“Her insanın bir karanlık odası vardır. Bizi hoşnut etmeyenlerin çoğunu o odaya atıveririz. Tıpkı bazı evlerin çatı katındaki karanlık, bakımsız, darmadağın odalar gibi. Çoğu kez o oda o kadar karmakarışıktır ki, oraya neleri attığımızı bile unuturuz. Üstelik odanın anahtarını saklar ve nereye sakladığımızı da hatırlamayız. Oraya asla hiç kimseyi sokmayız, kendimizi bile. Ta ki karanlık odadaki eşyalar çürüyüp, küflenip kokusu bizi rahatsız edene kadar...”