Nasıl bir sanat öğrenimi görmeliyiz:
Akademisyenlerin, hayran kaldıkları yapıtların meramını, izleyicilerinin psikolojik zaaflarıyla daha fazla nasıl ilişkilendireceklerini araştırmaları gerekir. Sanatın kırık bir kalbi nasıl onarabileceğini, bireyin acılarını nasıl ele alabileceğini, bize kainatta nasıl bir teselli bulabileceğini, başkalarının ihtiyaçlarına karşı bizi nasıl duyarlı kılabileceğini, doğru başarılı yaşam ideallerini nasıl gözümüzün önünde tutabileceğini ve kendimizi anlamamıza nasıl yardımcı olabileceğini çözümlemeleri gerekir. Bunların ışığında, akademisyenler Sistine Şapeli'nin tavanına, bütün sanat yapıtlarına olduğu gibi, insancıl bir soruyla, "Bize öğretmeye çalıştığınız, yaşamımızda bize yardımı dokunacak ne dersler var? " sorusuyla yaklaşacaktır. Bunun dışında kalan her şey, ne kadar zekice ve bilgi dolu olursa olsun, sadece hazırlık ya da dikkat dağıtma olacaktır.
Sayfa 86·Kitabı okuyor
Her zamanki rutin işler, okunamamış kitapların, uzun zamandır görülememiş dostların ve bir türlü aylak ve serbest bir hayatın ruhu özgürleştiren çağrısına icabet edemiyor olmalığın getirdiği pişmanlıklar, uzun saatler çalışmanın getirdiği yorgunluklar, farkına varmadan bir anda yaşlanıvermiş olmanın şaşkınlığı derken akıp giden bir gündü bu da diğerleri gibi.
1000Kitap
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Logoterapı, hastaya kendi yaşamında anlam bulması için yardım etmeyi bir görev saymaktadır. Logoterapi, hastanın, kendi varoluşunun gizli logosunun (anlamının) farkına varmasını sağlaması ölçüsünde analitik bir süreçtir. Bu kadarıyla logoterapı psikanalize benzer. Ne var ki, bireyin bilinç altındakileri bilince çıkarma çabasında, logoterapi kendini bilinç altındaki içgüdüsel olgularla kısıtlamak yerine, anlam istemi kadar bireyin kendi varoluşunun potansiyel anlamı gibi varoluşsal gerçekliklen de dikkate alır. Ne var ki terapi sürecinde noölojik boyutu ele almaktan kaçınan bir analiz bile, hastanın, varlığının derinliklerinde gerçekte özlediği şeylerin farkına varmasına çalışır.
:) :) mükemmel cevap
Bay R sinirlenmişti. “Bu da bizi bir önceki yere götürüyor. Daha kesin bir öneriniz yok mu, Doktor?” “Bir önerim daha var” dedim. “Nedir?” “Sizin ve eşinizin terapi alması gerektiğini düşünüyorum. Roger’m ciddi şekilde yardıma ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Siz ikinizin de buna ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.” Ölümcül bir sessizlik oldu. Sonra Bay R hafifçe, dalga geçer gibi gülümsedi. “Bu çok ilginç, Doktor. Niye böyle düşündüğünüzü merak ediyorum.” “Merak ettiğinize sevindim” dedim. “Sinirleneceğinizi düşünmüştüm. İkinizin de psikoterapiye girmesi gerektiğini düşünüyorum çünkü Roger’m ne hissettiğini hiç önemsemiyorsunuz. Roger’ı daha iyi anlamanızın tek yolunun psikoterapiye girmek olduğunu düşünüyorum.”
Alıntı
Büyüme, varlığımızı tehdit etmesi olası şeyler karşısında asıl benliklerimizi nasıl koruyabileceğimizi öğrendiğimizde gerçekleşir. Olgunluk baş etmeye dair beceriler edinmektir; önceden bizi sarsacak şeyleri olgunlaştıkça daha rahat benimseriz. Daha az kırılgan oluruz, öyle kolay kolay şoke olmayız ve böylelikle durumları gerçekten olduğu gibi kabul etme becerimiz gelişir. Romalı oyun yazarı Terentius'a kulak vererek şöyle diyebiliriz: "Ben insanım. İnsani olan hiçbir şey bana yabancı değil." Bu söz, kendi deneyimimize ve kültürümüze çok uzak alanlarda bile, kendi ses tınımızı bulabileceğimiz fikrini yakalar.
Sayfa 58·Kitabı okuyor
Resim, benliğimizi bir yanından, sözcüklerle ifade edilmesi mümkün olmayan bir yanından yakalar. Bu görüntüyü göstererek şöyle diyebilirsiniz: "Ben de bazen böyle olurum ve daha sık böyle olmak isterdim." Bir başkası da sizin gibi düşünürse resim önemli bir dostluğun başlangıcı olabilir.
Sayfa 48·Kitabı okuyor