itiraf etmeliyim ki, azizim, inancımı kaybettiğim an lar oldu. Kendi öğretime sadık kalmadığımı, ihanet ettiği mi hissettim. Ama çok geçmeden bütün bunları geride bı raktım. Adalet fikri hala burada, içimde, diye düşündüm. Bana doğal geliyordu. Kendi kaderim için kaygılanmanın ötesinde üstün bir görevin beni beklediğini hissediyor dum. Böylece harekete geçmeye karar verdim."
Kendi kendime bu meseleyi tartıştım. Unutma, diyordum kendime, bizler insan türünün üyeleri olarak doğduk ve bütün insanlıkla dayanışmak görevimiz. İyi de 'görev' fikri doğal mıydı? Nereden çıkmıştı ki bu görev fikri? Görev fikri beni sağlığımdan, rahatımdan, kendimi koruma içgüdümden ve başka doğal içgüdülerimden fedakarlık etmeye zorluyorsa üstümüzde tıpatıp aynı etkiye yol açan herhangi bir toplumsal kurgudan ne farkı kalırdı ki?