" Fransızca'daki açık söyleme kolaylığından mıdır, nedir, dinleyenler içinden esnaftan bir de bulunsa bir katip kadar dinlediklerinden üzülür. Biz de Türkçe dille verilen, yazılan nutuklardaki o kelime kalabalığı, satırları birbirine ulaşsa bir endazeye varan o şatafatlı, o parlamasıyla sönmesi bir olan talaş alevine benzer kof sözler nedir?"
" Bir insan ne kadar tembel olsa yine yaradılışı bakımından bir şeyle uğraşmak zorundadır. Yararlı bir iş bulamayınca zararlısıyla uğraşılacağına kuşku yoktur."
" - Ha şöyle yavrum, bazı sene de dönmeli (sınıfta kalmalı). Dört nala mektepten çıkan çocuğun öğrenimi pek öyle kavi (sağlam) olmaz... Her yıl avuç dolusu para veriyorum, bir çok kitap alıyoruz. Onları bir sene okuyorsunuz, sene başında gine yeni kitaplar alınıyor. Eskilerini bir daha açıp yüzüne bakmıyorsunuz. Bir yıl okumak için o kadar kitap parası verilir mi? İmtihandan dönersen, hiç olmazsa bir kitabı iki defa okuyorsun. Okudukların zihnine iyice yerleşiyor. Böyle olursa hem sen karlı çıkarsın, hem ben..."
"... Şeytan arabası mıdır nedir? Hani böyle şimendifer gibi fıldır fıldır gidiyor. Vavlı sepet (bisiklet) arabası mı ne diyorlar? İşte öyle bir karın ağrısı ismi var. Nebile'nin beyi işte bir tane ondan almış. Hanımını bindirip de bahçede dolaştırıyormuş. Ne tuhaf olur onun üstünde gitmesi? Tövbeler olsun, binmesi de günahmış diyorlar ama insan imreniyor..."