Yeryüzünde sebepsiz hiçbir şey yoktur.
Toz zerreciğinin bile hikmetinin bulunduğu dünyada hiçbir şeyin tesadüf olmadığını, hakikatte tesadüf dediğimiz kavramın esasında tevafuk olduğunu, tanışmaların bile intizam içinde gerçekleştiğini, insanı insana vesile kılanın Yaradan olduğunu tam bir teslimiyet halindeyken görebiliyor ve çözebiliyorduk.
Yan yana gelen herkesin muhakkak bir sebebi vardır.
Tesadüf diye bir şey yoktur. Yaratılış esnasında her şeyin birbirine bağlantısı kurulmuştur. Bu bağlantılar zamanı geldiğinde birbirini bulurlar. Hayatına giren her kişinin bir yeri, bir önemi vardır. Hayatına dokunan herkes bir etki bırakır.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Platon, Timaios’da tesadüfle ilgili bir cümle kurar, “Tesadüfler ölümsüzlüğü gösteren ve daire biçiminde dönen zamana dair değişikliklerdir.” Cümleyi ikiye böldüğümüzde, “Tesadüfler ölümsüzlüğü gösterir.” ve “Tesadüfler daire biçiminde dönen zamana dair değişikliklerdir.”
Tesadüflerin ölümsüzlüğü göstermesi, rastlantısal olanın tanrısal olduğuna dair bir ifadedir. Çünkü tesadüf tamamen belirsizlikler içinde cereyan etmiştir ve bu belirsizlik “karşılaşanlar” içindir ama karşılaştıran (Tanrı) için bu belirsizlik yoktur. Bir de tevafuk var, onda da bu karşılaşmayı “ilahi irade” murat etmiştir diye kabul ediliyor. Sanki ilahi iradenin bilgisi dışında bir karşılaşma mümkünmüş gibi. Platon, tesadüfün de “ilahi iradeyle” vuku bulduğunu söylüyor, daha da güzel bir ifadeyle “ölümsüzlüğü gösterdiğini vurguluyor”. Yani “tesadüfün” daima vuku bulacağını ve her vuku bulduğunda da “ölümsüzlüğü göstereceğini” söylüyor.
Öyleyse her “rastlantısal” olan ilahidir. Bilgi ve hikmetin “olay akışında” ortaya çıktığını kabul ettiğimizde ki bunu da zorunlu olarak kabul etmek durumundayız, olay akışının bir yerinde, en azından bir yerinde daima ölümsüzlüğü göstereceğini böylelikle de hikmetli olacağını söylemiş oluyoruz. Bu da cümlenin ikinci kısmı olan “tesadüflerin zamana dair değişiklikler” olduğu ifadesini geçerli kılıyor. Çünkü Platon’a göre “değişmeyen” , “değişenlerin” her hâlini biliyordur ve “değişenler” daima “tesadüfilik” barındırmak zorundadır zira “değişmeyen” kendini “değişenlerde” gösterir.
(…)bilmediğiniz kelimelerin kullanılması sebebi ile sizi zorlayan eserlerden mümkün olduğunca kaçmayın. Her branş bir ıstılahlar (terimler) yuvasıdır. Her branşa girdiğinizde yeni ıstılahlarla karşılaşmanız kaçınılmazdır. Doğal olarak bir süre zorlanacaksınız, ama bu zorlanmadan kaçarsanız o branştan kaçmış olursunuz. İnsan kendini zorlamadıkça gelişen bir varlık değildir.
Eğer sıkıldıysanız konuyu ya da kitabı değiştirin ama branştan Kacmayin .Sonra tekrar dönün.