Kitapta bahsedilen kısmıyla Camus felsefesini çelişkili buluyorum. Hayatın anlamsız olduğu, hatta bir anlam arayışında olmanın bile anlamsız olduğu görüşüyle, absürdizmi yüceltmeyi sürdürmemek uğruna intihar fikrinden kaçınmak apaçık birbiriyle çelişir..
Hayatta hiçbir anlam yoksa, yaşanıp gidilmesinde veya bitirilmesinde de hiçbir anlam olmadığı düşüncesi nihilizme en uygunudur. Yani intihar fikrine meyil etmek veya kaçınmak anlaşılır derecede anlamsız, fark etmez olabilir ve kişinin istediği an istediği sebeple gerçekleştirmesi anlama bağlanamaz. Fakat Camus'nün yaptığı hayatta kalmak için bu anlamsız seçeneklerden birini kullanmaktır, ve kullanmak bir amaçtır, bu anlamsızlığı bir cevap uğruna araç edinmek veya direkt cevap vermeye çalışmak değer biçmektir, bir açıklamaya ve doğruya yönelmektir ve bu da onu her basamakta görüldüğü gibi tekrar tekrar anlamın kendisine dönüştürür. Değer, cevap, amaç, açıklama, doğru; anlam başka nedir? "İntihar etmeli miyim?" sorusunu sormak bile anlamın varlığını kanıtlar. Çünkü bir eylemi gerçekleştirip gerçekleştirmemek için bir açıklama, sebep, değer aranmaktadır ve bu arayış anlamın ta kendisidir. Üstüne üstlük, "İntihar etmemelisin." demek bu anlamı kuvvetlendirir, hele sebeplendirilmesi daha da çelişkiye sürükler. Çünkü bir amaç doğmuştur. Oysa bu sorunun cevabının "Farketmez." veya, "Düşünmeye değmez." olması beklenir. Fakat buna kafa yorulup bir kanıya varılmış, böylece değip değmeyeceği tartılmış, yetmezmiş gibi çünkülere girilip "Absürdizmle savaşmalısın." çıkarımıyla anlamlardan en kuvvetlisi kabullenilmiştir. Mücadele. Görüldüğü üzere bu maskenin altında hayata tutunmak için samimiyetsiz bir anlam arayışı yatmaktadır. Nihilizmden uzaktır, çünkü ruh vardır, niyet vardır ve öylesine değildir. Anlamsız; dolayısıyla yaşam veya