O intihara meyilliydi belkide böyle ölmek onun kaderiydi . Son bir sığara yaktı anlının şakağına dayadı silahı ve küt diye çekti tetiği . Ama olmadı silah boştu mermiler içinde yoktu . Ölüm bir kez daha teyet geçmişti onu . Bir kez daha başaramamış tı . Aşk hastalıklı bir duyguydu insan yapamayacağı şey yoktu . İşte bütün bunlardan incinin hiç bir zaman haberi olmadı. Bir odada kendimle hesaplaşırken buldum kendimi hep . Sonra ezan sesi duyuyorum sabah namazı . Kalkıp camiye gidiyorum. Sadece ben ve hoca var . Namazı kılıyoruz . Sonra çıkarken soruyorum neden boş hocam kimse gelmedi diyorum. Kafasını kaldırıyor yerden usulca . Karanlık diyor zihin gibidir. Aydınlığa çıkmak için önce terk etmek gerekir. Kimisi sevdiğini , kimisi yatağını , kimisi alışkanlıklarını. Ama en çokta benliğini diyip devam ediyor . Sonraki günler hiç bir sabah namazını kacırmadım ve hep bizim için dua ettim . Gelmen için kavuşmak için…belkide benim duam kabul olmuyordu yada sen hazır değildin. Bir süre sonra hoca her sabah namazında beni görmeye başladığındandır. Namazdan sonra yanıma yaklaştı. Bak sen ben ve Allah baş başayız . Nedir dileğin ki her sabah geliyorsun dedi. Önce affım hocam dedim . Allahtan af beklerim işlenmiş ve işlenecek günahlara. Sonrada onu dilenirim her sabah namazında . O kim oğlum? O gelmeyen hocam , o içimdeki kavuşma arzusu o yaşama tutunmam . Baktı gözlerime 30 saniye kadar sonra devam etti. Tevafuk dedi. Kavuşmak için tevafuk gerekir….
Sanrılar ve inci ; kitabından yakında …