• Kim bilir ne gibi sebeplerle
    tesadüf bizi birleştirdi...

    Sabahattin Ali
  • “Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim.Sen bana, dünyada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.”
  • Glenn Meade çok iyi bir yazar. Macera kurgusu çok iyi. Gel gelelim Son Tanık romanı maalesef okuduğum en kötü romanı.Çıkan bütün romanlarını okuyup beğenen biri olarak yazıyorum. Alıp yerden yere vuracak kadar değil tabi ki ancak o kadar yavan gelen yerleri var ki; örneğin o kadar tesadüf var ki okuyucuyu rahatsız ediyor yavan duruyor. Oysa Boşnak katliamını ve savaşın daha doğrusu katliamın hikayesinin intikam ve gizem ile birleşip Glenn Meade'in müthiş kurgusallığında bir başyapıt okuyacağım ümidiyle başlamıştım romana.Esasında çok güzel başlıyor katliam zamanlarının hikayeye yerleştirilişi mükemmel başlıyor ama bu mükemmelliği rahatsız edici amerikan havası ve kurgulanmış Amerika sekantları bozuyor.Daha doğrusu polisiye ve gizem ümidiyle güdülenen okuyucunun karşısına düşük bütçeli hollwood filmini andıran pasajlar çıkıyor ve gizem eşiğini düşürüp çok iyi başlayan romanı orta ile kötü arasında sayılabilecek bir pozisyona konumlandırıyor. Yazarın okuduğum romanları arasında 1. halen Sakkara'nın Kumları, 2. Romanov Komplosu 3. Brandenburg 4. Kar Kurdu.
  • Başkalarının gürültüsünü değil, kalbinin fısıltısını dinle...

    Bu hayat yolculuğunda hiç bir karşılaşma tesadüf değildir.Karşınıza çıkan her insan bir nedenden dolayı çıkar. Ya bizi bir yere götürürler, ya bize bir şeyler öğretirler (Hakan Mengüç).
    Evet Hakan Mengüç ve kitabıyla tanışmam tesadüf değil....
    Bize elmas dolu ceplerimizi (kitabın içinde hikayesi yer alıyor) hatırlatıyor. Var olan ama bir sebeple farkında olmadığımız potansiyelimizi gösteriyor; unuttuğumuz ya da hiç tanımadığımız parçamızla tanıştırıyor. Dengeyi anlatıyor.
    Yaşam bir denge sanatıdır... İpi göğüsleyen değil, ipin üzerinde dengede yürüyen yol almış olur diyor. Arayış yolculuğunda olan herkes için rehber bir kitap.
    Hedefin kitabı bir an evvel bitirmek olmasın, anlamak ve içselleştirmek olsun. Ben anlatmaya hazırım, sen de okumaya hazırsan ikimiz için de güzel bir yolculuk yapacağız demektir.
    Ben güzel bir yolculuk yaptım. Umarım sizlerde yaparsınız.

    Hakan Mengüç'ün YouTube'de videoları var. Hatta kitabı da bölüm bölüm okuyor. İster onun sesinden dinleyin, ister kendi sesinizden...
    Çokta güzel Ney üflüyor...
    Kitapta Sazlıktaki zayıf bir kamışın içli bir Neye dönüşünün yolculuğunu anlatıyor. Ney, insana çok benzer, neyin yolculuğu insanın yolculuğuyla örtüşür diyor.
    İyi bir Ney'in olma süreci 3 yılmış.
    Sazlıktaki kamışın Ney yolculuğu:
    1-Ayrılık
    2-Kabuklardan Kurtulma
    3-Kamış Sabrı Öğreniyor
    4-Ney'in içi delinir ve Hiçlik Başlar.
    5-Ahengin Kaynağı
    6-Başpare ve Destar
    7-Kemale Eren Kamış
    Ben Ney'im son sözünden;
    Kalbi güzel insanlar birbirlerini bulurlar, çünkü herkes kendinde olanı çağırır hayatına.
    Kalbi temiz olanın hikayesi mutlu sonla biter.

    Hikayenizin mutlu sonla bitmesi dileğiyle, Keyifli okumalar.
  • En sevdiğim kafede, en sevdiğim kitaplar arasına eklendi son satırı ile. Taze bitti. Yüzde buruk bir gülümseme ama yine de dışa taşan "vay be!" Coşkusu... kitap su gibiydi lıkır lıkır aktı geçti. Genelde şaşırttı. Bazen insan "yok artık böyle de tesadüf olamaz" diyor çünkü kitaba o kadar kaptırıyor ki kendini onun kurgu olduğunu unutuyor. Okuyun, okutturun eğer başka hayatları ciddi anlamda yaşamak istiyorsanız.
  • Bu adamın ( Günday yani,bu adam derken saygısızlık olarak algılamayın lütfen,okuduğum her eserinde biraz daha yaklaşıyor,biraz daha samimi oluyor,biraz daha arkadaş olarak görünüyor gözüme ) yazdığı her kitap beni şaşırtmaya,kendisine hayran bırakmaya devam ediyor.

    Kim ne düşünürse düşünsün yazdığı her kitap benim için yazılmış gibi değerli ve öğretici.

    Hakan Günday'la birlikte dolaşmadığım sokak,tanımadığım serseri,öğrenmediğim düşünce yapısı ve hayret etmediğim psikolojik tesbit kalmıyor,birikiyor,sanki Dante'nin Cehennem İlliüstrasyonu gibi kat kat yükselmeye devam ediyor.

    Günday kendisinin ve benim düşüncelerimin anarşisti,aykırı ama peşinden gidilesi adamı olmaya da devam edecek.

    Küçücük bir HİÇ'i koskoca müthiş lezzetli bir romana çevirip gözümüze ve gönlümüze sokan bir yetenek.Günday yazmaya devam ettiği müddetçe benim isyanım,asiliğim,uyanıklığım,öğrenme ve görme arzum katlanarak artacak.

    Hakan Günday'ı hepimiz az çok tanırız eserlerinin hangi sınıfa girdiğine ben hala karar verememiş olsam da (edebiyat ötesi olarak adlandırıyorum kendimce) okumaya hep devam edeceğim,çünkü bu tür yazar ve kitaplara açlığım okudukça artıyor.

    PİÇ romanı yine Psikolojik etkileri ile ön planda,yine derin karakter analizleri var.Bu eserde de yine hepimizin bildiği,gördüğü,çok yakınlarımızda şahit olduğumuz,belki de yaşadığımız hayatları irdeleyerek analiz etmemizi sağlıyor.Emin olun o 4 piç'in hayatı,düşünceleri,başlarından geçenleri okurken yine kitabı elinizden bırakamıyorsunuz.

    Bu romanda diğer eserleri gibi büyük bir ustalıkla,cümle cambazlığı ile adeta eşsiz bir toplum ve karakter analiz kitabı.Psikoloji,sosyoloji aklınıza toplum ve insanla ilgili hangi bilim dalı gelirse içinde barındıran,ama bir o kadar da basit görünen ancak yazılması okunması kadar kolay olmayan bir eser.

    Bu adam neyin nasıl tahsilini gördü ki,herkesin bildiği olayları,karakterleri,hayatları sanki hiç haberimiz yokmuş,hiç duymamışız,görmemişiz gibi analiz edip düşüncelerimizi dürte dürte yazıp yaşatırcasına bizlere sunabiliyor?Nasıl bir beyin yapısı,nasıl bir zekası var anlamıyorum.


    Günday bazı okur arkadaşlarımız için aykırı gelebilir ama hayatın birebir kendisini yazan,senin benim görmek ve düşünmek istemediğimiz ayrıntılarını büyük bir ustalıkla kaleme döken,bizi düşünmeye,sorgulamaya,merak etmeye iten zamane ve düşünce anarşisti.iyi ki varsın Günday ve iyi ki yazıyorsun.


    Bu Günday incelemesi benim için son,bir daha Günday kitabına inceleme yazmayacağım.Her okuduğum Günday kitabını bitirip arka kapağı kapadığımda yüzü gözlerimin önüne geliyor,adeta pis pis sırıtarak 'Okudun mu bu konuda daha önce böylesini?'diye sorduğunu duyabiliyorum ve hemen düşünmeye başlıyorum.Yokki Abi!Yok O konuda böyle yazan,gelmiyor aklıma.Var mı sizin tanıdığınız,bildiğiniz bir yazar Günday gibi?Çıkarayım şunun karşısına dövüştürelim(aksiyon olur en azından )

    BU SON GÜNDAY İNCELEMESİ! (Umarım....)


    Alıntı :

    Medeniyet duvarla başlar. Duvar örmek çeşitli amaçlar taşır.
    Bu amaçların ilki ayırmaktır: insanları, hayvanları, bitkileri ve
    şeyleri. Daha sonraki amaçlar içeride ya da dışarıda bırakmaktır:
    insanları, hayvanları, bitkileri ve şeyleri. Duvarlar örülür ve iki
    cephelerinde hayatlar gelişir. Duvarsız bir dünya günümüz insanı için cehennemdir. Medeni insanın ruhsal dengesini sonsuza dek kaybetmesine elektrik, kanalizasyon ya da iletişim sistemlerinin çökmesi değil, duvarların yıkılması neden olacaktır. Bu yüzden duvar ustalığı kapitalist anlamda ilk gerçek meslektir. Var olan en kalabalık, yarı gizli, güç dayanışması eksenli örgütün bu meslekten esinlenerek kendini vaftiz etmiş olması bir tesadüf değildir.Çünkü duvar, sıradan insanın tek garantisidir. Savunulması gereken ilk siperdir. Dünya üzerindeki mevcut düzenin devamı duvarların ayakta kalmasına bağlıdır. Elleri alçılı duvar ustalarından elleri paralı bankacılara kadar, duvarlar dünya nüfusunu gölgelerinde gizler. Ancak duvarın hangi tarafında olunduğuysa, hayat tarzını belirler. Geceyi sokakta geçirenlerse duvarların, dolayısıyla
    medeniyetin dışındadır. Çöp torbalarıyla aynı kaldırımda uyuyanlar duvarları delmek isteyenlerdir. Asla yıkmanın değil, ancak sadece geçebilecekleri kadar bir delik açmanın peşinde olan organik matkaplardır. Çünkü ister Sao Paulo'nun gecekondularında, ister Koumbala'nın ormanında, isterse de Malaga'nın sahilinde yaşasın, her insanın bir duvara ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacın devamı ise pencerelerdir. Duvarın diğer tarafındakileri izlemek için inşa edilmiş saydam duvarlar.
  • Demek bu manasız tesadüflerin de bir hesabı var..Bizim için yok, fakat kendileri için var...Onlar bizim için biraz tesadüf, fakat kendileri icin acaba ne ?