İnsanları görmeye katlanamıyordum. Şehirlerden bıkmıştım. Dağlar beni eziyordu. Doktorlara pek inancım yoktur, ama yanlışlarını çıkartıp eğlenmek için kendilerine başvuruyordum. Ötekilerinden daha az aptal görünen biri oyunumun farkına vardı ve bana bir öneride bulundu: Deniz ve yalnızlık.
Aldanmış olmayı istemiyorum, bir avuç kül için altın gibi bir bağ bağışlamış olmak istemem. Bir hayale köle olarak bütün ömrümü boşluğa kurmuş bulunmayı istemem. Onun için uzaklardan, insanlar arasından gelen herkese, böyle gece yarıları gelip, inandığım ve ümitlerimi bağladığım şeylerin, gerçek, tamamen gerçek olup olmadığını soruyorum.