IV. “Günah, Allah’a giden dosdoğru yolun engelleri ve saptırıcı kollarıdır. Onun içindir ki, günahı, Allaha ermenin mânileri bilmek ve onlarla mücadele nefse ne kadar ağır gelirse gelsin, mukavemetten en derin disiplin zevkini almak lâzımdır. Günah bu gözle görülecek olursa, mukavemeti nefse acı gelen bir şey olmaktan çıkar ve onları tek tek bilmek düşman ordusunu unsur unsur tanımak gibi zevkli bir anlayışa döner… Günahı, nefsçe sevilen bir şeyden mahrûmluk acısına tahammül cephesiyle değil de, Allah’ın emirlerine uyma tadına bağlayabilene ve bu tadın üstüne tad tanımayana ne mutlu!..”
(Salih Mirzabeyoğlu, İSLÂMA MUHATAP ANLAYIŞ, s. 72.)
Bu terkibî hüküm “teorik dil ve gaye” bahsinde yer aldığından, biz onu okurken, “günah”tan bahsedilen yerde, İslâmî tefekkürün antitezi hükmünde “Batı felsefesi” kavramını kullanmayı yeğliyoruz. Böylece “teorik dil”, “teorik düşünce” ve “tenkid şuuru” idrakının ehemmiyetinin ne çapta olduğu, İslâma Muhatab Anlayış alâkası içinde görülür umuyoruz. Şuna da dikkat çekelim ki, “Batı felsefesi” derken, “iman” şartını yerine getirmemiş, başıboş aklın savruluşu ve bu savruluştan aldığı hazzı kasdediyoruz...
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Nisan 1996), -ANADOLU KÜLTÜR İNKILÂBI SÜRECİNDE TEORİK DİL, TEORİK DÜŞÜNCE ve TENKİD ŞUURU- (Teorik Dil, Teorik Düşünce ve Tenkid Şuuru)