10/10
·380 syf.··
2026 142. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 18:29
Adalet Ağaoğlu'nun Dar Zamanlar üçlemesinin ikinci kitabı. İsmiyle müsemma, bir düğün gecesine gidiyor yazar. bunun özelinde yine bireyin, aile kavramının, ülkenin, toplumun incelemesini yapıyor. Adalet Ağaoğlu deyince kimlik arayışı, aydın olmak, modernleşme, bireyin toplumla olan ilişkisi geliyor akla. Dönemin siyasi olaylarını da korkmadan, cesurca ifade edebilen bir aydın. Kitabın tamamı, aslında bir düğün gecesi sürecini anlatıyor zamansal açıdan; fakat zaman, karakterlerin zihninde sürekli akış halinde. Geriye, bazen de o ana. Yani aslında karakterler hem o düğün ortamına ayak uydurmaya çalışıyor, hem bireysel iç çatışmalarıyla boğuşuyor, hem de ülkenin siyasi olaylarında çalkalanıyorlar. 70'ler dönemi idealist gençlerinin yaşadığı o hayal kırıklığıyla başlayan savruluş... Entelektüel yabancılık, Tezel ile, burjuvazi, kendi küçük dünyasında yaşayan Ayşen ile, politik yılgınlık ise Ali karakteri ile sembolize edilmiş. Cumhuriyetin kuruluşuyla başlayan o idealizm, yerini yetmişlerin hayal kırıklığına, çıkar ilişkileri ile dolu insanlığa, pragmatizme bırakmıştır ve roman bunu didaktik olmaktan uzak, kendine has üslubuyla harika bir şekilde anlatmış.
Bir Düğün GecesiAdalet Ağaoğlu · Everest Yayınları · 20212,900 okunma
Adalet Ağaoğlu - Hayır
Puan vermedi·305 syf.··
2026 9. kitabı
Dar Zamanlar üçlemesisinin son kitabıdır. Bu eserin girişi tamamen laf salatası sayılırdı. Daha kötü az kitap okudum diyebilirim. Tamamen bitirmiş olabilmek için devam ettim. Bu eseri bitirirken normalde üçleme olarak bildiğim bu seriye 2014 yılında son kitap olarak Dert Dinleme Uzmanı isimli eserinin eklendiğini öğrendim ancak arka arkaya dört kitap bu kadar hem ideolijik hem üslup olarak tarzım olmayan bir yazarın eserini okuduktan sonra beşincisini kafam kaldırmadı. 2000'li yıllar gelmiş, Aysel artık yaşlanmış, profesör olmuş ve bastonla gezer olmuştur. Kocasını aldattığı Engin ona yurtdışından mektup yazmaktadır, yani iletişimi kopmamıştır. Tezel aydın intiharları üzerine bir araştırma yapmaktadır ve eser içerisinde sürekli bir aydının neden bu yolu seçtiğine dair çeşitli irdelemeler yapar. Ona göre yazarların edebi eserlerinde intihar eden Anna Karenina, Madame Bovary vs. de aslında yazarın intiharı şeklinde yorumlanabilir. Ayşen kocasından ayrılmıştır. Ayşen (önceki eserde evlenmişti ve okulda hocası olan eniştesi Ömer'den hoşlanmaktaydı) halasını eskisine göre çok daha sık ziyaret etmektedir ve Ömer bu durumdan gayet memnundur. Aysel de durumu fark etmektedir ancak açıktan tepki vermez. Sonunda Ömer'den hamile kalır. Eser içerisinde özellikle Aysel ve Ömer arasındaki medeniyet genişliği bu mevzuda da kendini gösterir ve konu üzerinde konuşurlar. Ömer cinselliklerinin bittiğini, kızı aşkla sevmediğini, sadece cinsel arzuyla yaptığını ve ödeştiklerini söyler. Aysel'den de solculukla ve özel hayatını öğrencilerine yansıtmakla suçlanarak meslekten el çekmesi istenir ancak "Hayır" diyerek reddeder. Gözaltına alıp serbest bırakılır. Engin'in aralarındaki münasebeti caka satmak için yaydığını düşünür ancak başka bir öğrenci onları minibüste ve sonrasında el ele
Hayır...Adalet Ağaoğlu · Everest Yayınları · 20211,346 okunma
Reklam
Adalet Ağaoğlu - Bir Düğün Gecesi
Puan vermedi·380 syf.··
2026 8. kitabı
Yazarın eserlerini okumak beni oldukça yordu diyebilirim. Post-modern, sürekli monolog, olayın tamamının sürekli verilen küçük ipuçları ve geri dönüşlerle anlaşılabilmesi... En azından biri eksik olsa bir tık daha rahat okunabilir, beğenilebilir olurdu diye düşünüyorum. Daha kötü romanlar okudum ama bunlara da iyi diyemiyorum. Hatta ilk okuduğum romanı olan Fikrimin İnce Gülü bundan iyiydi. Bu romanların Ölmeye Yatmak, Bir Düğün Gecesi ve Hayır şeklinde sırayla okunduğu taktirde anlamlı bir bütün oluşturduğunu unutmayalım. Eser bir düğün merasimi tasviriyle başlar. Bu kez eser girişinde Ömer, sonrasında Tezel konuşmaktadır. Ömer düğünü de olan, İlhan'ın kızı Ayşen'den hoşlanmaktadır. Tezel ressamdır. solcu olmuş, eylemlerde bol bol cop yemiştir, İlhan okuması taraftarı değilken Aysel kendi gördüğü baskıyı kız görmesin diye çok destek verir ve Tezel de kendini akademiye atar. Bunca desteğine rağmen Tezel onu hiç sevmemektedir. Evlenip boşanmıştır, bir çocuğu vardır. Savruk bir hayat yaşamaktadır, o da Avrupailiği yanlış anlayanlardan olmuştur. Ev ahalisine annesi dahil muhabbet duymaz, alkoliktir. Aysel de Ömer'e öğrencisi Engin'le yattığını itiraf etmiş, Ömer bunu "Batılı" olduğu için normal karşılamıştır. Engin cezaevine düşmüş hatta oradan Aysel'e mektup göndermiştir. Ömer bu sefer de Batılılığı elden bırakmasa da içten içe buna bozulmuştur. Sonra İlhan'ın iç sesi konuşur. Damadı general çocuğudur. Normalde onu pek sevmez ama kızı öğrenciyken anarşistlere katılmış içeri düşmüş, şu andaki kayınbabası dışarı çıkmasını sağlamış, o da kıza bu adamın oğluyla evleneceksin diyerek emrivaki yapmıştır. Aysel, İlhan'la kavgalı olduğu için bu düğüne gelmemiştir. Bu evlilik Ayşen'in çok da içine sinmez ancak bir şekilde kabullenmiştir de. Üniversitede zengin aile çocuğu olduğu
Bir Düğün GecesiAdalet Ağaoğlu · Everest Yayınları · 20212,900 okunma
Adalet Ağaoğlu - Ölmeye Yatmak
Puan vermedi·400 syf.··
2026 7. kitabı
Adalet Ağaoğlu Ölmeye Yatmak Post-modern bir eser olduğu için inceleme yapmak da özetlemek de oldukça zahmetlidir. Eserin en önemli özelliği cumhuriyetin ilk yıllarında milletin inkılaba karşı maddi ve manevi yaklaşımını yansıtmasıdır. Bence bu işi oldukça objektif yapmaktadır. Bazı kısımlarda açık giyinmenin, kadın erkek ilişkilerinde rahat hareket etmenin medeniyet sayılması bina örnektir. Bu arada sürekli Ulus'tan, Hergele Meydanı'ndan, Numune Hastanesi'nden bahsedilen eseri İbni Sina Hastanesi'nde sesli kitap şeklinde dinlemem de feleğin bir cilvesi gibi oldu. Eserde o dönemdeki yolsuzluk çeşitlerinden de bahsedilir. Buna göre halka o yoklukta karneyle kumaş verilmektedir. Bazı uyanıklar bunları insanlardan el altından alıp kendi dükkanlarında satarken bazı esnaflar kırk liralık kürdanı 41 liraya sattığı için ceza almaktadır. Meşhur Aşkale Kampları'na Varlık Vergisi nedeniyle gayrimüslimlerden ziyade Türklerin gönderildiği aktarılır. Yazarın solcu olduğu eserden oldukça net anlaşılıyor, aslında bence de o dönem için aşağı yukarı öyle olan ilk dönem Türkçülerini (ilk Atsızcılar, bunlar ikinci Dünya Savaşı'na girelim, İsmet Paşa basiretsizdir gibi görüşleri savunan biraz dalyarak tiplerdir) biraz daha öcüleştirerek anlattığını gördüm, sonra Vikipedi'den bakınca kendinin de Ödp'den milletvekili adayı olduğunu, "Yetmez Ama Evet" toplantılarına katılıp öğrencilerden yumurta yediğini gördüm. Tam olarak benim gözümdeki ılık solcu kategorisine girdi diyebilirim. Nedense böyle tiplere saygı duyamıyorum. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ABD'nin bize şeker, kullanılmış postal vs. verdiğini ve memlekette karneyle dağıtılıp karaborsa olan şekerin bu dönemde bollaştığını, çoğu insanın ayağının derli toplu bir ayakkabıyı ilk defa bu dönemde gördüğünü eserden öğrendim. Ayrıca
Ölmeye YatmakAdalet Ağaoğlu · Everest Yayınları · 20195,7bin okunma
Puan vermedi·380 syf.··
2026 11. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 19:22
Bir Düğün Gecesi "Dar Zamanlar" serisinin ikinci kitabı olan bir Adalet Ağaoğlu romanı daha... Nereden başlasam nasıl anlatsam... Diline mi, üslubuna mı, olay kurgusuna mı, anlatım tarzına mı, dönemin tarihi olaylarını sırayla anlatmak yerine karakterlerin yaşam şekillerine dönüştürmesine, gizlemesine mi, 3-4 saatlik bir düğün gecesini herkesin gözünden ayrı ayrı anlatmasına mı, bu romanın kurbanı pardon bu düğün gecesinin gelini Ayşen'in anlaşılamama savaşının, sessiz çığlıklarının anlatıldığı bölümlere mi, Aysel'in kati bir kararla düğüne katılmayışının harika bir üslupla anlatılışına mı, Aysel'in vurdumduymaz, alkolik, boşvermiş kardeşi Tezel'in bu romanda daha ön planda olup, masada Aysel'in akedemisyen kocası Ömer'in yanında yer almasına mı, Ömer'in düğüne neden katıldığını gece boyunca surgulsmasına mı hangisine övgüler yağdırayım? Bilemedim... Ölmeye Yatmak'tan daha çok sevdim... Sırada "Dar Zamanlar"ın üçüncü kitabı "Hayır" var...
Bir Düğün GecesiAdalet Ağaoğlu · Everest Yayınları · 20212,900 okunma
Puan vermedi
TÜRK MASALLARI ____SEÇMELER____ NAKİ TEZEL “Bir varmış bir yokmuş. Zaman zaman içinde kalbur saman içinde. Deve tellal iken, horoz imam iken, manda berber iken; annem kaşıkta, babam beşikte iken… Ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, babam düştü beşikten, alnını yardı eşikten… Annem kaptı maşayı, babam kaptı küreği, gösterdiler bana kapı arkasındaki köşeyi… Çoğu zaman bu sözlerle aralanır masal âleminin kapıları. Develer tellal olur, pireler berber. Bir dudağı yerde bir dudağı gökte Araplar darda kalanın yardımına koşar. Demirden elbiselerini kuşanan acar delikanlılar Kafdağı’nın ardına yollara düşer. Az gidilir uz gidilir. Dere tepe düz gidilir. Altı ay bir güz gidilir. Yedi kat yer altının, on yedi kat gökyüzünün ejderhaları gözü pek yiğitlerin karşısına dikilir. Ayın on dördü gibi güzel, ay gibi ışıldayan, güneş gibi parlayan padişah kızları kırk gün kırk gece düğünle muratlarına erer. Onlar erer muradına biz çıkarız kerevetine… Naki Tezel hem bir halk bilinci hem de masallarımızın yok olup gitmeden toplanmasını zaruri bir ödev olarak gören bir masal derleyicisi. Tezel’in 1933-1958 yılları arasında yurdun çeşitli yerlerinden büyük bir titizlikle derlediği 54 Türk Masalının yer aldığı bu eşsiz çalışma her yaştan masal severler için eşsiz bir kaynak.
Türk Masalları - SeçmelerNaki Tezel · Bilge Kültür Sanat · 2011452 okunma
Reklam
Reklam