"Bir rüzgargülü kadar güzel," dedi sanat beğenisiyle ün kazanmak isteyen Şehir Meclisi üyelerinden biri, "ama onun kadar yararlı değil," diye de ekledi, kendisini aklı havalarda sanacaklarından korkarak; aslında öyle biri değildi.
Kendi doğasına sırtını dönmemiş birinin sığınacak bir limana da ihtiyacı olmazdı, kaybolacağı bir denizde de boğulmazdı. Çünkü sır oydu ki kendi fırtınan da senin bir parçandı
"Hatta dinle bak, büyük dedem bana ta çocukken anlatırdı, o da kendi dedesinden duymuş, eskilerde, tavanlardan koca koca altınlar sarkarmış; uçları camlarla örülü olurmuş ve camların içinden de altının sahibi her dilediğinde, güneş doğarmış," dedi hevesle Ringo. Arm, gözlerini kırpıştırarak heyecanla konuşan adama baktı ama adamın onunla dalga geçip geçmediğinden emin olamadı
Ama bu yeni hikaye, cesaretiyle ünlü bir kahramanın hikayesi değil. İyilerin kazanacağı ya da ilahi adaletin yerini bulduğu bir dünyada da geçmiyor. Bu hikayenin kahramanlarına şiirler yazılmayacak ve anaların çocuklarına, onların da torunlarına anlatacağı bir masala konu olmayacaklar. Çünkü gerçek hayatta, her şey acı da olsa, tatlı da olsa yaşanılır ve unutulur.