“Evrenin ona her şeyi sağlamasını bekleyen ve herhangi bir şey en iyisi olmadığında hayal kırıklığına uğrayan bir arkadaşımla notlarımı karşılaştırdım ve diğer uçta olmanın, yani hiçbir şey beklememenin, ortalam iyilikler karşısında her zaman müteşekkir olmamı sağladığını gördüm. Birbiriyle zıtlaşan eğilimlerin çıkardığı gürültü ve karmaşayı kabul ediyorum. Sarhoşluk ya da can sıkıntısının da bana ait olduğunu kabul ediyorum… iyi olan her şey yol üzerindedir. Varoluşumuzun orta noktası, ılıman bölgedir.”
Ralph Waldo Emerson ‘Experience (Deneyim), 1884’
Bu kapitalist, Amerikan dünya görüşüne göre, dünya devasa bir oyun alanı, üzerindeki her şey de bize keyif verme amacı taşıyan nesnelerdir. Normalde gerçeklik dediğimiz şeyin terk ediliyor olması kimin umrunda. Gelişme ve çürüme, taşkın mutluluk ve azap arasındaki müthiş dalgalanmanın kutuplarından sadece birine, ölümsüz yaşamın, dalgalanmaları olmayan neşenin düz çizgisine indirgenmesi kimi ilgilendiriyor ki? Mutlu olduğumuz sürece, şikayet edecek neyimiz var? Dünyaya mutlu olmak için gelmedik mi?
Üzüntüyü ve onun, evrenin büyük ritimindeki yok sayılamayacak varlığını unutmaya çalışırken bu tip bir mutluluk, sonunda hüznün irade zayıflığı olarak lanetlenmesi ya da küçük, pembe bir hap yardımıyla yok edilmesi gereken anormal bir durum olduğu sonucuna ulaşmamıza sebep oluyor.