tümüyle güvendiğiniz bir şeye asla kendinizi adamazsınız. kimse yarın güneşin doğacağını fanatik bir biçimde haykırmaz. çünkü güneşin yarın doğacağını herkes bilir. insanlar politik ya da dinsel inançlar ya da başka tür dogmalar ya da amaçlar için kendilerini fanatikçe adıyorsa bunun nedeni daima, bu dogmaların ya da amaçların kuşkulu olmasıdır.
bu sabah her şeye aşığız ve güneşli bir sabah caddesinden geçip restorana giderken hep iyi şeylerden konuşuyoruz. yumurta, sıcak kekler ve kahve sanki cennetten geliyor.
analitik düşüncenin, yani bıçağın yaşam deneyine uygulanması süreci sırasında hep bazı şeyler ölecektir. bu, her şeyden önce sanatta çok net görülebilir. mark twain’in deneyini anımsayalım; mississippi nehri’nde seyretmek için gereken analitik bilgiyi edindikten sonra nehrin güzelliğini yitirdiğini görmüştür. bir şeyler hep ölmüştür. ama sanatta daha az farkına varılan şey ise bir şeylerin de hep yaratıldığıdır.
bir şeyin var olmaması için ne yapması gerekir? yer çekimi yasası, var olmaması için gerekli tüm testlerden geçmiştir. var olmamayla ilgili bir tek özellik düşünemezsiniz ki yerçekimi yasası buna sahip olmasın. ya da, var olmayla ilgili bir tek bilimsel özelliği de yoktur. o halde, onun varlığına inanmak hala bir ‘sağduyu’ meselesinden ibarettir.