Akıl onu şüphelere düşürmüştü. Doğru ile yanlışı ayırt etmesine izin vermemişti. Düşüncelere dalmayıp da basit bir şekilde yaşadığı zaman, gönlündeki yargıcın kendisine hangi yolun doğru olduğunu gösterdiğini ve hemen hemen hiç yanılmadığını seziyordu. Kötü bir iş yaptığı zaman hemen fark ediyordu.
Böylece, varlığının bilgisiz olduğunu ve bu bilgisizlik yüzünden intiharın eşiğine kadar geldiği halde, yaşamını dümdüz yaşayıp gidiyordu.