“Uykusu gelmişti, üşüyordu da biraz. Sarığını çıkardıktan sonra madeni bir aynada kendine baktı. Gözlerinin neler gördüğünü bilmiyorum, hiçbir tarihçi o yüzün özelliklerini anlatmadı ki.”
“Öyleyken, yazgının sarsak ve güçlü, suçsuz ve insanlık-dışı olduğunu yaşamının bir döneminde ta derinden duymamış tek kişi yoktur. İşte, ister geçici, ister kalıcı olsun, ille de kimsenin kaçmadığı bu inanç uğruna yazılmıştı Zühayr’in şiiri. Orada söylenen, daha iyi söylenemez.”
“Bir zamanlar,” dedi, “bunca tumturaklı sözler edemeden, ama ilişkili birtakım savlar getirerek ben de Abdülmelik’in önerisini savunmuştum. İskenderiye’de, günah işleyemeyecek kişilerin, bir kere günah işleyip de tövbe edenler olduğu söylenir; bir yanılgıdan kurtulmak için, diye ekleyebiliriz, önce ona düşmüş olmak gerektir.”