Kırılgan bir yönümü gösterirsem insanların bunu görüp bundan nefret edeceğini, sonra da beni terk edeceğini düşünüyorum hep. Fakat sevdiğim insanların hayatlarının pek çok yönünü biliyorum. Kötü yanlarını, iyi yanlarını, hassas yanlarını... Kötü yönleri bile olsa o yönlere sahip olmalarını seviyorum çünkü bu, onları insan kılıyor. Fakat söz konusu kendim olunca en ufak kusurun, insanların beni terk etmesine yol açacağını düşünüyorum.
İyi bir ilişkinin iki kişinin bireysellik anlayışına sahip olup birlikte bir takım olarak çalışabilmesi demek olduğunu bilse de kalbim, diğer kişi benden oldukça bağımsız göründüğünde -yani karşımdaki her sözümden ciddi anlamda etkilenmiyor ve kendi davranışlarımın standartlarına uymuyor ve direktiflerime uymayıp benim izimden gitmiyorsa- bende bir sorun olduğunu düşünüyor.
Onaylanma arzunuzu besleyen tam da bu davranış biçimi. Başkası tarafından etkilenmek istedikçe başkalarını da bir o kadar etkilemek istiyorsunuz ve karşınızdaki çabalarınıza ne kadar az tepki verirse bir o kadar daha çaba gösteriyorsunuz. Sonra da yoruluyorsunuz. Bu, kendinize sınırlar koymanın bir başka yolu ve abartılı çabası. Sadece sizin tarafınızdan etkilenen kişilerin sizi sevdiği düşüncesi kendi başına aşırı bir tutum.
Kendinize daha çok odaklanın. Özellikle de sevdiğiniz şeyleri yazın, kendinize bakış şekliniz ile başkalarının sizi görme şekli arasındaki farklılıkları da.
Söylemeyi belki de en çok sevdiğim şey, insanların üç boyutlu olduğu. Fakat kötü bir ânımda aklıma gelecek en son şey de bu olabilir. Herkesin birden fazla yönü var ve mutluluk ile mutsuzluk aynı anda var olabiliyor, her şey göreceli.