Tarihi romanları hep bir mesafeli durarak okurdum ama Şah ve Sultan o mesafeyi kaldırdı. Çünkü bu kitapta tarih sadece savaşlardan, taht kavgalarından ibaret değil; gururun, aşkın ve inancın arasında sıkışmış insanların hikayesi var.
İskender Pala, kelimeleriyle kılıç kadar keskin bir dünya kurmuş. Şah İsmail ile Yavuz Sultan Selim’in karşı karşıya gelişi sadece iki hükümdarın değil, iki yüreğin çatışması gibi.
“İki hükümdar, bir güneş altında sığamayan iki yürek...” cümlesi, kitabın özeti aslında.
Okurken bazen bir mısra gibi duruyor satırlar, bazen bir dua gibi. Ve sonunda anladım ki; tarih, kazananların değil, hatırlayanların kaleminde yaşıyor.