Selman Ç., bir alıntı ekledi.
2 saat önce

Kafamda deli sorular.
Hayatta insanların kaderlerini yaptıkları tercihler mi belirliyor, yoksa zaten kaderi olduğu için o tercihi yapmaya mecbur mu kalıyor?

İnsan Çürümeye Başladığında, Mustafa Becit (Sayfa 106 - Küsurat Yayınları)İnsan Çürümeye Başladığında, Mustafa Becit (Sayfa 106 - Küsurat Yayınları)
Duygu İşinden, bir alıntı ekledi.
22 May 22:58 · Kitabı okuyor

Ben Mecnun Çınar. Ve sürekli yanlış tercihler yaparım. Sorumluluk sahibi her insanın yapacağı gibi sorunlarla yüzleşip, hatalarından ders alarak durumu düzeltmeye çalışmak bana göre değil. Çünkü düzeltmeye çalışırken iyice bozarım. Bu hayatta bir gerçek var ki, herkes hata yapar. Ama ihale her seferinde bana kalır. İyisi mi sessizce beklemek. Benim de sorunlarla başa çıkma yöntemim bu işte.

Leyla ile Mecnun, Burak Aksak (Sayfa 15)Leyla ile Mecnun, Burak Aksak (Sayfa 15)

Tercihler daima değerlerinin bir kısmını tercihi yapanın değerine borçludur.

Pierre Bourdieu'nün Kuramı ve Sosyolojik Kullanımları, Anne Jourdain (Sayfa 95 - İletişim Yayınları, 1. Baskı, Çeviri: Öykü Elitez)Pierre Bourdieu'nün Kuramı ve Sosyolojik Kullanımları, Anne Jourdain (Sayfa 95 - İletişim Yayınları, 1. Baskı, Çeviri: Öykü Elitez)
Pınar, bir alıntı ekledi.
22 May 00:14 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Bütün zıt tercihler ve imkansızın peşinde koşmanın altında özgüven sorunu ve kusurluluk düşüncesi vardır..

Unutmak mı? Affetmek mi?, Serhat YabancıUnutmak mı? Affetmek mi?, Serhat Yabancı

Not: Kendime Kızıyorum
Arkadaşımla okuduğum kitabın yazarını tartışıyoruz. O "eşcinsel" diyor bense "bence eşcinsel değil uyduruyorlar" diyorum. Hayır! Diyorum kendime sonra. Kitabı ve yazarın hayatıyla ilgili tecrübeleri tartışmak yerine nedense kendimizi cinsel tercihinde bulduk. Çevresel faktörler sebebiyle bilinçaltına yerleşmiş düşünceler mi yoksa bastıramadığımız iç güdülerimiz mi buna zorladı bizi bilmiyorum ancak çok saçma bir tartışmaydı. Zaten uzatmadan kapadık konuyu. Benim için önemli olan yazdıklarının bana ve tüm insanlığa kazandırdıkları. Tercihler onun kararı. Ben Ahmet Kaya dinlerim, Zeki Müren dinlerim, Bülent Ersoy dinlerim. Yılmaz Güney filmleri de izlerim. Görüşleri, tercihleri benden farklı olsalar bile benim için yaptıkları işin değeri önemli geri kalanı onların tercihi derim. Ancak bu fikirlerini kabul ettiğim anlamına gelmez. Eleştirmem gerekirse eleştiririm.Karşı dururum. Mücadele ederim. Muhalefetse muhalefettir geri kalmam. Ancak sırf düşüncelerime karşı diye ne yaptıkları yararları şeyleri karalarım ne de onlardan keyif almak bilgi almak olgusundan mahrum bırakırım kendimi. Sadece kesiştiğimiz bir payda olan farklı daireleriz sadece şu dünyada.

Aycan, bir alıntı ekledi.
18 May 13:52 · Kitabı okudu · 1/10 puan

“Bazen yanlış tercihler bizi doğru insanlara ulaştırır,"

Çarpışma, Gail McHugh (Sayfa 162 - Pegasus Yayınları, bunu yazmamın nedeni Tess ve Q, Brax malı o boktan yere girmeseydi Q'yla Tess hiç tanışmamış olacaktı.. yine özledim lanet olsun)Çarpışma, Gail McHugh (Sayfa 162 - Pegasus Yayınları, bunu yazmamın nedeni Tess ve Q, Brax malı o boktan yere girmeseydi Q'yla Tess hiç tanışmamış olacaktı.. yine özledim lanet olsun)
Ali Rıza MALKOÇ, Felsefenin Önceliği Bilgi Sorunu'yu inceledi.
16 May 17:53 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitap İnceleme Yazısı

Kitap Adı : Felsefenin önceliği Bilgi Sorunu

Yazarı : Prof. Dr. Afşar Timuçin

Yayıncı : Bulut yayınları

Baskı : 1. Baskı/ Nisan 2013/ 124 Sayfa

Bilginin temelleri ve doğruluğu sağlam değilse; faydalı/ zararlı, gerekli/gereksiz, tutarlı/tutarsız

Olduğunu nasıl belirleyebiliriz? Bu ön sorgu ile yola çıkarak bilginin; bilinç, toplum, sanat, estetik ve ahlâk açısından nerede ve nasıl konumlandırılması gerektiği konusunda bir fikir yürütebiliriz.

Daha sonraki aşamalarda atacağımız adım, bilginin işlenme ve kullanılma alanları olacaktır.

İnsan ve toplum adına ilerleyen tüm bu süreçler, felsefenin gözlem ve öngörü geliştirdiği sosyal laboratuvar alanlarıdır. Bilgi; bilim, sanat ve tarih süreci ile zaman zaman denetlenebilir/ doğrulanabilir olmalıdır.

Bilgi doğru ama gerekli mi, faydalı mı, öncelikli mi gibi sorgulamalar da tercih ve beklentilere göre değişecektir. Felsefenin en belirgin ilkesi; oturmuş, tutarlı bir bilgi kuramı ile yola çıkmasıdır.

Bilgi kuramı; öngörünün kaynağı, yöntemi, süreci ve dayanak noktasıdır. Tutarlı, bütüncül ve sistem ile devamlılık arz etmesi gerekir.

Bilgi yalın, net ve doğru ise; felsefi çözümler de bulmaca ve çok bilinmeyenli denklem olmaktan çıkacaktır.

Okuyup önerdiğim her kitap, aslında okur adaylarının arayış alanını daraltıyor, kolaylık sağlıyor, zaman kazandırıyor. Tercihler, beklentiler, algılar, yaşam tarzları farklı olsa da güncel ve öncelikli sorunlara odaklı seçici ve ince bir duyarlılıkla yapıyorum önerilerimi. Ülkemizde yaklaşık üç bin yayınevi var. Bir yılda ortalama elli bin adet kitap basıyorlar. Hepsini tek elden inceleyip değerlendirmek zaten mümkün değil. Reklam ve tanıtımlar da yanıltıcı olabiliyor.

Her okuduğum kitabı; önce “inceleme yazısı yazmaya, önermeye değer mi” diye tarttıktan sonra,

Zihnimde oluşan yorumları sizlere aktarıyorum. Kitabı okumaya arzu ve hazırlanmaya faydalı olacağı kanısındayım.

Felsefe belirsiz, değersiz, niteliksiz veri ve bulgularla adım atmaz. Bilgi, gözlem, söylem ve tüm düşünceler tarihi ana malzemesidir.

Ölçü yanlış ise, ölçüm de hatalı çıkacaktır. Bir bilgi, olgu ve kavramın ölçüsü de içerisinde olamaz.

Bir maddeyi başka bir maddeyle taşıyıp ve tartmak zorundayız. Diğer türlü, “bozacının şahidi şıracı”

Örneği ortaya çıkacaktır ve baskıcı, dayatıcı, aldatıcı bir önerme oluşur.

Kuvvetler ayrılığı ve özerkliği ilkesi sadece yönetim alanında değil, düşünce ve inanç sistemlerinde de etkin olması gerekir. İşte böylesi durumlarda, felsefenin temel ilkeleri önem arz etmektedir.

Bilgi ve kültürün varlığını şu şekillerde algılarız: etkiler, yok sayar, mayalar, kirler veya yok eder.

Felsefe, değerler dünyasının eşiği gibidir. Kapıdan girerken, size tutarlı sorular üretmede yardımcı olur. Bu sorgulamada, diyalektik kavramından da faydalanır.

Şekil ve şekilcilikle; bilgi, fikir, doktrin üretenler, bilerek veya bilmeyerek bireyleri tembelliğe, taklitçiliğe, yalancılığa, sığınmacılığa, hazırcılığa özendiriyorlar. Sonuçta da bilgi ve fikir kirliliği oluşuyor. Devamında ahlaki değerler zedeleniyor ve ayrışmalara yol açabiliyor.

Kısa yorumlarımla, anlatım içeriği hakkında işaretler verdiğim eserde, okuru farklı düşüncelere sürükleyecek anlatımlar var.

İnsan beslenen, üreyen, çalışan, haz duyan bir canlı olmanın dışında; nakledilebilir, tekrarlanabilir, kabul edilebilir tutarlı bir amacı ve anlamlar dizisi de olmalıdır. Ve ancak yaşarken ve öldükten sonra onlarla tanınır, onlarla hatırlanır. Ve bıraktığı insanlık mirası bunlardır.

Düşünen, seven, paylaşan, ahlaklı, yüksek bilinciyle ön plana çıkan insan; varoluş amacına göre hareket edecektir.

Nesneleri, olayları ve ortamı çoğunlukla hazır buluruz, kurgulayan biz değiliz.

Fakat yüksek nitelikli doğrulama, yorumlama, anlama ve yönlendirme bilinciyle onu ortak yaşama aktarabilecek tek canlı ancak insandır.

Düşünce ve onun şekillendirdiği niyetler ve tetiklediği eylemler; zirve yaptığımız veya çukura düştüğümüz olgulardır. Yerinde ve sürece yayılmış etkin bir felsefe eğitimi, insanı olmasa gereken yere, en kalıcı şekilde ulaştırabilecek bir yaşam biçimi ve ahlak öğretisidir.

Elbette bunu tamamlayıcı faktörler; bilim, sanat, etik, estetik ve metafizik alanlarıdır.

16.05.2018
Ali Rıza Malkoç
#armozdeyis

Japonlar hekesin bir ikigaisi olduğuna inanır her sabah yataktan kalkmaları için bir sebebleri vardır.

Etkileyici bir arka kapakla okurlarına sunulan ancak içerik ve dil bakımından zayıf bir kitap oysa japonların yaşamlarına hayat tarzlarına dair daha çok şey bulmak isterdim. Bölümler bir birinden kopuk ve belli başlı cümleler ve tavsiyeler üzerinde dönüp duruyor kitap tabi tercihler ve beklentiler birbirinden farklı olabilir herkese keyifli okumalar

Oğuz Beyiniz / Auri, bir alıntı ekledi.
 11 May 08:44

Ayak parmaklarım uyuştu hocam, ne yapıyorsun?!
Lâkin giysilere bürünmeyi arzuladıklarında Valar, bazısı erkek olur bazısı kadın, mutlaka bir şekil alırlar; sadece başlangıçlarından beridir mizaçlarında olan farklılıklar şekle şemale gelir tercihlerinde her birinin, tercihler değildir yani onları yapan, bizde bile olduğu gibi, giysidir evet belki bizi erkek yahut kadın kılığına sokan, ama onlardan yapılmadı ne kadın ne de adam.

Silmarillion, J. R. R. Tolkien (Sayfa 60)Silmarillion, J. R. R. Tolkien (Sayfa 60)
Mehmet A., bir alıntı ekledi.
08 May 22:59

Sanki orada değilmişim gibi oturuyorum masanın başında. Yahut masadaki sürahi gibiyim diyelim. Öyle kırmızı kapaklı cam sürahilerden de değil ha. Baya alelade plastik bir sürahi. Hatta çatlamış tuvalet maşrapası. Görenlerin "Ulan bunun ne işi var şimdi burada?" diyeceği bir şekilde masanın ortasında duruyorum. Evet, bu tam olarak benim işte. Ben Mecnun Çınar. Ve sürekli yanlış tercihler yaparım. Sorumluluk sahibi her insanın yapacağı gibi sorunlarla yüzleşip, hatalarından ders alarak durumu düzeltmeye çalışmak bana göre değil. Çünkü düzeltmeye çalışırken iyice bozarım. Bu hayatta bir gerçek var ki, herkes hata yapar. Ama ihale her seferinde bana kalır. İyisi mi sessizce beklemek. Benim de sorunlarla başa çıkma yöntemim bu işte.

Leyla ile Mecnun, Burak Aksak (Sayfa 15 - Küsurat Yayınları - 1. Basım, Nisan 2018)Leyla ile Mecnun, Burak Aksak (Sayfa 15 - Küsurat Yayınları - 1. Basım, Nisan 2018)