Tercihler ve Gerçekler
10/10
·159 syf.··
Beğendi
·
2026 66. kitabı
1920 li yıllarda Anadolu’da öğretmenlik yapan Zehra çok iyi bir öğretmen olmanın yanında acıma duygusundan yoksundur. Başlangıçta hikayesini okuyunca nedenlerini anlıyor ve hak verebiliyoruz. Sonrasında İstanbuldan gelen bir haberle babasının ölümle burun buruna olduğunu ve gitmesi gerektiği bilgisi gelince başka bir boyuta geçiyor hikaye. Ancak babası öldükten sonra İstanbula dönmesi ve kötü bildiği babasına ait küçük bir kutuya açmasıyla bambaşka bir hikaye çıkıyor karşımıza. Mürşitin mektuplarıyla ilerleyen sayfalarda aslında gerçekleri öğrenebiliyor Zehra. Mürşit iyilikten doğruluktan ayrılmamaya çalıştıkça insanların onu dibe çektiği hayatı zehir ettiği ve kötü bir insan olarak gösterildiği hatta kötü olmak zorunda kaldığı gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Ne acı. En nihayetinde gelen pişmanlık şiltede yatan bir babanın ayaklarını öperek acıma duygusunu kazanıyor ve acı gerçeklerle yüzleşiyor. Reşat Nuri Güntekin öyle dokunaklı ve sürükleyici anlatıyor ki kısacık bir kitap içimize işleyerek dağ oluyor resmen. Gördüğümüz bildiğimiz şeylerin gerçeklerden kopuk esasen bambaşka bir tarafı olabileceğini gösteriyor bizlere. Dönemsel eleştiri de insani değerlendirme de bu romanda karşımıza çıkıyor. Yazarın ilk eserlerinden olma özelliği taşımasına rağmen oldukça nitelikli bir yapıt ve özellikle kullanılan kelimelerin dilimizin nasıl bir erozyona uğradığını gösteriyor bizlere. 18 li yaşlarda okunsa mükemmel derecede öğretici bir kitap olacak Acımak orta yaş ve üstü için güzel bir tatmin sağlamakla sınırlı. Yazara bu eseri için minnet duyuyor gerçekten iyi bir yazar nasıl olunur onu görebiliyoruz. Tercihlerimiz hayatımız oluyor ve hayatın acı yanı çok ağır…
1000Kitap
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,5bin okunma
10/10
·192 syf.·
2026 33. kitabı
Kitapta yazarın kimlik arayışından bahsediliyor. Yazarımız Cumhuriyetin ilk yıllarında kendini aydın olarak tabir eden bir ailede doğuyor. Yabancı mürebbiyelerden eğitim alıyor doğal olarak gençlik yıllarında sürekli bir bunalım içerisinde. Zamanla yaptığı tercihler ve yaşadığı olaylar sonucunda psikolojik bunalıma giriyor. Bu dönemde çok ağır tedavilerden geçen yazar bir gün rastgele ibni arabi'nin bir kitabını okuduktan sonra kalbine huzur geliyor. Bu süreçte yaşadıklarını geçirdiği bunalımları farklı yazılar halinde bir araya toplamış. Sonunda yazar ile yapılan bir röportaj yer alırken, kitabın son bölümünde ise ünlü yazarların kitap hakkındaki yazılarına yer verilmiş. Günümüz dünyasında her şey maddeye bağlanırken maneviyata yönelerek hastalıklarından kurtulan bir insanın hayat hikayesini okuyoruz.
Delilik Ülkesinden NotlarAyşe Şasa · Ketebe Yayınları · 20231,793 okunma
Reklam
Modern insan hâlleri
Puan vermedi·400 syf.··
2026 31. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 21:33
Modern belirli bir grup tarafından belirli bir zaman ve mekânda kullanılan veya kabul edilen egemen giyim tarzıdır.farklıliklari ve özgürlüğü insanlara zenginlik sayan bu sistem nasıl da egemen sınıfını oluştururup tekciligi dayatıyor.modernite köleliğin elleri ve ayakları zincire vurulmuş klâsik köleliğin ortada kaldırmasiyla köleliğin ortada kaldırdığını inandırmaya çalışsa da sadece şekil ve biçimsel olarak köleliğin değiştiği farklı bir yöntem ve tarzlarla devam ettiğini biliyoruz ve görüyoruz.modernitenin öncülüğü TVler,reklamlar ve kapilast sistemin tezgahiyla insanlara kendi düşünce sisteminin pazarlıyor yada ikna ve algı yöntemleriyle inandırmaya yada istediği forma göre şekil vermeye yönlendiriyor.modernitenin dini Avmler olmuştur birey bu sistemde var olduğunu hissetmek için tüketmek zorundadır çünkü AVMler tüketim toplumunun kültürünü bir din ritüel merkezdir.Midernite kadını bir meta aracı olarak kullanılmakta pazerlamakata yada farklı figürlerle kendinsini ve emeğini yada bedenini sömürmektedir.bireysel tercih adı altında kadın bedenini algı ve sömürü aracı olarak kullanılmaktadır tercihler görünüş itibarıyla bireysel olabilir ama sonucu toplumsaldir,ahlakidir,hukukidir.bundan dolayı bu benim bedenim bu benim tercihim diyerek kimse bana karışamaz demek hakkına sahip değildir çünkü beden bize verilen bir emanettir.bugun modern eşcinsel,LGBT ve sapkın düşüncelere sahip kesimlerin ve eylemlerini özgürlük bireysel tercihe saygı,hakşinaslik savunan modernite,aynı şey çeşitli sebeblerle mağdur edilen milyonlara görmezden ve hatta birçok durumda bu mağduriyetlerin bizzat faili veya faillerinin yandaşı olurken üstünü de ustalıkla örttüğü bir gerçeği gözler önüne seriyor.o da din ve ilahi olan kavgasıdır başörtüsü nedeniyle onlarca yıllık emekleri gasp edilen
Modern ÇöküşCelaleddin Vatandaş · Açılım Kitap · 2015491 okunma
Puan vermedi·
Beğendi
Çok karmaşık duygularla tamamlamış bulunmaktayım seriyi. Zaman zaman çok öfkelendim Lila ya ve Lenu ya. Bazen tokatlamak istedim'kendine gel artık!' diye, bazen de içim ısındı kalbime koyup saklamak istedim. Zor hayatlar zor karakterler zor tercihler. Ne ak diyebilirim ne kara ikisi içinde. Tam da hayat gibi. Gönlüm Lenu dese bile hayatını kendi istediği gibi yaşayan Lilaydı bana göre. Ah Lenu! Güven artık kendine.
Kayıp Kızın HikayesiElena Ferrante · Everest Yayınları · 20251,409 okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2026 29. kitabı
Kitap genel olarak akıcı olsa da konu öyle yavaş gelişiyor ki başlarda sıkılmadım desem yalan olur. Ben hemen olsun bitsin, olaya girsinler istiyorum. Ne yazık ki her kitap farklı olduğu gibi her yazar da farklı ve kişisel tercihler kimseyi ilgilendirmez. O yüzden eğer siz yavaş gelişen hikâyeleri seviyorum derseniz bayılarak okursunuz; güzel bir kurgu. Tür olarak askerî geçse de pek askerî kısma girilmemiş. Daha çok gençlerin dilinde konuşacak olursak "arkadaşımın abisi" trope'u sayılabilir bence. Konuya genel anlamda bakacak olursak; kızımız, babasının ölümünden sonra annesinin yeniden evlenmesiyle üvey babası tarafından yok sayılır ve zaman zaman şiddete uğrar. Bu sebeple okulunu onlardan uzakta, İstanbul'da seçerken yazlarını ise en yakın arkadaşının evinde geçirir. Her şeyi değiştiren gece ise arkadaşının doğum günü için yaptığı pastayı, daha önce sadece fotoğraflardan gördüğü abisiyle çarpışarak mahvedince yaşanır. İkili yenisini almak için gecenin bir yarısı yola çıkar ve ufak çaplı didişmelerle birbirlerinden hoşlanmaya başlarlar. Zaman böyle tatlı tatlı geçerken adamın bir göreve gitmesi gerekir. Gitmeden önce kızımıza evlilik teklifi eder ve aynı gün resmî nikâh kıyarak evlenirler. Sonrasında ise kızımız, adamın görevde şehit olduğunu ve hamile olduğunu aynı anda öğrenir. Üvey babası bu durumdan hoşlanmaz. Önce onu döver, daha sonra ise çocuğu aldırmak için uğraşır. Tam o anda imdadına kızımızın kardeşi yetişir ve bir şekilde oradan kaçmayı başarır. Burada bir zaman atlaması olur ve kendimizi dört yıl sonrasında buluruz. Kızımız çalıştığı şirkette bir ödül alacakken şirket saldırıya uğrar ve onu kurtaran kişi, öldü sandığı kocasından başkası değildir!
Gölgesiz 1Sibel Akcan · Pukka Yayınları · 2025145 okunma
10/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
#birkeredaha "Hayattaki bazı olayları yaşanırken sindirirsin. Bazılarını anlamak ise bir ömür alır." Merhaba kitap seveler bugün size Semra'un tavsiyesi üzerine okuduğum @mitchalbom 'un kaleminden çıkan bir solukta okunacak bir solukta okunacak aşk, zaman atlaması, pişmanlıklar ve sevgi dolu bir eser ile geldim. Kitabımız başlangıç ve son için önemli bir tarih olan 1978'te başlasa da asıl olayları 40 yıl sonra Nassau'da bir dedektif ile yakalanan kişi arasında geçen konuşmalarla okuyoruz. Alfie bir kumarhanede 3 kere art arda kazanmasından dolayı hile süphesiyle dedektif Laorta tarafından tutuklanması sonucu sorguda geçen konuşmalarla gerçekleri öğreniyoruz. Ancak ne gerçek ne kadarı yaşandı hep bir şüphe ile ilerliyor. Alfie hile yapmadığını kanıtlamak için yıllardır tuttuğu kompozisyon defterini LaPorta'ya veriyor ve tüm gerçeklerin orada yazdığını söyleyerek ona anlatmaya okumaya başlıyor. Yer yer bu defterden anıları yer yer ise günümüzde yaşananları okuyoruz. Kompozisyon defterindeki anılar ise Alfie'in ailesinden birinin ölümü ile bir başkasına geçen yeteneğini fark etmesi ile başlamaktadır. Bir kez daha diyerek aynı ana tekrar dönme şansı olduğunu Alfie, daha 8 yaşındayken annesini kaybettiği gün fark eder ve bu her an için sadece bir defa kullanabileceği yeteneğini ikinci defa yaşadığında tek kendisinin hatırladığını fark eder. Bu nedenle anıları karıştırmamak için kompozisyon defterleri tutmaya başlar. Afrika, Amerika ve yıllar arasında belki de binlerce kez denenmiş bir kez daha anlarıyla dolu bir eserdi. Pişmanlıklar, anların önemi, annesinin ve büyükannesinin nasihatler, tek yakın arkadaşının başına gelenler ve tercihler hepsi Alfie'yi Alfie yapan anlardı. Tüm bunların arasında çok sevdiği Gianna'sı ve aşkın tekrarı olmayacağı
Bir Kere DahaMitch Albom · Destek Yayınları · 202644 okunma
Reklam
Reklam