalık. Onu istatistikte anlatsam anlamlılık değeri çıkmayan bir sonuç. Onu bilgisayarda anlatsam tanımlanmamış bir değişken. Onu mantıkta anlatsam öncülü doğru ama sonucu belirsiz bir çıkarım. Onu edebiyatta anlatsam güvenilmez bir anlatıcı. Onu psikolojide anlatsam tanı kriterlerine uymayan bir ruh hâli. Onu sosyolojide anlatsam ait olduğu yer belli olmayan bir birey. Onu ekonomide anlatsam ne zaman düşüp ne zaman yükseleceği bilinmeyen bir grafik. Onu zamanda anlatsam başlangıcı ve bitişi belli olmayan bir an. Onu iletişimde anlatsam gönderilmiş mi, gönderilmemiş mi belli olmayan bir mesaj. Onu hayatta anlatsam ne kalmış ne gitmiş biri gibi. Onu coğrafyada anlatsam pusulası kuzeyi göstermeyen bir harita. Onu astronomide anlatsam kütlesi var mı yok mu bilinmeyen karanlık madde. Onu şiirde anlatsam kafiyesi yarım kalan bir mısra. Onu müzikte anlatsam tonalitesi olmayan bir beste; ne majör ne minör, sadece gergin. Onu resimde anlatsam perspektifi olmayan bir tablo; bakıyorsun ama içine giremiyorsun. Onu tiyatroda anlatsam perdesi hiç açılmayan bir oyun. Onu
The present perfect continuous tense: geçmişte olup, etkileri günümüzde hala devam eden. Ulan tense misin gönül yarası mısın vicdansız.
1000Kitap
Reklam
Reklam