-kapitalist zorbadır, aşağılıktır, uşaktır, tatlı dilli, dalkavuktur, ağuna düşürdüğünü soyup soğana çeviren şerefsiz, ilke tanımayan, şiir, güzellik bilmeyen bir namussuzdur - topluluğa yabancılaşmış ve toplumu satan, rekabeti yaratan, besleyen, seven ve rekabetin yanı sıra sefaleti, suçu, bütün toplumsal bağların çözülmesini getiren bir kişi.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İşçinin üretimi ne kadar çoksa, tüketimi de o kadar azdır; ne kadar çok değer yaratırsa, kendisi o kadar değersizleşir; ürünü ne kadar biçimliyse, işçi kendisi o kadar barbardır; emek güçlendikçe işçi güçsüzleşir; emek akıllandıkça işçi ahmaklaşır ve doğaya köle olur.
İşçi ne kadar çok servet üretse, üretiminin gücü ve kapsamı ne kadar artsa, kendisi de o kadar yoksullaşır. Ne kadar çok meta yaratırsa kendisi de bir meta olarak o kadar ucuzlar.
"Endüstri ürünlerinin ucuzluğu hem yurttaki tüketimi hem de dış pazarı genişletiyor, bu yüzden de Büyük Britanya'da makinaların kullanılmaya başlanmasından sonra pamuk işçilerinin sayısı düşmemekle kalmadı, kırk binden bir buçuk milyona yükseldi."
"...Patronlarına karşı ne sevgi, ne de şükran duyarlar, patronları da onlara bağlan şey bir iyilikseverlik değildir. Patronla onları insan olarak tanımaz, en az masrafla en fazla üretimi sağlayacak araçlar olarak tanır. Gittikçe kalabalıklaşan bu işçi kitleleri her zaman iş bulabilecekleri güvencesine bile sahip değillerdir. Onları bir araya toplayan endüstri, gerekseme duyduğu sürece yaşamalarına izin verir, ve onları defedebildiği an, en ufak bir üzüntü duymaksızın hepsini terkeder, ve işçiler bedenlerini ve güçlerini koparabildikleri fiyata sunmak zorunda kalırlar. İşleri ne kadar uzun, ne kadar acı, ne kadar tiksindirici olursa, ücretleri de o kadar azdır. Aralarında, günde on altı saat çalışıp didindikten sonra, ölmeme hakkını bile güç kazananlar vardı"