farklı toplumsal statülere sahip beş farklı insanın ölüm anları anlatılıyor kitapta, ve hepsi de büyük bir yalnızlık duygusu içinde ölüyorlar. ne kadar farklı kesimlerden olsalarda etraftaki insanların duyarsızlıkları da aynı. kişi öldükten sonra bir gün ve daha az bir zaman dilini içerisinde üzülmek ve ya üzüntüden cenazeye gidememek gibi sahte tavırlar, ya da artık hasta insana bakamama zorluğu ile içten içe o hastanın ölmesi isteği… okurken gerçekten içime döndürdü ve ölümü tekrar tekrar düşündüm. herkes bir gün toprağın altına girecek, bundan kaçış yok. kitabın arkasında yazan “ölüm gerçek, ölüm döşeği tabu, cenaze ortak, yas bireysel” cümlesinin üstünde gerçekten düşünülmesi gerekiyor. herkesin üzüntüsü kendinde