Bencil kişi kendini çok fazla değil çok az sever,hatta kendinden nefret eder. Üretici olmamasının bir belirtisi olan bu kendinden hoşlanmama ve kendine ilgi göstermeme, onu boş ve huzursuz kılar. Böyle bir kişi mutsuzdur ve kendine bilinçdışı engeller koyarak,ulaşamadığı doygunlukları öfkeyle yaşamdan kopartıp almaya çabalar. Freud,bencil kişinin sevgiyi başkalarından alıp kendine yönlendirdiği için narsist olduğunu söylemiştir.
Çok şeyi olan değil,çok veren zengindir. Bir şeyi yitirmekten korkan istifçi,ne kadar çok şeyi olursa olsun,ruhbilim dilinde yoksul ve yoksun bir kişidir. Ancak kendinden bir şeyler verebilen kişi zengindir.
Eşitlik, hiç kimsenin bir başkasının amacına araç olmaması anlamını taşır. Bu, tüm insanların birbirleri için araç değil amaç, sadece amaç oldukları zaman herkesin eşit olacağı anlamına gelir.
Daha öncede belirttiğimiz gibi,geleceğin değerini garantilemenin en etkili yolu şimdiki zamanla cesur ve yapıcı bir şekilde yüzleşmektir. Çünkü gelecek şimdiki zamandan doğar.
Ve sevmeyi öğrenmeye başlamak için en yapıcı yol nasıl sevemediğimizi görmektir. Auden’in Endişe Çağı’ndaki genç adamın durumunu anladığımızda en azından bir başlangıç yapmış oluruz:
Ve sevmeyi öğrenirken,ona asıl öğretilen
Sevmeyi bilmediğidir.