Bu kitabı kendim çalışıp kazandığım paramla tamamen kendi zevkime göre dizayn ettiğim kendime ait odamda okudum.
Keşke diyorum Woolf bu günleri görebilseydi ve içi biraz olsa soğuyabilseydi. Çünkü ben sadece erkek ismi kullanarak yazdıklarını yayınlayabilen Bronte’leri değil doktor olabilmek için hayatının 50 yılını erkek kılığına girmiş bir şekilde geçiren Margaret Ann Bulkley’i de biliyorum. Dönemin şartları gereği eğitim alabilmek için yurtdışına çıkması gereken, bunun için çalışıp para kazanan, ikinci Nobel ödülünün hakkında karalama kampanyası başlatılarak geri plana atılan, cinsiyeti farklı olsaydı başarısının hazzına varabilecek ama çok görüldüğü için bunun yerine depresyonla boğuşan Marie Curie’yi de. Keşke görseydi ve şimdi bile hala o utancı hissedemeyenler olmasına rağmen geçmişe kıyasla daha dimdik duran, eğitimini, hayatını, odasını kendine hak bilip kazanan kadınları görüp, başardık diyebilseydi.
Bu kitabı zamanında bana ‘madem eşitiz, kadınlar da erkeklerin yaptıklarını pekala yapabilir o halde neden tarihteki elle tutulur her şeyi erkekler yapmış?’ diyen o karşı cinsin suratına fırlatmak isterdim. Ne yazık ki kendisinin bu kıymetli eser kadar değeri yok ve bunların hepsi zihnimdeki canlandırmayla sınırlı kalacak.