sanat tarihi ile birleştirilmiş bir dede torun hikayesi.kitabı o kadar uzun zamandır okumak istiyorum ki sonunda zamanı geldi ama maalesef övüldüğü ve beğenildiği kadar sevemedim.bence biraz daha sanatla haşır neşir buraları bilen insanların okuması gereken bir eser çünkü çok fazla tasvir vardı ve az çok tablolara hakim olunması gerekiyordu bence bende bu yüzden kafamda canlanması zor olduğu için okuyabildiğim kadar yavaş okumaya çalıştım.ayrıca sanat eserleri dışında her bölümde günlük hayattan parçalar yer alması güzeldi ama devamının asla gelmemesi ve bir yere bağlanmaması saçma geldi.sürekli sadece resimler hakkında okumak bir yerde sıktı ve yazar sanat tarihçisi olarak ne kadar iyiyse bir yazar olarak o kadar da iyi değildi ilk kitabı olmasının etkisi de olabilir tabi.yinede güzel hatırlayacağım seni mona.
çocuklukta öğrenilen budur işte:kaybetmek.bizzat çocukluğun kendisinin kaybıyla başlar.ne demek olduğunu onu kaybederek öğrenirsin.her zaman her şeyi ama her şeyi kaybedeceğini öğrenirsin.yaşamsal duyumsamanın,mevcut yoğunluğun vazgeçilmez koşulunun kaybetmek olduğunu öğrenirsin.büyümenin kazanımlar biriktirmek olduğuna inanırsın.deneyim,bilgi,maddi kazanımlar,ancak bu bir yanılsamadır.büyümek kaybetmektir.hayatı yaşamak,onu kaybedeceğini kabul etmektir.hayatı yaşamak demek,her geçen saniye ona veda etmeyi bilmek demektir.
kendini arşivlemelisin çünkü ister kahraman ol ister herhangi biri,ister görünür ol ister görünmez,kim olursan ol,geçmişin anılarını canlandırabileceğin yer kendi arşivindir.