10/10
·296 syf.··
2026 11. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 22:28
Siyonizmin dünyanın başına nasıl bir bela olduğunu, gayet sade ve anlaşılır bir dille, kaynakları ile anlatan bir kitap. Kitabı okumadan önce de İkinci Dünya Savaşı ile ilgili özellikle Yahudi soykırımı hakkında verilen rakamların tam olarak gerçeği yansıtmadığını, gaz odaları ve insanların cesetlerinin yakılıp sabun yapma konusunun tartışmaya açık olduğunu biliyordum. Kitapta beni en çok şaşırtan kısım Anna Frank'ın Hatıra Defteri ile ilgili yazılanlar oldu. Kitabı okudukça neden Amerika ve Avrupa'da yasaklandığını çok daha iyi anlıyorsunuz. Tarihe ilgi duyan ve araştırma -inceleme türünde eser okumayı sevenler için tavsiye ediyorum. Yazarın diğer tüm kitaplarını da kütüphaneme katıp sabırsızlıkla okumayı bekliyorum.
İsrail Mitler ve TerörRoger Garaudy · Timaş Yayınları · 2019390 okunma
Puan vermedi·512 syf.··
2026 61. kitabı
Seriye kaldığımız yerden devam..... Hayalet Timi Makedonya da Balkan Kızı Operasyonunu tamamlamaya hazırlanırken Türkiye'ye döndüklerinde daha yolun başında olduklarını anlamaları uzun sürmez.. Timin yüzbaşısı Barut Ulu Boratav, Balkan Kızı’nın kendi topraklarına teslim etmekle kalmayıp kendileri ile iş birliğine de ikna etmişti. Hayalet Timinin peşinde yıllardır intikam için gün sayan terör örgütü ITO nun kilit adamı Balkan kızı Talia’nın da öz dayısıydı. Talia’nın yardımları özellikle Makedonya’ya geri döndüğünde büyük önem taşıyordu. Ama kitabın en sürpriz detayı Talia ile yüzbaşı Barut’un anlaşmalı evlilik yapma mecburiyetiydi. Tabi ki kağıt üzerinde ve bunu en yakınlarından bile saklayacaklardı! Hayalet Timi bunu hemen yer mi? Bu bilgi beni en başında heyecanlandırsa da o islediğimiz kız isteme sahnesine bir türlü erişemedik. Bunun yerine çiftimizin arasındaki pürüzleri bir bir yok etmesini, çekilmelerini büyük bir sabırla okuduk.. Aşk istiyorsanız bu kitapta bolca var! Sonuna kadar sakin ilerliyor bir yandan diğer karakterlerin geçmişlerine daha çok odaklanarak duygusal bağlarını keşfediyorduk ki sonundaki o olaylı patlama her şeyi yerle bir etti! Geride beni de delice merakta bırakan duygularla kitabı kapadım. Pazar günümün tamamını ona ayırmaktan mutlu bir şekilde biraz daha sabrederek son kitabı erteliyorum şimdilik! Askeri kurgu, romantizm arayan dostlarıma akıcı, merakı hep tetikte tutan asla yormayan ve dozunda esprili diyaloglarla nefis bir tavsiye bırakıyorum...
Bir Kibritle Yok Olmak 2Özge Naz · Guardian Yayınları · 20241,528 okunma
Reklam
Drina... Ebedî köprü, ölümlü insanlar...
Puan vermedi·354 syf.··
2026 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 17:06
Edebiyatın sadece kelimelerden ibaret olmadığını, aynı zamanda taşın, suyun ve zamanın da bir hafızası olduğunu bize en çarpıcı şekilde anlatan bir başyapıt: İvo Andriç'in Nobel ödüllü eseri *Drina Köprüsü*. Bu romanı klasik bir olay örgüsü veya tek bir başkahraman arayışıyla okumak, metnin barındırdığı sosyolojik ve psikolojik laboratuvarı ıskalamak demektir. Çünkü bu eserde başkahraman etten kemikten bir insan değil; doğanın o evcilleştirilmemiş, kaotik ve yıkıcı gücü olan Drina Nehri'ne vurulmuş estetik bir pranga, yani köprünün ta kendisidir. Metin boyunca bireysel ömürlerin faniliği ile köprünün temsil ettiği ebediyet arasındaki ontolojik tezada şahit oluyoruz. Roman, bizleri Osmanlı'nın bölgedeki mutlak hegemonyasından alıp, Avusturya-Macaristan'ın getirdiği rasyonel ama bir o kadar da sömürücü kapitalist moderniteye, Lotika'nın oteline, demiryolunun getirdiği toplumsal yabancılaşmaya ve en nihayetinde I. Dünya Savaşı'nın o korkunç yıkımına götürüyor. Köprünün ortasındaki "Kapiya" (Kapı) sosyal hayatın, ilk aşkların, siyasi tartışmaların kalbi olduğu kadar, iktidarın kanlı bir teşhir sahnesi. Burada ayrı bir parantez açmak istiyorum: Sabotajcı Radislav Andriç, iktidar ve şiddet diyalektiğini belki de edebiyat tarihinin en çarpıcı, en kan dondurucu sahnelerinden biriyle önümüze serer: Radislav'ın canlı canlı kazığa oturtulması. Unişte köyünden Radislav, angaryaya ve zulme isyan ederek köprü inşaatını geceleri sabote eden bir köylüdür. Yakalandığında, yozlaşmış bürokrasinin ve otoritenin yüzü olan Abid Ağa tarafından korkunç bir cezaya çarptırılır. Çingene cellat Mercan tarafından ustalıkla kazığa oturtulan Radislav, iskelenin tepesine dikilerek halka korku salacak bir "ibret anıtına" dönüştürülmek istenir. Ancak iktidarın biyopolitik şiddeti tam da burada
Drina Köprüsüİvo Andriç · İletişim Yayınevi · 20257,5bin okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2018 102. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2018 00:00
Bu gün @aydinhiz1 imzalı #hayaldenizi kitabımla geldim. Doğrusu ne yazacağımı bilmiyorum, çünkü sayfalar arasında kayboldum. Sadece kitabın değil ha! kalem elimde okuduğum için, çıkardığım alıntılar ve aldığım notlar arasında da kayboldum. Hangisini çıkarsam eksik anlatacak gibiyim sanki. Benim için müthiş bir yolculuktu. Bir çok tarih araştırmama vesile olduğu da ayrı bir gerçek. Polisiye tutkumu herkes bilir. Tarih üzerine kurgulanmışsa tadı başkadır, Ahmet Ümit bunu sık sık yaşatır kitaplarında. Hepsi tasavvufun içine yedirilince bambaşka bir lezzet olmuş. Üniversitede akedemisyen olan, eşini yeni kaybetmiş, oğluyla hayata tutunmaya çalışan bir babanın, tarihi eser niteliğinde bir haritayı incelemek için üst makamlardan teklif almasıyla başlıyor herşey. İşin içinde terör olunca harita altın tepside sunulmuyor tabi. O haritanın tarihi (541) ve sahibinin imzası bizi İbn Arabi'nin hikayesine götürüyor... Onun hikayesinde ki büyük değişim ise, katıldığı bir eğlencede içindeki sese kulak vererek elinde ki kadehi fırlatmasıyla eğlenceden ve dahi şehirden ayrılmasıyla, sonrasında gördüğü rüyayla başlıyor... İçine düştüğü arayışta onunla birlikte Mekke'yi, Kudüs'ü, Anadolu'yu gezdik karış karış. Bir sürü yolcu tanıdık, bir sürü zadla tanıştık, ölümlere şahit olduk... Onca zaman ve olaydan sonra elimize verilen haritada gözlerimiz bile birlikte doldu... En başta dediğim gibi, ruhumu dinlendiren, rüyalardan nefessiz uyandıran müthiş bir yolculuk oldu. Hangisini seçeceğimi bilmiyorum ama not aldıklarımdan sığdırabildiğim kadar alıntı bırakıyorum şuracığa. "Neden kaçıyorsa insan, onun sağanağına tutuluyor." "Nereye dönersen Allah'ın yüzü oradadır." "Kendine olan nefret ne büyük acı! Allah'ın merhameti geniş de, insan kendini o merhamet denizine taşıyamıyor çoğu zaman."
Hayal DeniziAydın Hız · Timaş Yayınları · 2018135 okunma
8/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 02:43
Gazetecilik ve savaş muhabirliğinin duayeni,vakkosu çoşkun Aral abimizin kaleminden dökülen maceralarını anlatan hem gazetecilik hemde seyahatname tadında çok güzel bir eser olmuş tanık olduğu adı gibi imkansız coğrafyalarda gördükleri, şahit oldukları gerçekten bazı kısımlardan hayret edici özellikle Ortadoğu serüveni içler acısı hep aynı şeyler kan,gözyaşı savaş mağduru kadınlar,yaşlılar,çocuklar,bebekler hep aynı kaderi paylaşan masum insanlar bol bol kördüğümler,çatışmalar,birbirine düşürülmüş kardeşler ve her haltın altından çıkan ülkeden bozma oçrail terör örgütü Ortadoğu’yu karıştırmak için yaratılmışçasına masum insanların kanına ekmek doğramaya hazır ve onun dünyanın öbür ucunda izole bir ülkede de olsanız size karışan işlerinize burnunu sokan abisi Amerika var.Kitap da sizi bunu gazetecilik örnekleriyle fotoğraflarıyla her şeyiyle apaçık anlatıyor herkese bu eseri okumasını mutlaka öneririm okunmalı yaşananların mazisi de var diye hatırlanması ve unutulmaması adına…
İmkansız CoğrafyalarCoşkun Aral · Kronik Kitap · 2025147 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2026 54. kitabı
Terra Alta // Javier Cercas İspanya İç Savaşı’nın izlerini ve Franco diktatörlüğünün gölgesini taşıyan, ülkenin gözlerden ırak ve huzurlu bölgesi Terra Alta, sarsıcı bir olayla uyanır. Bölgenin en varlıklı çifti olan Adell’lerin çiftliklerinde vahşice işkence edilerek öldürülmesi, insanların alışık olmadığı bir şiddet dalgasını beraberinde getirir. Bu karanlık cinayeti aydınlatma görevi, Barselona’daki terör saldırılarını önlemedeki başarısının ardından dört yıl önce bu bölgeye yerleşen genç polis memuru Melchor Marin’e verilir. Dışarıdan bakıldığında eşi ve kızı Cosette (Victor Hugo’nun Sefiller'indeki karaktere bir gönderme olarak) ile mutlu ve huzurlu bir yaşam süren Marin, aynı zamanda tutkulu bir okurdur. Ancak cinayeti çözmeye başladıkça, kendi derinliklerine gömdüğü geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalır. Babasıyla hiç tanışmamış olan Marin’in hareketli gençliği, kaçınılmaz bir tutukluluk süreciyle kesintiye uğramıştır. Tam da o zorunlu yalnızlık döneminde bir "amansız okur"a dönüşen Marin için bu soruşturma, sadece bir dava değil, kendi bastırdığı karanlık geçmişiyle bir hesaplaşma fırsatıdır. Terra Alta, dingin bir hayatın ardına gizlenmiş bir adamın hikâyesidir. Javier Cercas; iyilik ve kötülük dengesi, adalet arayışı ve geçmişin asla tam olarak silinemeyeceği gerçeği üzerine kurulu bu eserinde, okuru amansız bir ahlaki sınava davet ediyor. İki cisim çarpıştığında her zaman onun çemberindeki cisimler de etkilenir. Terra Alta’da olduğu gibi. Melchor’un yaşadıkları beni etkiledi.
Terra AltaJavier Cercas · Everest Yayınları · 202445 okunma
Reklam
Reklam