Falih Rıfkı Atay’ın romandan ziyade kendi yaşamını konu aldığı anı kitabı olan ve ileride kurulacak Cumhuriyetimizin ne tür bir zorluklardan geçtiğini anlatmaktadır. Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde Kudüs yakınlarındaki ‘Zeytindağı’ olarak bilinen bir dağın tepesinde Cemal Paşa’nın kumanda ettiği 4. Karargahına yedek subay vazifesi ile gitmesiyle başlamaktadır.
Bu kitabın önemli olmasının nedeni Talat Paşa’nın özel kalem memurluğunu yapması, Cemal Paşa’nın 4 yıl boyunca emir subaylığını yapması ve bu zaman diliminde Enver Paşa ile tanışması ve sonrası Mustafa Kemal Atatürk ile çalışmasıdır. İmparatorluğun son dönemlerini ve Cumhuriyetimizin kurulmasında etkisi olan paşalar ile birlikte yaşaması, başkalarından değil duyduklarını gördüklerini birinci ağızdan anlatması bakımından önemli bir kitaptır. Bu önemli şahısların hal ve tavırlarıyla İttihat ve Terakki Cemiyeti hakkında da bilgiler vermektedir. Ayrıca İttihat ve Terakki partisindeki insanların Cemal Paşa’nın adamı, Enver Paşa’nın adamı, Talat Paşa’nın adamı diye adamcılık damgalamaları bu paşaların birbirlerini siyasi rakip olarak görmeleri, bazı konularda anlaşmazlıkları ve şahsi çıkarlarını görebilmek mümkündür.
Bu kitapta yazarın savaşın seyrini değiştiren ilginç bir tespitinden bahsetmek isterim. Koskoca imparatorluğu yönetmeye aday 3 paşaların savaşa bakış açısı çok enteresandır. Cemal Paşa’nın Fransızlara, Enver Paşa’nın Almanlara olan yakınlığının nedeni onların dillerini bilmesidir. Ayrıca Cemal Paşa’nın Suriye’yi Konya yapma sevdasından bahsedilmiştir. Savaş sonrası İstanbul’a dönüşte Cemal Paşa’nın Anadolu’nun fakir topraklarına bakarak; ‘keşke buralarda vazife almış olsaydım, kalırsam Anadolu’da vazife almayı talep edeceğim.’ diyerek pişmanlığından bahsetmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu’nun bu