7/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2023 172. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2023 00:00
Dikkat spoiler içerir. Refah-Yol Hükümeti ve Necmettin Erbakan'ın başbakanlığı sırasında Libya gezisi faciası, tarikat iftarlar, Kudüs gecesi gibi olaylar sebebiyle TSK'nın irticayı baş tehdit olarak görmesi ve 28 Şubat 1997 tarihindeki MGK toplantısında özellikle Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya ve Jandarma Genel Komutanı Teoman Koman önderliğinde verilen ültimatom, bu tavsiye niteliğindeki kararları Erbakan'ın imzalamak istememesi ama imzalamak zorunda kalması, Meral Akşener'in dönemin içişleri bakanı olması ve irtica ile mücadele konusunda sık sık genelgeler yayınlaması, bundan 15 yıl sonra Balyoz vb. Soruşturmalar kapsamında o dönemdeki çoğu insanın tutuklanması veya ifadesine başvurulması anlatılıyor. Çevik Bir hatırladığı tüm belgeleri kabul ederken Genelkurmay başkanı İsmail Hakkı Karadayı neredeyse her soruya bilmiyorum benim haberim yok diyor ve askerlerden tepki alıyor. O zamanın genel sekreteri emekli general Erol Özkasnak da benzer bir şekilde cevaplıyor soruları. Deniz kuvvetlerine giren polis memuru Kadir Sarmusak olayı, İDB başkanı Bülent Orakoğlu'nun açığa alınması istenmesi ama Akşener'in onu koruması, 28 Şubat sonrasında günde 3 paket sigara içmesi, Teoman paşa da tiryaki olduğu için toplantılarda zorlanması, Tansu Çiller'in açıklamaları anlatılıyor. 28 şubat'ın kendisine karşı yapılan bir darbe olduğunu savunması, Gümrük birliği yüzünden ipinin çekildiğini söylemesi, DTP'nin kendi partisini bölmek için kurulmuş olması, mecliste kimsenin sesinin çıkmaması anlatılıyor. Balyoz'dan tutuklu Çetin Doğan ifadesine o dönemi anlatmasına ve ilişkisi olmadığını söylemesine rağmen tutuklanması, Şemdin Sakık'ı yakalayan Engin Alan paşanın da ne söylerse dinlenmeyip tutuklanması, bunun onuruna dokunması anlatılıyor. İfadeler kısmı sıkıcı olsa da ilgi çekici
Belgelerle 28 Şubat Dünden BugüneSaygı Öztürk · Doğan Kitap · 201340 okunma
Puan vermedi
pek sevgili f. teoman yakupoğlu, bilen bilir, size olan sevgim ve takdirkârlığım yüksek dozdadır oldum olası. eğer sizi bir müzisyen olarak bilmiyor olsaydım bile var oluş amacınız ne olursa olsun -belki (ve zannımca yüksek ihtimal içinde) bi şair, belki bi ressam ya da yoldan geçen öylesine bi insan- eminim ki bi yerlerde zihniniz ve ruhunuz ile rastlaştığımda tıpkı şimdi olduğu kadar sevgi duyardım. bilinen ve gerçek olan müzisyen kimliğinizden çok gerçek mânâda bir şair ve düşünür de olduğunuz açık ve tutarlı yeterince. yıllardır şarkı olarak sunduğunuz her şey aslında saf anlamda yaşamın her türlü noktasından nağmeli dizeler. belki “ruhunu satmayan” bi fahişe, belki gazetenin yalnız kalpler sütunundakiler; belki romandaki bir askerin ölümü, belki erdal eren, belki sevmeye yeteneksizliğin(m)iz, yaralarını yarıştıran kalpleri(m)iz, uzlaşamayan yanların(m)ız; anlaşmazlıklar, hissedilmeyişler, sancılar, belki en güzel hikâyen(m)iz... müziğinizin bu ufak tefek imgeleri çoğu kez soluktur ama asıl mânâ ve değer o “çoğu kez”in dışındadır. karanlığın içine serpiştirdiğiniz aydınlık parçacıklar da “çoğu kez”in dışındadır. o, aşk ve gurur, insanlık halleri, gönülçelen, 17, koyu antoloji... her biri eşsiz sanatınızın eşsiz izdüşümleri. «dünyaya kazık çakmak gibi isteklerim var, daha sonra beni çok kişi hatırlasın istiyorum.» (1997) her harf ve her nota birer birer kazındı dünyanın duvarına. taze meyve tatları yağmurlarında nicelerine ruhî bey.. ruhunuzu çok seviyorum.
Fasa FisoTeoman · Hep Kitap · 20182,068 okunma