Puan vermedi·152 syf.··
2026 24. kitabı
"Çok geç oldu, erkenden." Kitabı tek bir cümle ile özetlemem gerekseydi, kesinlikle kitaptan alıntıladığım bu cümle ile olurdu. Bu cümlenin derinliği ve ağırlığı insan üzerinde büyük etki yaratıyor. Kitabımızın ana karakteri Antonio. Antonio'nun anılarını okumak için 80'li yıllara gidiyoruz. Diğer karakterler anne, baba, doktor ve bir kaç arkadaş. Tabi temelde olaylar baba ve oğul üzerinden ilerliyor, diğerleri ayırntıları güçlendiriyor sadece. Anne babası o küçükken boşanan Antonio 15 yaşında nöbet geçirmeye başlar ve üç yıllık bir tedavi süreci yaşar. Sürecin sonunda ise tedaviyi bitirmeden önce son bir testten geçmesi ve iki gün boyunca uyumaması gerekir. Babası ile birlikte yaşadığı bu iki gün gerçek bir uyanıklık haline dönüşür diyebiliriz. Babası ile vakit geçirmek babasını ne kadar az ve belki de yanlış tanıdığı hissine sebep olurken diğer yandan da annesi ile ilgili de görmek istemediği gerçekler olduğunu farkeder. Tabi şunu belirtmek gerek ki konular çok da detaylandırılmıyor, neden ayrılık yaşandı, baba neler hissetti bunlar çok da derinleşmeden veriliyor. Antonio'nun yaşadığı uyanma hissi herşeyi bilmekten değil babasının içindeki adamı tanımak ve onu anlamaktan kaynaklanıyor. Kitabı aslında bu kadar etkileyici ve sarsıcı yapan şey bence birşeyleri anlamanın kaderi değiştirmeye gücünün olmaması. Kader her zaman bizden büyüktür, zaman ise bizden hızlı... O yüzden bir gün "çok geç oldu, erkenden" hissine kapılmamak için anı iyi değerlendirmeli, sevdiklerimizi gerçekten hak ettikleri gibi sevmeliyiz. Kaybettikten sonra kıymetini bilmek mi yoksa kıymetini bildikten sonra kaybetmek mi daha çok acı verir insana? Sizce hangisi daha zor... Anlatımı sade, akıcı, olayların oluşuna baktığınızda sabit ritimli bir kitap. Güzel bulsam da övüldüğü kadar büyük bir
Sabahın ÜçüGianrico Carofiglio · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,030 okunma
9/10
·256 syf.·
2026 46. kitabı
Nadia Shireen tarafından yazılan ve The Kitap Çocuk etiketiyle yayımlanan Gaddar Orman: Kürkler Havada Uçuşuyor, 9-12 yaş grubuna hitap eden eğlenceli ve macera dolu bir çocuk romanıdır. Tilki kardeşler Ted ve Nancy, Gaddar Orman'daki yeni hayatlarına uyum sağlamaya çalışmaktadır. Ancak bölgeye yeni taşınan ve işleri karıştıran "Parıldayan Fındıklar" ile Belediye Başkanı Sebastian Gümüş'ün planları, Tilki kardeşlerin dostlukları, cesaretleri ve absürt "ağaca toslama" becerileri bu zorlu görevde büyük bir testten geçer. Bolca portakallı gazoz, kahkaha, zekice maceralar ve eğlenceli çizimler içeren çok dinamik bir anlatımı var. Gülmeye hazır olun her sayfada kahkahalar havada uçuşacak :)))
Gaddar Orman - 2Nadia Shireen · The Kitap · 202661 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
8/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2026 100. kitabı
Merhabalar Bugün sizlere çok severek okuduğum Kazazede serisinin dördüncü final kitabı ile geldim. Sezin Kaza düzelt Sezin Akkurt sen benim idolümsün güçlü hatun severim "Artık eskisi gibi değildik. Bu savaşta birlikte miydik, onu bile bilmiyordum." "İçimde bir dünya yıkıldı Sezin. Senin yerin dahi sarsılmadı. Yıkılmadın. Sen temiz olan tek şeysin." Keleş timi verdikleri şehitten sonra asla eskisi gibi olamadılar. Ah özgür yaktın timi de bizide. "Vatan sağ olsun... Aslında tek solukta söylenir gibi geliyordu fakat yürekten kopup gelmesi yıllar alıyor gibiydi. İnsanın nefesi gögüskafesinde yanarsa dudaklarından alev çıkardı. Vatan hep sağ olsunda nice Mehmetçikler uğruna şehit olsun fakat Şehitler unutulmasın. Adları sonsuza kadar bizimle yaşasın." Cenaze töreninden dönen tim alaya varınca Sezin albayın odasına çağrılır. Serdar albayın yerine gelen komutanı keleş timi'ni süresiz izine çıkarmıştır. Hepsi psikolojik testten geçeceklerdir. Bunu nasıl açıklarım diye bahçeye inan Sezin Turan'ın onu beklediğini görünce birşeyler olduğunu anlar. Turan göreve gidiyordur Dhib ile bunu sadece karısına söylüyordu. Kimse bilmeyecek göreve gittiğini terk ettiğini dıyecek herkese. Sezin'in iradesine hayran olmamak elde değil. Tabi onu terk ettiğini duyan tim Turan'a aşırı öfkeli ve sinirlidir. Serdar albayında Ankara'ya nakli nden sonra Sezin soluğu Eşinin ailesinde alır. Yalnız Firuze Akkurt'a hak vereceğim hiç aklıma gelmezdi. Tam tamına yedi ay geçmişti sadece iki kez sesini duyduğu adamın yokluğu artık onu perişan ediyordur. Yeni gelen komutan Sezin'i bir yere çağırır orda karşılaştığı öldü sandığı amcaları Kaza'ların yaşaması şoku üzerine birde sevdiği adamı aylar sonra görmek ah Sezin için ölüm gibiydi sevdiği başka birisi olmuş zayıflamış çökmüş resmen. Ama Özgür'ün
1000Kitap
Kazazede 4Şevval Demirdöğer · Pukka Yayınları · 2025328 okunma
ablacim bu ne bicim son boyle
4/10
·232 syf.··
2026 3. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 00:00
ben cok sevemedik kitabi oyle ki okumak icin kendimi zorlamam gerekti. genel olarak ahlak sorunu, empati eksikligi gibi insani duygulari ya da duyarsizliklari hedef alan bir sistemin olusturuldugunu soyleyerek baslamak gerek. Mesela ben su an diyorum boyle bir diptopya gerceklesecek olsa ben su an zihnen iki cocuk arasinda oyle cok yiprandim ve bunaldim ki muhtemelen testten kalir ve isaretsizlerle birlikte hayatta kalma savasina girmeye mecbur kalirim. tatsiz bir durum tabii. simdi birilerimiz digerlerimizden daha duygusuz diye daha dusuk standartlarda yasamaya mahkum mu olmali? bence bu da cok ciddi bir ahlaki duyarsizlik sorusu oluyor. sanki kitap bir noktada kendiyle celisiyor cunku bu testi yapanlar ve halkin isaretliler ve isaretsizler diye bolunmesini savunanlar aslinda belirli bir zumreti koruma icgudusuyle (ozellikle de kendilerinin de ait oldugu o testi gecebilen segment) hareket ederken; ote yanda kalan bazi ruhsal zorluklar, travmalar veya benzer sebeplerle testi gecemeyen kisi ve kisilerin daha dusuk hayat sartlarina ve standartlarina sahip olmasi konusunda sifir vicdani sorumluluk gosteriyorlar yani oldukca yuksek bir empati eksikligi sorunu. bir de hikayenin ucu acik birakiliyor isteyen istedigi gibi dusunup bitirsin gibi. bence bu da yazardan okura ciddi bir gol. Ablacim ben hikayeyi kendim bitirmek istesem kafamdan bir seyler uydurur bunun hayalini kurarim ruyasini gorurum falan. ben asil sizin kafanizin icindekileri merak ettigim icin bu kitaba para verip aldim ve okuyorum. beni cok yakalayamadi kitap bilemiyorum Altan belki de bu kitap icin yanlis zaman yanlis insan olduk.
1000Kitap
İşaretFrida Isberg · Domingo Yayınevi · 2024238 okunma
Bebeğinize İngilizce Öğretin
8/10
·264 syf.··
2026 3. kitabı
Kitabın Temel Yaklaşımı Bebeklerin 0–3 yaşta dili “öğrenmediği”, maruz kalarak edindiği fikrini savunur. Anne-babanın mükemmel İngilizce bilmesine gerek olmadığını vurgular. Günlük rutinlere (alt değiştirme, banyo, oyun, uyku) İngilizce kelime ve cümleler eklemeyi önerir. Güçlü Yönleri Motivasyon verici: “Ben yapamam” diyen ebeveynleri rahatlatıyor. Pratik öneriler var: Şarkılar, basit kalıplar, tekrarın önemi güzel anlatılmış. Baskısız öğrenme anlayışı: Zorlamadan, testten, ezberden uzak duruyor (çok önemli). Erken yaş için doğru mesaj: Telaffuz ve kulak aşinalığının erken dönemde geliştiğini doğru vurguluyor.
Bebeğinize İngilizce ÖğretinYalçın Emre Turhal · Yediveren Yayınları · 202015 okunma
9/10
·152 syf.··
2025 68. kitabı
İtalyan okumalarıma devam ederken Sabahın Üçü’yle karşılaşmak, gecenin tam ortasında bir pencere açmak gibiydi. Gianrico Carofiglio’nun bu kısa romanı, hacmine oranla şaşırtıcı bir derinliğe sahip. Hikaye, görünürde yalnızca bir baba ve oğulun Marsilya’da geçirdikleri iki uykusuz gününü anlatıyor; fakat bu basit çerçevenin içinde insanın kendi bilincine, sessizliğe ve birbirini tanımanın ağırlığına dair çok katmanlı bir deneyim saklı. Antonio, epilepsi teşhisiyle büyümüş bir gençtir. Yıllar süren tedaviler, yasaklar ve korkuların ardından, babasıyla birlikte Marsilya’ya giderek son bir testten geçer. Doktorun önerisiyle, kırk sekiz saat boyunca uyumamaları gerekir. Bu tıbbi deney, kısa sürede içsel bir yüzleşmeye dönüşür. Şehrin tuzlu, rüzgarlı havasında yürürler; konuşmadıklarını konuşurlar, yıllarca biriken mesafeyi sessizlikle eritmeye başlarlar. Carofiglio bu süreci neredeyse bir film sahnesi gibi anlatıyor; gece boyunca süren yürüyüşler, kahve kokusu, denizden gelen puslu rüzgar, arka planda Marsilya’nın yorgun ışıkları… Roman boyunca hissettiğim şey yalnızca Antonio’nun uykusuzluğu değildi; sanki onların uyanık kalması zorundayken benim de kalmam gerekiyormuş gibiydi. Hikayenin sonunda üzerime bir ağırlık çöktü, tıpkı uzun bir gece nöbetinden sonra gelen yorgunluk gibi. Bu roman, fiziksel bir uykusuzluğu anlatırken zihinsel bir uyanıklık yaratıyor. İnsan kendi içindeki sessizliği fark ediyor ve o sessizlikte biraz ürküyor. Baba-oğul ilişkisi kitapta duygusal bir gösterişten uzak, sade ama gerçek biçimde işlenmiş. Aralarındaki sevgi, büyük sözlerle değil, küçük hareketlerle hissediliyor: aynı bardaktan su içmek, aynı yorgunluğu taşımak, aynı anda susmak. Carofiglio, bizi “yakınlık” kavramını yeniden düşünmeye zorluyor. Bazen sevgi, konuşarak
Duygu ve Düşünce
Sabahın ÜçüGianrico Carofiglio · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,030 okunma