Akademisyenlerin, hayran kaldıkları yapıtların meramını, izleyicilerinin psikolojik zaaflarıyla daha fazla nasıl ilişkilendireceklerini araştırmaları gerekir. Sanatın kırık bir kalbi nasıl onarabileceğini, bireyin acılarını nasıl ele alabileceğini, bize kainatta nasıl bir teselli bulabileceğini, başkalarının ihtiyaçlarına karşı bizi nasıl duyarlı kılabileceğini, doğru başarılı yaşam ideallerini nasıl gözümüzün önünde tutabileceğini ve kendimizi anlamamıza nasıl yardımcı olabileceğini çözümlemeleri gerekir. Bunların ışığında, akademisyenler Sistine Şapeli'nin tavanına, bütün sanat yapıtlarına olduğu gibi, insancıl bir soruyla, "Bize öğretmeye çalıştığınız, yaşamımızda bize yardımı dokunacak ne dersler var? " sorusuyla yaklaşacaktır. Bunun dışında kalan her şey, ne kadar zekice ve bilgi dolu olursa olsun, sadece hazırlık ya da dikkat dağıtma olacaktır.