Hititler: Bozkır kökenli olmayan bir Hint-Avrupa halkı mı, yoksa genetik Anadolu paradoksunu nasıl çözecek? Hititler, insanlığın dilsel tarih öncesi döneminde eşsiz bir yere sahiptir. En eski yazılı
Ben Kimiiim?
(bu akımı ilk kim çıkardı hatırlamıyorum, bilen varsa yazarsa fikir sahibini etiketleyebilirim😔💗) düzenleme: sanırım fikir sahibi
filepenyez ✯
filepenyez ✯
'miş 💖
1000Kitap
Reklam
ALLAH'IN EMİRLERİNE UYMANIN TADI...
IV. “Günah, Allah’a giden dosdoğru yolun engelleri ve saptırıcı kollarıdır. Onun içindir ki, günahı, Allaha ermenin mânileri bilmek ve onlarla mücadele nefse ne kadar ağır gelirse gelsin, mukavemetten en derin disiplin zevkini almak lâzımdır. Günah bu gözle görülecek olursa, mukavemeti nefse acı gelen bir şey olmaktan çıkar ve onları tek tek bilmek düşman ordusunu unsur unsur tanımak gibi zevkli bir anlayışa döner… Günahı, nefsçe sevilen bir şeyden mahrûmluk acısına tahammül cephesiyle değil de, Allah’ın emirlerine uyma tadına bağlayabilene ve bu tadın üstüne tad tanımayana ne mutlu!..” (Salih Mirzabeyoğlu, İSLÂMA MUHATAP ANLAYIŞ, s. 72.) Bu terkibî hüküm “teorik dil ve gaye” bahsinde yer aldığından, biz onu okurken, “günah”tan bahsedilen yerde, İslâmî tefekkürün antitezi hükmünde “Batı felsefesi” kavramını kullanmayı yeğliyoruz. Böylece “teorik dil”, “teorik düşünce” ve “tenkid şuuru” idrakının ehemmiyetinin ne çapta olduğu, İslâma Muhatab Anlayış alâkası içinde görülür umuyoruz. Şuna da dikkat çekelim ki, “Batı felsefesi” derken, “iman” şartını yerine getirmemiş, başıboş aklın savruluşu ve bu savruluştan aldığı hazzı kasdediyoruz...
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Nisan 1996), -ANADOLU KÜLTÜR İNKILÂBI SÜRECİNDE TEORİK DİL, TEORİK DÜŞÜNCE ve TENKİD ŞUURU- (Teorik Dil, Teorik Düşünce ve Tenkid Şuuru)
Akademya Yazıları
DİL: "DÜŞÜNCE SİSTEMİ" ve "DİYALEKTİK"TİR...
(...) Buradan anlaşılması gereken, bize sorarsanız, “teorik dil”i bilmeyen ve bildiğini “teorik düşünce” hâlinde ortaya koymayan kimselerden, bu dile bağlı verimler beklenemeyeceğidir. “Bir şey söylemekten ziyade bir şey söyleme taklidi yapan” Türkçe pop budalaları, bu hâle çarpıcı bir örnektir. Birtakım kelimeleri altalta koyar, üstüste dizer, hiçbir mânâsı olmayan kırık-dökük lâfları şarkı sözü sayar ve buna da “Türkçe pop” derler. Sözleri olduğu gibi, melodileri, armonileri, aranjmanları da aynı şekilde oradan buradan aparma bir yamalı bohçadır. Bir de çıkıp utanmadan “Biz sentez yapıyoruz!” diyenleri vardır. Hani biraz Doğu’dan, biraz Batı’dan alıp, çalkalıyorlar ya… Ne “sentez”i, diye soran da olmaz. Ayran yapar gibi “sentez” mi yapılır? Eşekle atın bir araya gelmesine de sizde “sentez” mi derler? “Sentez” yapmadan önce, bir “tez”iniz var mıdır, bir fikriniz var mıdır, bir sanat görüşünüz var mıdır? Demek ki, “teorik dil” olmadan “teorik düşünce” olmayacağı gibi, “teorik düşünce faaliyeti” de olmaz; ve kırık-dökük, yamalı bohça bir dil, “teorik dil” sayılmaz. Zirâ dil aynı zamanda “düşünce sistemi” ve “diyalektik” demektir.
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Nisan 1996), -ANADOLU KÜLTÜR İNKILÂBI SÜRECİNDE TEORİK DİL, TEORİK DÜŞÜNCE ve TENKİD ŞUURU- (Teorik Dil, Teorik Düşünce ve Tenkid Şuuru)
Akademya Yazıları
DÜNYA ÇAPINDA OLAN TEK FİKİR BUDUR!
(...) Büyük Doğu-İBDA diline âşinâ olanlar ise, diğerlerinin anlayamadığı pek çok inceliği kendiliğinden kavramlaştırıyorlar. Bu, Büyük Doğu-İBDA dilinin, “teorik dil” olmanın yanında, aynı zamanda “düşünce sistemi” ve “diyalektik” mânâlarını da kapsamasıdır. Bu dili öğrenmeye başlayanlar, belli bir düşünce sistemine ve fikir düzenine kavuşur ve diğer herkesten daha büyük bir hakikat anlayışına yol bulurlar. İster Batıcı olsun, Batı kuyrukçusu, ister Doğucu olsun, Doğu’nun döküntüsü, bugüne dek hiç kimsenin yanına yaklaşamadığı fikir ve sanat meselelerini, İbdacıların cesaretle göğüslediğini ve çözüm yoluna soktuklarını görürsünüz. Tekrar edelim, ister Batı kuyrukçusu olsun, ister Doğu’nun döküntüsü; ve hattâ gerçek Batılı ve gerçek Doğulu… Türkiye’de “dünya çapında” olan tek fikir budur: “Fert-toplum" meselesi gibi girift bir mevzuda işin alfabesinden habersiz fikir tüysüzü, "toplumcu" şiirler yazar. Veya "fikirden süzülen şiir" edâsında, şiirin tabiî yapısında olan müphemlik, gizlilik, gölge unsurları, keleşliğin avantajı gibi kullanır. Anlayan ve "tenkid şuuru" olan için hemen anlaşılan bu husus, içinde bulunduğumuz kültür ikliminde ve özellikle iyi niyeti safdillik sanan çoğunlukça anlaşılmaz… Bu bakımdan, özellikle bizim toplum açısından, şunu bir ilke hâlinde söyleyebiliriz: Fikirden süzülme şiirinden önce, mücerret mânâda san'at kumaşını gösterecek fikrini görelim! (Salih Mirzabeyoğlu, İSLÂMA MUHATAP ANLAYIŞ, s. 175.)
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Nisan 1996), -ANADOLU KÜLTÜR İNKILÂBI SÜRECİNDE TEORİK DİL, TEORİK DÜŞÜNCE ve TENKİD ŞUURU- (Teorik Dil, Teorik Düşünce ve Tenkid Şuuru)
Akademya Yazıları
Reklam
Reklam