"Kalpler ancak ALLAH'ı anmakla huzur bulur."
Puan vermedi·704 syf.·
2026 1. kitabı
Bazı kitaplar vardır; sadece okunmaz, insanın hayatına dokunur, düşüncelerini ve davranışlarını şekillendirir. Riyâzü's-sâlihîn de benim için böyle bir eser oldu. Okuduğum süre boyunca hem düşündüren hem de yer yer davranışlarımi sorgulamama vesile olan, manevi yönümü güçlendiren bir kitap olarak hafızamda yer etti. Kitap, Peygamber Efendimizin (s.av.) hadislerini çeşitli konu başlıkları altinda bir araya getirerek okuyucuya ahlâk, ibadet, sabır, tevbe, doğruluk, merhamet, güzel söz söyleme ve kul hakkı gibi pek çok konuda rehberlik etmektedir. Her bölümü, insanın kendisini sorgulamasına ve manevi açıdan gelişmesine yardımcı olacak hadislerden oluşmaktadır. Eseri okurken sadece bilgi edinmekle kalmıyor, aynı zamanda kalbinize hitap eden öğütlerle de karşılaşıyorsunuz. Beni en çok etkileyen yönlerinden biri, hadislerin günümüz hayatına da ışık tutması oldu. Huzur bulduğum, düşündüğüm ve kendime birçok ders çıkardığım muhteşem bir eser oldu. Sadece bir hadis kitabı değil, aynı zamanda insanın kalbine ve hayatına dokunan manevi bir rehber niteliğinde. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) ahlâkını ve öğütlerini daha yakından tanımak isteyen herkese gönül rahatlığIyla tavsiye ederim.
Riyazü's-Salihin; Elçilerin Efendisinden Sözlerİmam Nevevi · Konevi Yayınları · 20134,308 okunma
BRONZ SÜVARİ VE MODERN HAKİKAT REJİMİNİN EPİSTEMOLOJİK İFLASI
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Müellifimiz, çocukluk hafızasında yer eden o sarsıcı "bronz süvari ve plastik leğen takası" metaforunu, asrımızın küresel ontolojik buhranının bir hülasası olarak önümüze koymaktadır. Takasa bakıldığında alelade bir ticari mübadele gibi görünmektedir lakin insanın kadim, köklü, ahlaki ve ontolojik olanı (bronz süvariyi), cazip, hafif, ucuz ve muvakkat olan yeninin (parlak plastik leğenin) seküler şehvetine feda edişinin adıdır. Modern çağ zamanı çizgisel bir ilerleme olarak vazederken; yeni olanı "ileri ve iyi", eski olanı ise "geri ve değersiz" ilan eden habis bir cetvel icat etmiştir. Oysa bu cetvel fıtrata vurulmuş en büyük darbedir. Müellifin sorduğu o can alıcı sual: "İnsan, hakikatin sahibi midir, yoksa muhatabı mı?" sorusu işte bu tahlilin kelami mihverini oluşturur. Ehl-i Sünnet ve Cemaat akidesi sarahatle ilan eder ki: İnsan hakikatin vaz'edicisi, hâkimi ve sahibi olamaz ancak ve ancak aziz bir muhatabı olabilir. İnsanın şu dünyadaki şerefi, hakikati kendi hevasına göre eğip bükmesinde olamaz bilakis Allah Teala’nın kelamına ve fıtratın mizanına sadık bir muhatap olabilmesindedir. Müellif, eserinde Orta Çağ'ın döngüsel, ritüel ve ibadet merkezli zamanı ile büyüyen şehrin borç, vade, verimlilik ve hesap merkezli çizgisel tüccar zamanı arasındaki kavgayı derinlemesine analiz eder. Zaman daha ince bölündükçe emek ölçülebilir hale gelmiş; manastırın kolektif disiplin çanı nihayetinde modern fabrikanın sirenine ve günümüz dijital algoritmalarının saniyelerine evrilmiştir. Zaman artık bir tahakküm aracı olmuş tefekkür alanından çıkmıştır. İslam tasavvurunda zaman, alelade bir kronometre akışı veya paraya tahvil edilecek mekanik bir zemin değildir. Zaman, Allah Teala’nın insana lütfettiği en büyük ontolojik sermaye yani mukaddes VAKİTtir. Zaman asra kasem edilerek
Bronz SüvariMahir Ünal · Ketebe Yayınevi · 20261 okunma
Reklam
Puan vermedi·308 syf.··
2026 6. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 23:03
Çok şükür ki sonunda kitabı bitirdim! Öncelikle 280 sayfalık bu kitabı bitirdiğim için kendimi tebrik ediyorum. Çünkü demagoji ile dolu bu kitabı okumak eziyet gibiydi. Şu ana kadar hiçbir kitap hakkında bu kadar sert bir yorum yapmamıştım ama bu çalışma bir istisna olacak gibi görünüyor. Çünkü birisinin görüşlerine katılmamak, onları eleştirmek ayrı bir şey iftiraya varacak çarpıtmalarla demagoji yapmak ayrı bir şey. Söz konusu eser bir de doktora tezi olduğu için bu durumdan daha da rahatsız oldum. Çünkü akademi dediğiniz yer kendi tezinizi akademik bir şekilde savunduğunuz veya eleştireceğiniz bir konuyu, kişiyi vb. delilleri ile beraber hakkaniyetli bir şekilde akademik olarak eleştirdiğiniz bir yerdir. Yazar ise 'bağlamcılar' diye isimlendirdiği bir grubu eleştirirken birçok kişiyi ve fikirlerini aynı kefeye koyup görüşlerine objektif ve geniş bir yer vermeden kendi ön kabulleri ile okuyucuya sunup sonra da acımasızca eleştiriyor. Kitapta bu duruma çok fazla rastlasak da en fazla dikkatimi çeken bir örnek üzerinden anlatmak istiyorum. 67. sayfada yazar diyor ki: ''Nitekim bunun sonucu olarak Cabiri Kur'an'ın sarih beyanlarına rağmen kimi çelişkili rivayetlerden yola çıkarak elimizdeki mushafta bazı ayet ve surelerin bulunmadığını iddia etmekte, hatta Hz. Osman dönemi Kur'an tedvini sırasında bazı yanlışların yapılmış olabileceğini söylemektedir.'' Öncelikle şunu söyleyelim ki söz konusu pasajda Cabiri'den hiçbir alıntı yapmadan kullandığı kaynakların çelişkili olduğunu söylemek akademik bir yaklaşım değildir. Kendi fikrini doğrudan okuyucuya genel geçer bir olgu gibi sunuyor. Bu zaten kitap boyunca çok gördüğümüz bir şey. İkinci olarak bu cümlenin dipnotunda belirtilen kaynak bende var ve daha önce okudum. Merak edip söz konusu sayfayı açıp baktım ve kesinlikle
Kuran Yorumunda Bağlamın SınırlayıcılığıMehmet Bağçivan · Diyanet İşleri Başkanlığı · 20221 okunma
Nefis Muhasebesi
8/10
·103 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 07:05
Günahın cezası sadece ahirete kalmaz; insan işlediği her masiyetin (isyanın) bedelini henüz dünyadayken, kendi iç aleminde ve hayatının akışında ödemeye başlar. Ancak kalbi kararan insan bu bedellerin adını koyamaz.Mümin bir kimse günahlarını, üzerine düşmesinden korktuğu bir dağ gibi görür. Günahı hafife alan (fâcir) ise burnunun ucuna konmuş ve bir el hareketiyle uçacak bir sinek gibi görür." Kitap, okuyucuyu o "sinek" yanılgısından kurtarıp, ruhunu tehdit eden o dağın farkına varmaya çağırıyor. Tedavi olarak ise ümitsizliğe düşmek yerine, samimi bir iman tazelemesi ve nasuh (gönülden) bir tevbe ile kalbi yeniden parlatmayı öneriyor. Kitabın özellikle küçük günahların birikerek insanı nasıl kuşattığını anlattığı bölümler tam bir vicdan muhasebesi yaptırıyor.
Alıntı
Günahların Dünyadaki KarşılığıAhmed Ferid el-Mısri · Polen Yayınları · 201129 okunma
Gazze'nin hafızası kızılkapı insan
Puan vermedi·756 syf.··
2026 25. kitabı
#SüleymanCeran'ın editörlüğünde yazar, akademisyen, aktivistlerin kalemlerinden uç seri şeklinde hazırlanan eserin birincisi #GazzeninHafızasıKızılKapıİnsan eserini #okudumbitti. Eserdeki yazi başlıklarına bir bakalım, İsmail Haniyye ve Gazze'nin Çerçeveli Fotoğrafları / Adem Özköse Şehit Yahya Sinvar'a / Tülay Gökçimen Dağ Gibi Adamların, Gölgesi Düşmana Yeten Komutan: Muhammed Deyf / Musa Üzer [Doğumundan Şehadetine Şeyh Salih el-Aruri / Mahmoud Mardawi Ebu Ubeyde : Peygamberin Ashabından İlham Alan Bir Yiğit / Abdulkadir Şen Halid Meşa / l Gönül Ayyıldız Gazze'nin Ruhu : Halid Nephan / Süleyman Ceran Rıfat el-Arir'e Açık Mektup / Peren Birsaygılı Mut Beni Gelip Alacak mısınız ? Çok Korkuyorum / Mustafa Özel Pelerinli Mücahid / Nesibe Hale Tezcan Dr. Adnan el-Burş / Orhan Alimoğlu Bir Cerrahın Tanıklığı ve Mücadelesi / Kadriye Sınmaz Yaşatma Ülküsü, Yok Etme Patolojisini Er Geç İyi'leştirecek / Mustafa Kayapınar
1000Kitap
Kızıl Kapı (3 Kitap Takım)Kolektif · Ekin Yayınları · 202564 okunma
"Mazeret Üreticilerinden miyiz Yoksa Hazırlık Ehli mi?"
Puan vermedi·102 syf.··
2026 51. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 13:27
Selam hidayete tabi oların üzerine olsun. Kitap incelemesine gelince; Kitaplığımıza genellikle edebi zevklerimizi tatmin edecek ya da entelektüel birikimimizi artıracak eserler ekleriz. Ancak bazı kitaplar vardır ki, size bir konfor alanı sunmaz; aksine oturduğunuz koltuğu altınızdan çeker, kalbinize ve inancınıza doğrudan bir ayna tutar. İşte Muhammed Bin Ahmed Es-Salim’in kaleme aldığı, dilimize “İslam Cihadına Katkıda Bulunmanın 39 Yolu” olarak kazandırılan bu nadide eser, tam olarak bu cinsten. Bir muvahhid için iman, sadece dille ikrar edilen soyut bir iddiadan ibaret değildir. İman; ameli, hareketi ve en önemlisi saf belirlemeyi zorunlu kılan canlı bir hakikattir. Yeryüzünün her köşesinde küfrün Müslimler üzerine çullandığı, ümmetin coğrafyalarında izzetin ve namusun çiğnendiği şu gariplik çağında, bu kitabı okumak benim için entelektüel bir okuma değil, bir nefis muhasebesi oldu. Müellif eserine, adeta kalbimizin tam ortasına bir ok fırlatan Tevbe Suresi 46. ayetiyle başlıyor: “Şayet onlar, cihada çıkmayı istemiş olsalardı onun için hazırlık yaparlardı.” Kitap boyunca zihnimde hep aynı soru yankılandı: "Ben neyin hazırlığındayım?" Dünyanın lüksünün, geçici heveslerinin mi; yoksa Allah’ın dinini dert edinmenin mi? Kitabın en benzersiz yönü, cihad kavramını sadece cephedeki sıcak savaşla sınırlamaması; onu tevhidi bir hayat nizamının merkezine yerleştirmesidir. Yazar, cepheye gidemeyen ama kalbi oradaki muvahhidlerle atan bir müminin yapabileceği 39 somut yolu önümüze koyuyor. Gönülden samimiyetle bu arzuyu taşımaktan, lüksü ve israfı terk etmeye ; kâfirlerin mallarını ve iktisadi güçlerini boykot ederek onları zayıflatmaktan, dil ile mücahidlerin onurunu savunmaya kadar uzanan geniş bir
Din
İslam Cihadına Katkıda Bulunmanın 39 YoluMuhammed Bin Ahmed Es-Salim · Şehadet Yayınları · 20137 okunma
Reklam
Reklam