Eskisi gibi kitaplarla haşır neşir olamadığım bir dönemdeydim. İnsan bazen ne kadar sevse de sevdiği şeyleri yapacak isteği kendinde bulamıyor bazı zamanlar. Elini eteğini çekmek istiyor çoğu şeyden. Ama içinde bir yerlerde o heves hiç geçmiyor onu gün yüzüne çıkaracak bir adım bekliyor. Benim için o adım Bige hanımın kalemiyle tanışmam oldu. Beni içine girdiğim o tabiri caizse kör kuyulardan kurtardı. Okumaya, dinlemeye tekrar başlayabilmem o ve sevgili Setenay hanım sayesinde. Onun nahif sesi her kitabına o kadar uyuyor ki beni aldı o zamanların içine götürdü. Üç farklı zamanda geçen üç farklı hayat aslında ucundan kıyısından bir şekilde birbirine bağlı ve birbirini etkiliyor. Pandemi günlerini yazdığı günleri dinlerken o zamanları tekrar yaşadım üzüldüm hüzünlendim vay be biz neler atlattık dedim ve güzel bir aşkın filizlenmesi umudun varlığını tekrar hatırlattı. Osmanlı zamanında geçen o masum aşk vazgeçiş yeniden sevdalanış masumluk saflık duygularını uyandırdı. Ve İskenderiye günlükleri o da bir umut öyküsüydü benim için. Çok çok beğendim kalemine sağlık Bige hanım. O güzel sesine sağlık Setenay hanım. Hemen diğer kitapları listeme eklendi ve ön sıralara alındı :)