Tek başıma hiçbir sorunun yanıtını bulamıyorum.
Hep yeni hayatlar yaşamayı isterken, kendimi aynı hayatı tekrar tekrar yeniden yaşarken buluyorum... Sisli bir gecede yolunu kaybetmiş gemilere benzetiyorum kendimi... Yanına gidip konuşmak istediğim insanları da işte bu kayıp gemilere benzetiyorum.
Uzaktan soluk ışıklarını görüyorum...
Ama ne onlar bana yaklaşıyor, ne ben onlara.
Sisli gecede birbirimize uzaktan bakıp yeniden kendi kayboluşlarımıza karışıyoruz...
Umudum kalmadı artık; bu dünyada düşüncelerimi, beni,duygularımı gerçekten anlayabilecek birini bulmam imkansız görünüyor artık bana...
Ama evimde duramıyorum yine de...
Kendimi sokaklara atmak,insanlarla konuşmak, kendimi onlara anlatmak istiyorum.
Dinliyor gibi gözüküp dinlemeseler de,anlıyor gibi yapıp gerçekten anlamasalar da...
Üzüntünün gölgesi yüz tutmuş kalbimize bundan doğrulamıyoruz bir yere gitmek için yola çıktığımızda yine aynı noktaya dönüyoruz ve bu kısır döngü hevesimizi, sevincimizi yok ediyor.
Şimdi uzun uzun düşünüyorum nerde yanlış yaptım diye doğrularla çıktığım yoldan yanlışlarla ayrılmak kalbime acı veriyor.
En masum kalanı kalbim olduğunu bir kez daha hatırlatıyorum ama nedense en çok darbe yiyen o ve ona yapılan en büyük haksızlık...
Hayatımın derin sularındayım ve bilmediğim bir döngü içinde günden güne boğulmaya yüz tutuyorum.
Bu bir kaybediş kazanma bunun neresinde??
T.